Son Dakika

Okunan haber:

İMF Başkan Yardımcısı: ''İstemeyen bizimle işbirliği yapmasın''


Insight

İMF Başkan Yardımcısı: ''İstemeyen bizimle işbirliği yapmasın''

Uluslararası Para Fonu en son “finansal İstikrar” konulu raporunu açıkladı. Raporda Avrupa’nın endişe kaynağı olmaktan çıktığı görüldü. IMF’nin raporunda daha çok gelişmekte olan ekonomiler ve ABD’deki ekonomik durum da ele alındı.

Uluslararası Para Fonu raporunda gelişmekte olan piyasa ekonomilerinde büyümenin yavaşladığı vurgulandı, gelişmekte olan piyasaları esnek tutmak için ne yapmak gerektiği sorusuna yanıt arandı..

IMF bu arada Çin ekonomisi için 2014 büyüme tahminini yüzde 7,3, ABD ekonomisi için 2013 ve 2014 tahminlerini yüzde 2.6, Japonya için ise yüzde 1,2 olarak belirledi. Euro Bölgesi büyüme tahmini ise yüzde 1 oldu.

Raporun açıklanmasıyla eş zamanlı olarak Washington’da konuşan IMF baş ekonomisti Olivier Blanchard, “2008 krizinin yol açtığı tehlikeli sorunlar gündemdeki yerini koruyor” diye konuştu:

“2008 krizinden sonraki iyileşme sürüyor. Sanırım bu durum. çok önemli. Ama maalesef çok yavaş. Gelişmiş ekonomiler tehlikeyi atlatmış değil. Kamu borçları ve bazı durumlarda özel borçlar hala çok yüksek. İşsizlik büyük sorun.”

Bu açıklamanın ardından konuşan IMF Başkanı Christine Lagarde da ‘‘yavaş” kelimesinin altını çizdi.

“Biz küresel krizler gördük ve şimdi de küresel geçişler göreceğiz. Muhtemelen büyük buhrandan, büyük geçişe doğru hareket ediyoruz. Tüm bu geçişler, bütün bu büyük değişiklikler ne hızlı olacak ne de kolay. Ülkeler büyük olasılıkla yıllarını bu yeni gerçekliğe uyum sağlamakla harcayacak. “

İsviçre bankası Credit Suisse’nin hazırladığı rapora göre, dünyada özellikle son on yıl içinde türeyen zenginlerin sayısı hiç olmadığı kadar yüksek. Ülkelere göre sıralama da ilginç. Listenin ilk sırasında yetişkin başına 380 bin Euro’luk servet ortalamasıyla İsviçre bulunuyor. Onu 298 bin Euro ile Avustralya ve Norveç takip ediyor.

Rapora göre ayrıca dünya genelinde yetişkinlerin üçte ikisinin servet ortalaması 10 bin Dolar’ın altında kalırken bunlar toplam servetin sadece yüzde üçünü paylaşıyorlar.

Euronews muhabiri Adrian Lancashire “finansal İstikrar” konulu raporun açıklanmasının ardından, Uluslararası Para Fonu Başkan Yardımcısı David Lipton’la görüştü.

David Lipton global kriz ve dünyadaki son ekonomik gelişmelerle ilgili IMF’nin bakış açısını euronews için değerlendirdi.

euronew: ‘‘Kriz başlayalı beş yıl oldu. Zenginler daha da zenginleşiyor, fakirler daha da fakirleşiyor. Orta sınıflar baskı altında. Ekonomik iyileşme ve kalkınma bıçak sırtında mı gidiyor?’‘

David Lipton: ‘‘Önemli olan global ekonominin işler hale gelmesi. İleri ülkelerin ekonomileri sağlığına kavuşurken gelişmekte olan ülkelerin ekonomileri hız kesiyor. Gelir eşitsizliğinin derinleştiği bir gerçek. Bunun nedeni kısmen işini kaybedenlerin düştüğü zor durum. Kısmen de küreselleşmenin ve teknolojik değişimin yol açtığı baskılar. Bazılarının borsalarda çok paralar kazanma becerisini de bunlara eklemeliyiz.. Bizim için önemli olan, ülke ekonomilerinin harekete geçmesi ve finans sistemlerinin dönüşüme uğraması. Geçmişte tanık olduğumuz türden olaylar bir daha yaşanmasın istiyoruz.’‘

euronews:

‘‘Sıradan insanlar bir çok ülkede olanaklarının ötesinde borçlandı ve bunun bedelini ağır ödedi. İşlerini, evlerini, emekli maaşlarını, eğitim olanaklarını kaybetti Aşırı borçlanmalardan ve kötü yönetimden sorumlu olanların cezalandırılması konusunda İMF’nin politikası nedir?’‘

David Lipton: ‘‘Önemli olan ileriye bakmak. Denetleme yükümlülüğü olanların bankaların daha güvenli çalışmasını kontrol etmesi gerekiyor. Uluslararası finans topluluğunun bir kaç yıldan beri finans sisteminin kurallarını kökten iyileştirme projesi var. Süreçten tamamen tatmin olduğumuz da söylenemez..Yeni kuralların benimsenip yürürlüğe konması çok önemli. Dünya finans sisteminin çökmesine yol açan sıkıntıların tekrarlanmaması gerekiyor.’‘

euronews: ‘‘İMF yardım için ülkelere koşul dayatıyor. Eleştirmenler bu ülkelere şantaj yaptığınız kanaatinde. Buna ne yanıt verirsiniz?’‘

David Lipton: ‘‘Eğer istemiyorlarsa bu ülkelerin bizimle işbirliğine girmemesi gerekiyor. Bizim onlara sunduğumuz mali destek ve ekonomilerine vurduğumuz onay mührü başka yollardan elde edemeyecekleri bir şey. Bizden aldıkları onay bizden kurum olarak aldıkları desteğin çok ötesinde kuruma üye ülkelerin toplamından aldıkları bir onay. Öyle inanıyorum ki, kriz süresince Avrupa ülkelerine tavsiyelerimiz çok işlerine yaradı. Bu arada verdiğimiz mali destek de Avrupa’nın kendi olanaklarıyla sağladığı desteğin yanında çok faydalı oldu.’‘