Son Dakika

Okunan haber:

İnsani yardım faaliyetlerinde teknolojik devrim


Insight

İnsani yardım faaliyetlerinde teknolojik devrim

Uluslararası Kızılhaç Federasyonu ve Kızılay Dernekleri’nin yıllık raporunda, 2012’de meydana gelen ölümcül felaketlerden Bopha Tayfunu’nun saatte 210 km ile Filipinler’i silip süpürdüğü ve bin 901 kişinin ölümüne neden olduğunu bildirildi.

2012 yılındaki felaketlerde geçen on yıla oranla çok daha fazla ölüm yaşandı. Fakat maddi hasar açısından sıralamada 5. sıradaydı.
En büyük maddi hasarlı felaket, Ekim 2012’de Amerika Birleşik Devletleri doğu kıyısında etkili olan Sandy Kasırgası. Kasırganın temizlik, onarım gibi kalemler de dahil maliyeti tam 50 milyar Dolar olarak açıklandı.

2013’ün Kızılhaç afet raporunda teknolojinin insani faaliyetlerde nasıl kullanılabileceğine dikkat çekildi. Bir doğal afet yaşandığı zaman bilgi de en az yiyecek ve içecek kadar önemli hale geliyor. Sivil toplum kuruluşları şimdi jeo-uzamsal mobil teknolojiyi kullanarak, afetten etkilenmiş ya da etkilenecek insanların bilgilerini topluyor.
Bu akıllı telefonlar sayesinde hızlı bir iletişimle bütün nüfusu uyarabilirsiniz.

Amerikan Kızılhaçı’ndan Craig Cooper, “Televizyonu açıp haberleri dinlemek radyodan bilgi almak gibi adetlerin yerini telefonlar ve internet aldı. Bu yıl Yeni Zelanda’daki deprem sırasında bunu gördük. Birçok insan bina içinde nerede kapana kısıldıklarını tweet atarak bildirdiler. Yani bu tarz iletişim giderek öncelikli hale geliyor. İnsanlar ayrıca sosyal medyayı felaket öncesi ve tabi sonrasında da bilgi edinmek için kullanıyor.” şeklinde konuştu.

Eğer insanların teknolojiye ulaşma imkanları yoksa bu sefer devreye ‘digital divide’ yani dijital eşitsizlik giriyor.

Kısa mesajlar yani SMS’ler sayesinde Kızılhaç milyonlarca insana ulaşabiliyor. İnsanlar bu gibi pratik bilgilere ulaşarak, afet sırasında nereye sığınacaklarını nasıl yardım alabileceklerini bir telefon sayesinde öğrenebiliyor. Ayrıca salgın hastalıklar ile ilgili de bilgilere ulaşabiliyorlar. Mesela Haiti’de 2010 depreminden sonra yayılan kolera salgını gibi, 8 bin kişi öldü sayı halen yükseliyor.

Harvard İnsani Girişimi’nden ve Uluslararası Kızıl Haç ve Kızılay Federasyonu tarafından yayımlanan ’2013 Dünya Felaket Raporu’ editörlerinden Patrick Vinck yayınımıza Boston’dan katılıyor.

Bu yıl ki yayın teknoloji ve gelecekteki insani faaliyetler üzerine odaklandı.

Chris Cummins, euronews:

Yayınımıza hoş geldin Patrik

Patrick Vinck:

“Beni konuk ettiğiniz için çok teşekkürler.”

Chris Cummins:

“Patrick, cep telefonları, sosyal paylaşım ağları gibi sistemlerin yarattığı yeni iletişim çağı, doğal felaketlerde ve şiddet olaylarında insani yardım ajanslarına ve toplumlara nasıl fırsatlar sağlıyor?”

Patrick Vinck:

“İnsani yardım kuruluşları için anahtar konu, risk altındaki toplumlara yardımın daha etkili bir şekilde nasıl sağlanacağı. Teknolojik potansiyel çok fazla. Hava ve uydu görüntülemeleri daha iyi bilgi toplamamıza yardım ediyor. Fakat aynı zamanda cep telefonları ile alandan aldığımız bilgiler, örnek olarak sosyal medya vasıtası ile sesli ve yazılı mesajlaşmalarımız da buna katkı sağlıyor.”

Chris Cummins:

“İnsani yardımla ilgili teknolojilerin kaynağı neresi? Bu sektörün kendisinden mi geliyor? Sektör yatırım mı yapıyor yoksa dışarıdaki aracılardan mı geliyor? Bu kazançlı ve potansiyel barındıran pazarın dayanak noktası ne?”

Patrick Vinck:

“Bu çok ilginç bir sual. Bu, gerçekten fikirleri olan insanlar ile insani yardım kuruluşlarının arasında sağlanan buluşma noktası. Elbette kuruluşlar arasında daha yenilikçi olanlar vardır. Fakat bu sorunun önünde bazı engeller var ve raporda altını çizdiğimiz risklerden biri de dijital eşitsizlik. Kimin yeteneği var, kim yeni teknolojilere yatırım yapmak, öğrenmek ve uygulamak için araçlara sahip ve kimin yok?”

Chris Cummins:

“Burada iki yeni gelişmeden bahsedebiliriz. Elektronik paranın aktarılma hızı ve biyometrik kimliklendirme. İkisi de insani yardım için anahtar role sahip. Bir felakete uğrayanlara nasıl avantajlar sağlıyorlar?”

Patrick Vinck:

“Elektronik para ve elektronik nakit havalesi, teknolojinin insani yardımın daha etkili yapılabilmesine olan katkısına en iyi örnekler. Bu sayede sızmayı önlüyoruz ki bu gerçek alıcılara ulaşmıyor demenin güzel yolu. Aynı zamanda fiziksel para transferinin maliyetlerinin de önüne geçiyoruz. Yani bu örnek teknolojinin yardım kuruluşları tarafından nasıl etkili kullanıldığına ve hızlı bir şekilde adapte edildiğine güzel bir örnek. Biyometrik sistemde aynı tarz ihtiyaçtan oluşmuştur. Yardım kuruluşları için anahtar zorluklardan biri de yardıma ihtiyacı olan insanların ihtiyaç duyduklarına ulaşmasının ve kaynaklarda hiç bir sapma olmadan zaman içinde yardımın devam etmesinin sağlanmasıdır. Bu yüzden hak sahibini takip etmemiz gerekir. Bu bir kazan kazan durumu.”

Chris Cummins:

“Şimdi biraz daha tartışmalı ve karmaşık bir alana yönelelim. Bir afete yanıt olarak insansız hava araçları teknolojilerinin artıları ve eksileri nelerdir?”

Patrick Vinck:

“İnsansız hava araçları teknolojisi zor, nispeten yeni ve katkı potansiyeli yüksek. Düşünün bir deprem yada başka bir felakette sadece hızlı görüntüleme yapmıyor alandaki durumu 3 boyutlu olarak modelleyebiliyorsunuz. Çok uzak bölgelere ağır lojistikler olmadan, aslında ekipman ve malzeme gönderme maliyetini azaltarak, cerrahi müdahaleyi ve aşıları ulaştırabildiğinizi düşünün. Bu mekanizmalar vasıtasıyla toplanan verilerin gizliliği konusunda ele alınması gereken sorunlar da var. Biz, bu teknolojilerin benimsenmesi konusunda çok dikkatli olmalıyız. Değerlendirme de çok önemli. Aynen bu teknolojide gizlilik, etik, veri korumada deneyimleri olanlar ile bedeli ne olursa olsun insanların hayatını kurtarmaya odaklanarak bu tür olguları düşünemeyen insani yardım çalışanları arasında köprü kurmak gibi.”