Son Dakika

Çözüm sürecinde ateşkes sona mı eriyor?

Okunan haber:

Çözüm sürecinde ateşkes sona mı eriyor?

Metin boyutu Aa Aa

21 Mart’ta Öcalan’ın silah bırakma ve eylemsizlik çağrısıyla resmen başlayan çözüm sürecinin akıbeti, gittiği nokta Türkiye’nin ve bölgenin geleceği açısından en önemli mesele. Bir yanda “müzakereler başlasın” çağrısı altında dışa vurulan hala “al-ver sürecinin” başlamadığı gerçeği diğer yanda her an eli tetiğe gidebilecek unsurların varlığı ve farklı yöndeki siyasi mesajlar kafa karışıklığına yol açıyor.

Geçtiğimiz Cuma Türkiye’de yerleşik yabancı basınla sohbet toplantısı gerçekleştiren BDP eş genel başkanları Selahattin Demirtaş ve Gülten Kışanak’ın açıklamaları en azından Kürt siyaseti açısından olayın nasıl algılandığını gözler önüne serdi, sürecin geleceği açısından da ümit verdi.

Demirtaş süreç konusunda son derece gerçekçi. Yaklaşımı barış süreçlerinin kuramsal temelleri ile de örtüşüyor.

“Barış sürecinde hayal kırıklığı yaşamıyoruz. Bütün bu tür süreçler böyledir. Bölgesel konumu dolayısıyla Türkiye’nin Kürt müzakeresinin daha sıkıntılı olacağını tahmin ediyorduk. AKP’nin hızlı adım atmaması süreci enfeksiyona açık hale getiriyor. Bölgesel değişimler çok hızlıdır. Suriye-Irak-İran dengeleri, seçim süreçleri etkiliyor. Sağlıklı adımlar atılmadığı için sıkıntılar yaşanıyor. Asla müzakere ve barış süreçlerinden vazgeçilmemesi gerektiğine inanıyoruz. Gerçek müzakereleri başlatmak için baskıyı sürdüreceğiz” diyor, Demirtaş.

Batılı araştırmacılar John Darby ve Roger MacGinty Management of Peace Processes ve Contemporary Peace Making adlı eserlerinde barış süreçlerini çeşitli safhalara ayırıyorlar. İlki ateşkesin sağlandığı, tarafların birbirini tanıdığı, müzakere heyetlerinin belirlendiği, ana sorunların tarif edildiği “ön müzakere” süreci. Asıl müzakere ön müzakere süreci başarılı bir şekilde aşıldığında başlıyor. Daha kurumsal, hukuksal temellerinin oluşturulduğu ikinci bir aşama müzakere süreci.

Kürt siyasetinin aktörleri, Abdullah Öcalan ve BDP bir yıldır devam eden süreci “ön müzakere” kategorisine sokuyor. “Gerçek müzakere başlayana kadar ısrarımızı sürdüreceğiz ve vazgeçmeyeceğiz” mesajı veriyor. BDP eş genel başkanı “Öcalan’ın üç beklentisi var: Son mektupta bunu belirtti. Müzakerenin başlaması gerektiğini söylüyor. Müzakereye hazırlık, diyalog belli bir birikim oluşturdu. Müzakerenin koşulları ve şartları oluşmalı” diyor.

Kürt tarafı Öcalan’ın dış dünyayla, medyayla, sivil toplum kuruluşlarıyla, kendi toplumuyla görüşebilmesini; Türkiye’nin içinden çıkacak üçüncü bir gözlemci güç oluşturulmasını ve görüşmelere paralel yasal ve anayasal düzenlemelerin yapılmasını, bir projenin hazırlanmasını istiyor. Hükümet bunları yaparsa derinlikli müzakerelerin başlayacağına inanıyor. Türkiye ise ateşkes sürecinin tamamlanmasını, silahların tamamen devre dışı bırakılmasını ve demokratik paketle attığı adımların karşılık bulmasını bekliyor.

Peki bunlar olmazsa ne olacak? Ateşkes sona mı erecek? Şiddete geri mi dönülecek?

Demirtaş, “Görüşmeler koparsa KCK ateşkesi bozmaya götürür mü bilmiyoruz. Türkiye dışına çıkan silahlı güçlerini tekrar Türkiye’ye sokmaya hazır olduklarını belirttiler. Umudumuz işin o noktaya gitmemesi. Bizim çabamız çatışmaların başlamadan müzakerelerin güçlenmesi, sürece heyecan ve ruh kazandırılmasıdır. Hükümet koparmak istese de ısrarcı olmamız lazım. Yerel seçime kadar ciddi bir gelişme beklemiyoruz” diyor.

Ama unutmamak gerekiyor ki barış süreçlerinin ayrılmaz bir parçası da “şiddet ve barışı bozucu aktörlerin varlığı.” Bazen müzakere masasındaki aktörler ne kadar kararlı olsalar da barışı bozucular çeşitli eylemlerle görüşmeleri rayından çıkarabilmiştir. Özellikle İsrail-Filistin Yönetimi arasındaki Oslo Süreci bunun sayısız örnekleriyle dolu. Türkiye’de yürütülen çözüm sürecinin karşıtlarının da az olmadığını hesaba katmak gerekiyor.