Son Dakika

Son Dakika

Kayboldular fakat unutulmadılar

Okunan haber:

Kayboldular fakat unutulmadılar

Metin boyutu Aa Aa

Savaşlar, çatışmalar, doğal afetler, arkasında sadece bitmiş hayatlar ve yıkılmış binalar bırakmıyor. Felaketlerden geriye ayrıca kayıp insanlar da kalıyor. Tıpkı 1995’teki çatışmaların sonunda onbinlerce kişinin kayıp olarak rapor edildiği Bosna’da olduğu gibi. Kayıpların yakınları ise hala adaletin yerini bulmasını bekliyor.

İşte Uluslararası Kayıp Kişiler Komisyonu (ICMP) da Hollanda’nın Lahey kentinde düzenlenen ve 3 gün sürecek konferansta bu konuyu ele alacak. Komisyon 1996 yılında Fransa’nın Lyon şehrinde yapılan G-7 zirvesinde dönemin ABD Başkanı Bill
Clinton’ın girişimleri ve bugün sayıları yirmiye varan ülkelerin sağladığı fonlarla kuruldu. Kurulduğu zamanlarda komisyonun öncelikli hedefi Bosna Hersek’teki soykırıma kurban giden ve hala cesedine ulaşılamayan insanların bulunmasıydı. Daha sonra ise çalışma alanları giderek genişledi. Bu amaçla Bosna Hersek başta olma üzere birçok yerde enstitüler ve DNA laboratuarları kuruldu.

Bosna savaşının ardından 40 bin kişi kayıp olarak rapor edildi. Komisyonun bölgede yürüttüğü çalışmalar sayesinde şimdiye kadar kayıpların yüzde 70’inin kimlik tespiti yapıldı.

Maalesef bu durum diğer bölgeler için de geçerli. Irak savaşı ile birlikte bölgede en az 250 bin kişi kayıp olarak kayıtlara geçti. Suriye’de ise bu rakam şimdilik 50 bin civarında. Meksika’daki uyuşturucu savaşında ise bugüne kadar 26 bin kişi kayboldu. Komisyon ayrıca günümüzde sivil kayıplarının askeri kayıplara oranla büyük ölçüde arttığını belirtiyor.

Tabi kayıpların tek nedeni savaşlar değil. Dünyanın her yerinde ve her gün insanlar, uyuşturucu savaşları, insan hakları ihlalleri, insan ticareti ve politik nedenlerden dolayı kayboluyor. Bu kadarla da bitmiyor. Bu vahim tabloya bir de doğal afetler ekleniyor. Özellikle son 10 yıl içinde meydana gelen ve sayıları giderek artan afetler sırasında milyonlarca kişi kayıp olarak rapor edildi.

Uluslararası Kayıp Kişiler Komisyonu üyesi, Ürdün Kraliçesi Nur
euronews’in konuğu oldu, Paul McDowell’ın sorularını cevapladı:

euronews:

“Komisyonun düzenlediği konferansın başlığı: “Kayıplar ve geleceğin gündemi”. Konunuzun sebepleri ya silahlı çatışmalar, ya insan halklarının çiğnenmesi ya da doğal felaketler olurken geleceğe bakabilmek zor değil mi?”

Kraliçe Nur:

“Biz dünya çapında kayıp kişilerle ilgili, hem de hangi sebepten olursa olsun, tüm yönleriyle ele alarak çalışan tek kuruluşuz. Lahey’de ilk kez düzenlenen bu konferansta da konunun uzmanlarını ve politikacıları biraraya getiriyoruz. Kayıp kişiler sorunu tüm yönleriyle ele alınacak. “

euronews:

“Anladığım kadarıyla “neresi ya da kimin durumu daha acil” bilmek ve öncelik belirlemek de kolay değil. Sizin yaklaşımınız nasıl?”

Kraliçe Nur:

ICMP olarak, kayıplarla ilgili, Balkanlarda da uyguladığımız, en geniş ve en etkili kişi tanıma laboratuar sistemini hayata geçirdik. Böylece bu kadar olağanüstü karmaşık ve kötü bir soykırım ve insan hakları ihlali durumunda dahi kayıpların tesbit edilebileceğini ortaya koyduk. Tecrübelerimizle Irak ve Libya’da da geçici yargı kurumlarının çalışmalarına çok sayıda kayıpla ilgili olarak katkıda bulunduk. Şimdi de Suriye’de çalışıyoruz. Yaklaşık 50 bin kişinin kayıp olduğu bir durumda çalışmaların nasıl başlayabileceğini gösterdik. 17 bin eski yönetim zamanında kaybolmuş, 30 bin kişi de bu dönemde yaşanan çatışmalar sonucu kayıp. Onlara gösterdiğimiz ve şu aşamada yapılabilecek işlerden biri olabildiğince fazla genetik veri toplamak. Özellikle de yerinden edilen ve ulaşabildiğimiz insanlardan, Türkiye’de, Ürdün’de, Irak, Mısır ya da Lübnan’da kamplarda olanlardan. Bu bilgilerin biraraya getirilip düzenlenmesi ve korunması gerekiyor. Bizim Suriye’de ve Balkanlar’da daha önce görülmemiş şekilde başarılı sonuç elde edebilmemizin altında bu yatıyor.”

euronews:

“Son olarak bu kadar yüksek sayıda insandan bahsediyorken
bazı yorumlar yapmak güç. Ancak yakın zamanda bazı çocukların durumu medyada çok yer buldu ve ses getirdi. Çocuklara ne ölçüde öncelik verebiliyorsunuz?”

Kraliçe Nur:

“Kadın ve çocuklar kayıpların büyük çoğunluğunu oluşturuyor. Sizin bahsettiğiniz durumlarla ilgili olarak, özellikle bazı ülkelere dönük ve münferid olaylarla ilgili bir çerçeve geliştiremedik. Çok geniş bir ölçekte çalışıyoruz. Ancak kendi DNA tanıma sistemimizle farklı devletler ve organizasyonlarla çalışıyoruz. Olabildiğince çok kişinin sorununu çözmeye çalışıyoruz. Bu şekilde hem her kadın ve çocuğun durumuna katkıda bulunabileceğimizi hem de büyük ölçekli sorunların çözümünü sağlayabileceğimize inanıyoruz.”