Son Dakika

Okunan haber:

Cenevre II Türkiye için bir fırsat


Türkiye

Cenevre II Türkiye için bir fırsat

İran ile Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin daimi beş üyesi ve Almanya’nın (D5+1) imzaladığı nükleer programın askıya alınmasına dair anlaşma Ortadoğu’da siyasi iklimi değiştirdi. İran’ın Körfez ülkeleri ve Batı’nın müttefiki ülkelerce kuşatılması, baskı altında ve sistem dışında tutulmasına dayalı düzen sarsılıyor. Her siyasi sarsıntıda olduğu gibi mevcut durumdan yararlanan güçler hem statükoyu korumaya hem de yeni duruma adapte olmaya çalışıyor.

İran’ı çevreleyen sistemin iki güçlü ayağı Suudi Arabistan ve İsrail statükonun korunması ortak paydasında buluştu. Geçtiğimiz günlerde TÜSİAD Dış Politika Forumu’nun davetlisi olan, ABD eski Dışişleri Müsteşarı ve Brookings Enstitüsü’nün Başkanı Strobe Talbott’a göre İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu İran yüzünden Amerikan Başkanı Obama’ya savaş açmış durumda. Kongre’de Yahudi lobisinin Obama’yı sıkıştırmak için amansız bir siyasi ve diplomatik mücadelesi olduğunu söylüyor. Netanyahu bir yandan Obama’ya çatarken diğer yandan Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ile İran’a karşı “red cephesi” oluşturuyor.

Türkiye ise İran’la varılan Cenevre Anlaşması ile büyük bir fırsat yakalamış oldu. Mısır, İsrail ve Suriye ile yaşadığı üçlü kriz dolayısıyla Ortadoğu’da sıkıntıya giren Ankara, Bağdat ve Erbil yakınlaşmasıyla nefes almaya çalışırken gelen bu haber İran politikasında da rahatlamaya yol açacak. Anlaşma öncesi İran’a yönelik ambargodan en çok etkilenen ülkelerden biri Türkiye’ydi. İran’la ticaret küçülürken, siyaseten de Ankara-Tahran ilişkilerinde bir tatsızlık hakimdi. Şimdi Tahran’ın Batı ile ilişkilerinin düzelmesi İran-Türkiye ilişkilerinde de olumlu etkisini gösterecek. Ekonomik ilişkiler daha da derinleşecek. Bu bölge politikalarına da yansıyacak. Suriye konusunda İran’ın Cenevre’de ne söz verdiği, nasıl bir geçiş sürecine ilerleneceği önümüzdeki ay Cenevre II toplantısında netleşecek.

22 Ocak’ta yapılacağı belirtilen Cenevre II bu yeni siyasi iklimde Ankara’nın üç yıldır sürdürdüğü ve beklediği sonuçları alamadığı, sıkıntıya girdiği politikalarını gözden geçirmesi ve pozisyonunu güncellemesi açısından büyük bir fırsat. Ankara 2011’de başlayan krizin ilk aylarındaki “değişim Esad ile olacak” noktasından hızlıca “Esad’sız çözüm” ilkesine dönmüş, ciddi güvenlik ve diplomasi sorunlarıyla karşılaşmıştı. Askeri tırmanma, sınır boyunda yaşanan ölümler, terör saldırıları ve mülteci akını gibi olayların gösterdiği gibi Esad’ın iktidarda kaldığı her gün Türkiye’nin yüklendiği maliyeti arttırdı. Suriye üçlü bir bölünme sürecine girerken Türkiye’nin yanıbaşında kökten dinci bir yapı beliriverdi. El Kaide’nin Türkiye’nin güneyine yerleşmesi sınırın iki yanındaki Kürt ve Türkmen nüfusun hayatlarını da olumsuz etkiledi. Batı’da Türkiye’nin El Kaide’yi desteklediği propagandalarına imkan verdi.

Ancak şimdi bu dalgayı tersine çevirmenin hiç olmazsa etkisini azaltmanın imkanı belirdi. Esad rejiminin en büyük destekçisi İran’ın Batı ile yakınlaşması, rejimin toparlanarak hayatta kalma becerisi göstermesi ve El Kaide tehdidi daha şimdiden Türkiye’nin “ateşkes” noktasına gelmesini sağladı. Türkiye artık Suriye muhalefetine karşı da daha üst perdeden uzlaşma baskısı yapıyor. Sınır kontrolleri ve güvenliği konusunda hassasiyetini arttırmış durumda. Şimdi yapılması gereken uluslararası platformda da Türkiye’nin yeni yaklaşımını sürdürecek, Suriye’deki geçiş döneminde masada ağırlık kazanmasını sağlayacak ve Esad’ın bir süre daha işbaşında kalması olasılığını göz önüne alacak yeni bir iletişim ve diplomasi kanalı açacak bir tavır geliştirmek. Hem uluslararası hem bölgesel hem de yerel tüm unsurların katılması beklenen Cenevre II bunun için iyi bir fırsat. Türkiye yeni bir yaklaşımla eskiye dönemese de Suriye krizinin maliyetini hafifletebilir. Bunun için masaya gelecek rejim temsilcileriyle iletişim kurmak, arkasında durulamayacak iddialı kırmızı çizgiler çekmemek ve esneklik göstermek şart. Türkiye bunu Irak’la yapabildi. Suriye ile de yapmaması için bir neden yok.