Son Dakika

Okunan haber:

Türkiye’de inanç ve Vicdan özgürlüğü kağıt üzerinde


DÜNYA

Türkiye’de inanç ve Vicdan özgürlüğü kağıt üzerinde

Abant Platformu’nun “Aleviler ve Sünniler Barış ve Geleceği Birlikte Aramak” başlıklı 30. Oturumunun ikinci günü hararetli tartışmalarla geçti. İnanç ve vicdan özgürlüğünün tartışıldığı oturumun başkanı eski Kültür Bakanı Ertuğrul Günay, devlet adına önemli özeleştirilerde bulundu.

Ertuğrul Günay, “Türkiye’de yasalarda vaad edilen evrensel hak ve özgürlükler gerçek hayatın içerisinde yer alamamıştır. Türkiye’nin 90 yıllık meselesi temel haklar konusunda bir türlü kuramsallıktan gerçekliğe kavuşamamasıdır. Nedenlerden biri Lozan imzalandığı tarihteki bakış açısıdır. Öncelikle gayri-müslümler eşitlik hakkına kavuşamadılar. 1940’lar ve 50’lerde acı verici, yakıcı olaylarla geçti. İslam toplumu içinde de eşitlik ve vicdan özgürlüğüne kavuşulamadı. Devlet insanları bir din yapısı tarif etmeye ve onun sınırları içinde davranmaya zorlamıştır. Sayısal olarak ikincil unsurlar için, devletin yasakçı tavrı, din dayatan tavrı, benim izin verdiğim sınırlar içinde yaşayabilirsiniz tavrı hala sürmektedir. Devlet dine format atıyor ve herkesin ona uymasını istiyor. Türkiye teorideki eşit yurttaşlık anlayışına gerçekte kavuşulamamıştır. Kağıt üzerinde kalmıştır” dedi.

Profesör Dr. Reha Çamuroğlu ise devletin yedi Alevi çalıştayı sonrası açıkladığı 2010 tarihli nihai raporunu yerden yere vurdu. Çamuroğlu, “Biz Alevi sorununa çözüm aramıyoruz. Çözüm belli: Tam demokratik Türkiye. Mesele bunun gereklerinin yerine getirilmesidir. Bu sanki Kaf Dağı’nın ötesi olarak ortaya konuldu ve bir arpa boyu yol gidilemedi. Alevi Çalıştayı sonrası 2010 yılı nihai raporunda Alevileri adeta aptal yerine koyuyorlar, onların devlet görüşüne yaklaşmasını istiyorlar” diye konuştu.

Çamuroğlu “hedef Aleviliğin darmadağın edilmesi ya da Türkiye’nin iç ve dış ihtiyaçlarına göre yeniden tanımlanması. Aleviliğin kendine özgü olduğu kabul edilmeli” dedi.

Oturumda söz alan Alevi konuşmacıların çoğunun ortak tepkisi kimliklerinin tanınmaması, dışarıdan şekillendirilmesi üzerinde yoğunlaştı. Çamuroğlu “Ne istediklerini ortaya koysunlar. Camiye mi gidelim, cemevi mi kapatılsın? Cemevi tarikat evidir, kurum değildir diyorlar. Sünnilik için bir raporda ‘kriminalize etme’ ifadesi kullanılsın bakalım. Alevilerin ne istediği esastır. İnanç özgürlüğü esas alınsın. Sünnilik çerçevesinde bir Alevilik esas alınamaz” dedi.