Son Dakika

Okunan haber:

Esad’ı denklem dışına iten fotoğraflar


Suriye

Esad’ı denklem dışına iten fotoğraflar

20 Ocak sabahı, iki gün sonrası için planlanan Cenevre II toplantısına hazırlanan Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad açısından her şey yolunda görünüyordu. Muhalefet kendi içinde birlik sağlayamamış, güçlü bir siyasi irade ortaya koyamamış, bir alternatif sunamadığı gibi sunacağı sinyalini de verememişti.

Rejimin bölgedeki en önemli destekçisi İran müzakere masasına davet edilmiş, sahada önemli noktalar kontrol altına alınmış, üstelik küresel güçler kendisini “ehven-i şer” kategorisine atarak adeta kabullenmişti.

Beşar Esad bu tabloya bakarak 2014 seçimlerine aday olacağını açıklamış, bir dönem daha devlet başkanlığı yapacağını ilan etmiş, hem muhalefete hem de dünyaya meydan okumuştu.

Ancak akşam saatlerinde yayınlanan ve Suriyeli bir adli tıp görevlisinin sızdırdığı fotoğraflar cama fırlatılan bir taş gibi bu tabloyu tuzla buz etti.

Fotoğraf deyip geçmemek gerek. Irak’ta Amerikan askerlerinin Ebu Gureyb’teki işkence fotoğrafları ortaya çıktığında isyan alevlenmişti. Amerika ağır kayıplar vermeye başlamış, savaş karşıtları Bush’u köşeye sıkıştırmıştı. Bosna’daki toplama kamplarının fotoğrafları, Kosova’daki Racak katliamının görüntüleri NATO’nun askeri müdahalesini getirmişti.

Suriye’de ortaya çıkan ve 55 bin adet olduğu belirtilen işkence fotoğrafları da diplomasi deyimiyle “game changer” yani dengeleri ve oyunu değiştirici bir etkiye sahip. Bu fotoğrafların dünya kamuoyuna yayılması tüm uluslararası topluma ahlaki sorumluluklar yüklüyor. Rejimin korkunç yüzünü ortaya koyan kareler Beşar Esad’ın kişisel olarak da sorumluluktan kaçamayacağını, iktidarının moral zeminin kalmadığını ve savaş suçu işlemekle itham edileceğini açıkça ortaya koyuyor.

Artık yapılırsa Cenevre II bambaşka bir zeminde, bambaşka bir gündemle gelişecek. Esad’lı geçiş formülünün arkasında durmak Moskova için eskisi kadar kolay olmayacak. Oysa ki rejim kimyasal silahları vererek zaman ve meşruiyet kazanmış ve bu noktaya kadar gelmişti. Rusya ve İran bunun rüzgarı ile Esad’ın arkasındaydı. Artık rejim, bekası için belki de devlet başkanının ve sorumluların başını vermek zorunda.

Fotoğraflar dengeleri değiştirdi. Esad’ı denklem dışına sürüklüyor. Suriye’nin önünde şimdi dünden daha farklı senaryolar var. Birincisi, Esad bu salvoyu atlatmak için tutumunu sertleştirebilir, baskıyı arttırabilir ve dediği gibi başkanlık için tekrar ortaya çıkabilir. Kazanma şansı da olabilir. Ama bu tablodan sonra iktidarının sürdürülebilirlik şansı yok denecek kadar az olacaktır. Rejim dışı olduğu kadar gelişebilecek olan rejim içi muhalefet de ilk fırsatta yeni bir lider arayışına yönlenebilir.

İkincisi, Batı’nın askeri müdahalesi yeniden gündeme gelebilir. Üstelik bu seçenek üzerinden kuzeyde gelişen Irak Şam İslam Devleti yapılanması da kırılabilir. Böylesi bir seçeneğe Rusya’nın da moral açıdan direnme noktaları zayıflıyor.

Senaryolar çeşitlendirilebilir. Suriye’nin geleceğini öngörmek bugün için kuşkusuz çok zor. Ama gerçek şu ki Suriye’de meseleyi sadece Beşar Esad’ın kalması ya da gitmesi üzerinden okumak karar vericileri yanlışlara sürükler.

Sorun Esad’ın değil Suriye’nin ne olacağıdır. Suriye bütünlüğünü koruyabilecek mi? Kimlik politikaları üzerinden bugünkü parçalı yapı süreklilik kazanacak mı? Şiddet ve karışıklık sona erecek mi? Radikal grupların güç kazanması engellenebilecek mi? Rejim muhalefetle işbirliği yapacak ve dönüşecek mi? ABD, İsrail, İran, Rusya ve diğerleri Suriye’yi rahat bırakacak mı?

Suriye’nin kuzey komşusu Türkiye bu yangından nasıl kurtulacak? Yeni Suriye’nin kurulmasında ne kadar söz sahibi olacak? Suriye’nin ateşi Türkiye’ye sıçraması önlenebilecek mi?

Asıl sorular bunlar. Ancak yanıtını bulmak için yıllarca beklemek gerekecek.