Son Dakika

Okunan haber:

İran'da uranyum zenginleştirme faaliyetleri askıya alındı


Insight

İran'da uranyum zenginleştirme faaliyetleri askıya alındı

İran, Cenevre nükleer anlaşması kapsamında atılacak ortak adımlar programının ilk gerekliliğini yerine getirdi. Geçtiğimiz 24 Kasım’da Cenevre’de Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin 5 daimi üyesi ile Almanya, İran ile nükleer programın dondurulmasına dair anlaşmaya varmıştı.

Anlaşma çerçevesinde Natanz ile Fordo nükleer tesislerindeki yüzde 20 uranyum zenginleştirme faaliyetleri askıya alındı ve196 kilogram yüzde 20 zenginleştirilmiş uranyum stoğunun okside dönüştürülmesi ile seyreltme işlemleri başladı.

Böylece AB’nin İran’a uyguladığı ekonomik yaptırımlardan bazılarını kaldırmaya başlaması bekleniyor.

AB’nin ham petrol üzerindeki yaptırımı kaldırmasıyla birlikte İran’ın ihracattan elde ettiği yaklaşık 3,6 milyar Dolar’a kademeli erişimi söz konusu olacak. Bunun yanı sıra Avrupa şirketlerin İran ham petrolünü taşımalarının önünde engel kalmayacak.

Cenevre Sözleşmesi’ne göre İran’ın kasasına anlaşmayı takp eden 6 ay içerisinde altın ve değerli ürün satımından yaklaşık 5 milyar Euro girecek. 2010’dan beri uygulanan ambargo İran’a 90 milyar Dolarlık zarar verdi. Ülke ekonomisinin bel kemiği petrol ihracatı yüzde 45 oranında düştü.

İran’a 30 yıllık mali yaptırımların hafifletileceği yönünde alınan kararlar krizdeki İran ekonomisine rahat bir nefes aldırdı.

Bu sırada Gelişmenin ardından AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Catherine Ashton, İran’la nükleer programıyla ilgili nihai müzakerelerin kısa süre içinde başlayabileceğini söyledi.

İran-Batı ilişkilerinde yeni dönem

İran ile 5+1 ülkeleri arasında varılan anlaşmanın uygulandığı ilk gün. Bu kapsamda İran yüzde 20 uranyum zenginleştirmeyi durdurmasının yanı sıra bir dizi adım attı. Bu da İran ile uluslararası toplum arasında güvenin inşa edilmesi yönünde atılmış kilometre taşı olarak görülüyor. Bu, İran’ın nükleer programını sonlandırması için garanti edilebilir bir adım mı?

Bu konuyu İranlı siyasi analist Reza Taghizadeh ile konuşacağız. Son gelişmeler, Avrupa’nın da bazı yaptırımları askıya aldığı yönünde. Tüm bu gelişmelerle ilgili ne düşünüyorsunuz?

Reza Taghizadeh

Avrupa Birliği ve ABD’nin, İran’ın atacağı adımlara karşılık olarak verdiği taahhütler vardı zaten. İran’ın, Fordov ve Natanz tesislerinde yüzde 20 uranyum zenginleştirme faaliyetini askıya alması, bunun dışında Arak’taki ağır su nükleer reaktörünün durdurulması karşılığında Avrupa Birliği bazı adımlar atacağını garanti etti. Bu gelişmelerin ardından yaptırımların yumuşaması bugün Brüksel’de onaylandı. Bu Avrupa Birliği tarafından İran için atılmış küçük bir adım ama İran için büyük bir adım. Bu aynı zamanda İran’ın nükleer bir güç olma hayalinden geri adım. O yüzden bölge için de çok önemli bir gelişme.

Euronews

Bu anlaşmanın uygulanmaya başlanması hem teknik hem siyasi olarak ciddi bir başlangıç olarak görülebilir mi?

Reza Taghizadeh

Kesinlikle. Her iki tarafın da gönüllü olarak bu yola girdiği ve adımları isteyerek attıkları görülüyor. Bu yolda atılan adımlar küçük olabilir ama bölgesel barış ve dünyanın geri kalanında nükleer silahsızlanma açısından büyük sonuçlar doğuracak gelişmeler.

Euronews

Bölgeselden barıştan bahsettiniz. Sizin görüşünüze göre, bu anlaşmanın nihai olarak uygulanmasında ve müzakerelerin devamında ne tür zorluklar var?

Reza Taghizadeh

İran hükümeti, rejimin küçük bir parçası. Rejimin ana parçalarından biri olan İran Devrim Muhafızları ile parlamento, İran ile 5+1 ülkeleri arasında yapılmış olan anlaşma konusunda aynı görüşte değiller. Parlamento ve devrim muhafızları, anlaşmanın yarı yolda çökeceği görüşünde. Bölgede, Suudi Arabistan ve İsrail, anlaşmaya karşı. İşte içeride ve dışarıdaki bu güçler, anlaşmanın uygulanmasına mani olmak için kendi nüfuzlarını kullanacaklar.

ABD Kongresi’nde, bu geçici anlaşmaya karşı olanlar, destek verenlerden daha fazla sayıda. Hem ülke içinde hem ülke dışında anlaşmaya karşı olan güçler var. Ama eğer İran ile Obama hükumeti bu süreci sürdürme konusunda kendi ülkelerinde yeterli desteği görürlerse, bu işi sonuna kadar götürebilirler. Bölgedeki nükleer krizi de siyasi bir istikrara çevirebilirler.