Son Dakika

Okunan haber:

Avrupa'nın insan hakları alanındaki yanlışları


DÜNYA

Avrupa'nın insan hakları alanındaki yanlışları

Dünya genelinde ve Avrupa sınırlarına yakın noktalarda büyük çatışmalar ile insani krizler baş gösterirken Uluslararası Af Örgütü Genel Sekreteri Salil Shetty, sorunun alarm verdiğini dile getiriyor. Avrupalı yetkililerin dikkatini çekmek için Brüksel’e gelen Shetty’nin gündeminde mülteciler ilk sırada yer alıyor. Shetty, yetkilileri geç olmadan harekete geçmeye davet ediyor.

Salil Shetty, Euronews muhabiri Efi Koutsokosta’nın sorularını yanıtladı:

Sayın Shetty Euronews’e hoş geldiniz. Dilerseniz Ortadoğu’ya gidelim. Uluslararası Af Örgütü, “Suriye krizine dünyanın tepkisi üzücü bir şekilde yetersiz kalmıştır” yönünde açıklama yaptı ve ben de not ettim. Neden böyle dediniz?

Salil Shetty:

“Çünkü 2.3 milyon mülteci var ve şimdi çocuklar açlıktan ölüyor. Altı milyon kişi ülke içinde evsiz kaldı. Ortada 2,5 milyon mülteci var ve biz sorunu biliyoruz. Uluslararası Af Örgütü, Suriye krizi ile alakalı defalarca belge yayımladı. Eğer daha önceden harekete geçilse bugün bu noktaya gelmeyecektik. Hatta şu anda biz konuşurken bile yaşanıyor. Bu konu bizim Avrupa’daki tartışmalarımızın bir parçası. 2,5 milyon mültecinin yüzde 97’si komşu ülkelerde yaşıyor. Lübnan ve Ürdün gibi fakir ülkelerde. Avrupa, Suriye konusundaki söylemlerin sonunda 14 bin kişiyi kabul edebilme sözü verdi. Bunlardan 11 bini Almanya tarafından kabul edildi. 27, 28 üyeli Avrupa Birliği’nin 17 tanesi sıfır sayıda mülteci kabul etti”

Euronews

Bundan dolayı mı Avrupalı liderler utanmalı dediniz?

Salil Shetty:

“Kesinlikle, kesinlikle.. Bence bu büyük bir utanç kaynağı. Ve eğer sistemli bir şekilde harekete geçmezseniz net sonucu biliyorsunuz. Birleşmiş Milletler raportörü, Avrupa’nın önümüzdeki 5 yıl boyunca yıllık 250 bin mülteciyi alabileceğini söyledi. Eğer bugün adım atmazsanız Suriyeli mülteciler Avrupa’ya gelmeye devam edecek. Lefkoşe, Şam’a sadece birkaç yüz mil mesafede. Buraya gelmenin yollarını bulacaklardır”

Euronews

Lampedusa trajedisinin ardından Avrupa Birliği içerisinde tartışmaya açılan konuya gelelim.Güney ülkeleri, göçmenlerin, Avrupa’ya girmek için kendi sınırlarını kullandığını ve bu yükün haksız bir şekilde kendi omuzlarında kaldığından şikayet ediyor. Öte yandan, Almanya, Hollanda, Danimarka ve diğerleri “Bu sığınmacıların çoğunu bir alıyoruz” diyor.Ne dersiniz, ne yapılmalı?

Salil Shetty:

“Benim geldiğim dış küresel perspektiften bakınca Avrupa içindeki konular bir anlamda önemli. Dışarıdan global bir bakış açısıyla bakınca Avrupa, tarihsel olarak insan hakları açısından dünya lideri. Ancak yakın geçmişte yaşananlara bakınca bunun tam tersini görüyoruz. Mültecilerin ve sığınma talep edenlerin yeniden denize itilmesi gibi konuyu ele alacak olursak, bildiğiniz gibi binlerce kişi Akdeniz’de boğularak hayatını kaybetti. Soruşturmalardan ve işkenceden kaçıp geliyorlar ancak denize itilince kadınlar ve çocuklar hayatlarını kaybediyor. Ve bir türlü Yunanistan ve İtalya gibi ülkelere ulaşsalar bile çok kötü bir şekilde gözaltı merkezlerinde tutuluyorlar. Avrupa’nın kendi payına düşeni alıyor düşüncesi maalesef doğru değil”

Euronews

Lampedusa’nın Avrupa Birliği için bir uyanış olduğunu düşünüyor musunuz?

Salil Shetty:

“Biz öyle düşünmüştük. Birkaç ay önce yaşanan bu gerçek, Avrupa halkının ve Avrupalı liderlerin vicdanlarını alan talihsiz bir gerçekti. Ama pratikte gerçekten neler olduğuna bakarsanız, toplantılar ve belagatlı açıklamaların dışında hiçbir şey değişmedi. Burada bulunma nedenlerimden biri de bu”

Euronews

Avrupa Birliği, Lampedusa trajedisi sonrasında bir Avrupa sınır kontrol ve denetimi başlattı. Bu sistem insan hakları örgütleri tarafından şiddetle eleştirildi. Daha iyi bir sınır gözetim mekanizmasının denizde daha çok hayat kurtarmaya yardımcı olacağını düşünmüyor musunuz?

Salil Shetty:

“Kesinlikle. Bence daha iyi arama kurtarma sistemi varsa insanların karaya daha güvenle ayak basmasına yardımcı olacak ve hayatını kurtaracak daha iyi yollar mevcutsa ve daha iyi sorumluluk paylaşımı ile güven tazelenirse, bütün bunların hepsi yardımcı olabilir. Mesele insanların hayatını nasıl koruduğunuzdur gözetim meselesi değil. Suriye’de ya da Ortadoğu’da bir insanın hayatı ile Avrupa’daki insanın hayatı eşit değerlere sahiptir. Bunu kimse inkar edemez. Hiç kimse Avrupa’nın sınırlarını sonuna kadar açmasını beklemiyor. Ama sistemli bir şekilde yapılabilir. Sığınma hakkı isteyenlerin her durumla ilgili karşılaması gereken uluslararası prosedürler var. Lakin işin gerçeği şu ki, Avrupa ülkeleri onları basitçe gözaltı merkezlerine koyuyor”

Euronews

Dilerseniz Avrupa’nın içinde bulunduğu duruma bir göz atalım. Göçmen karşıtı söylemler Avrupa genelinde gün geçtikçe artıyor. Birçok merkez sağcı, ırkçı partiler de bunu kullanarak bu söylemler üzerine yatırım yapıyor. Bu faktör durumu zorlaştırıyor. Öyle değil mi?

Salil Shetty:

“Evet öyle oluyor ama aynı zamanda bahane olarak da kullanılıyor. Bildiğiniz gibi ekonomik sorunlar ve kemer sıkma sıkıntıları var. Sağ partilerin yükselişe geçmesi bir yana, unutmamamız gereken bir gerçek var ki Avrupa Birliği insan hakları değerlerine, temel özgürlüklere ve bireylere saygı üzerine kurulmuş bir yapıdır. Avrupa’yı eşsiz yapan bu değerlerdir. Bu durumda yeniden kuruluş değerlerine dönmeliyiz. Avrupalı Birliği kurumları, var olan yasayı korumak için burada. Örneğin ırk eşitliği yönergesini ele alırsak bu, AB kurumlarının Romanlara ve göçmenlere ayrımcılık yapan üye devletlere karşı adım atılmasını öngörür”

Euronews

İnsan hakları ihlalleri ya da insani krizlerle alakalı konuştuğumuzda genellikle aklımıza Afrika,Ortadoğu ve Asya gelir. Ama son yıllarda sosyal bir kriz var. Özellikle de Yunanistan gibi kemer sıkma politikaları uygulayan ülkelerde. Mali güçlendirme uğruna insan haklarında gerilemeye mi gidiyoruz?

Salil Shetty:

“Ne yazık ki, bu tür olaylar olmuştur ve gerçekten tekrar ediyorum böylesi durumlarda AB müdahale etmelidir. Kendi sınırları içinde iyiler. Kemer sıkma insan hakları pahasına olamaz ve bu bir gerçekten ciddi bir sorundur”

Euronews

Avrupa’da neler yapılabileceğine ilişkin somut önerileriniz var mı?

Salil Shetty:

“Kemer sıkma önlemleri uygulamaya geçirilmeden önce hükumetlerin ön koşulsuz bir şekilde yapması gereken şey, insan haklarına etkisine bakmalarıdır. Bu, savunmasız halkı etkileyecektir. Mesela toplu konutlarla alakalı bir şey yapacaksanız ve kemer sıkma önlemlerinden dolayı insanları toplu konutlardan çıkarırsanız Avrupa kurumlarının ve üye devletlerin harekete geçmesi gerekir. Olay yaşanmadan önce olmalı sonra değil”

Euronews

Sayın Shetty, Uluslararası Af Örgütü olarak karar alanlar üzerinde etkiniz olduğunu düşünüyor musunuz? Siyasi liderler sizin önerilerinizi hesaba katıyor mu?

Salil Shetty:

“Dinliyorlar mı? Düşüncelerimizden etkileniyorlar mı? Bence evet, ama bizim için önemli olan insan hakları ve bu haklarının evrensel olması. Kişilerin bizi dinleyip dinlemediği üzerine konuşmuyoruz. Bizim için önemli olan ışığın yakılması, iktidar sahiplerine doğruların konuşulmasıdır. Bence gerçekler ve adalet zamanla hakim olacaktır”

Euronews

Gelecekten ümitli misiniz?

Salil Shetty:

“Her zaman için iyimserim. Benim işimin doğasıdır bu”