Son Dakika

Suriyenin gölgesinde Türk-İran ilişkileri

Okunan haber:

Suriyenin gölgesinde Türk-İran ilişkileri

Metin boyutu Aa Aa

İran ile Türkiye’nin inişli çıkışlı ilişkileri şimdilerde her zaman olduğundan daha kritik, iki ülkenin vebölgenin geleceği açısından hayati öneme sahip. İki taraf da aslında bunun farkında olmakla beraber, hızlı değişim fırtınasında kendi pozisyonlarını iki tarafın yararına değiştirebilecek adımları atabilmiş değiller. Suriye krizi sürdüğü müddetçe atmaları da kolay görünmüyor.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM ile İran’ın yarı resmi düşünce kuruluşu İran Stratejik Araştırma Kuruluşu IPIS’in İstanbul’da ortaklaşa düzenledikleri yuvarlak masa toplantıları bunu açıkça ortaya koydu. İran eski Dışişleri Bakanı Manuçehr Muttaki, eski Dışişleri Bakanı Yaşar Yakış, çok sayıda büyükelçi ve akademisyenin katıldığı toplantıda Suriye konusunun hem bölgenin istikrarını olumsuz etkilediği hem de Türk-İran ilişkilerini zehirlediği net bir şekilde ortaya çıktı.

Aslında iki taraf da ortak çıkar alanları tanımlamakta zorlanmıyor. İran tarafı, eski bakan Mottaki’nin ağzından Türkiye ve İran’da hangi rejim ya da hükümet olursa olsun iki ülkenin birbirine ihtiyacı olduğu ve işbirliği yaptığı dönemlerde iki tarafın da kazandığı düşüncesine vurgu yaparken, enerji, ticaret, radikalizmle mücadele ve Afganistan’da birlikte çalışma için fırsatlar olduğunu görüyor ve söylüyor. Tahran spesifik olarak Afganistan’da bu yıl yapılacak seçimlerde Türkiye ve İran’ın ortak bir adayı desteklemesi gerektiğini savunuyor. Afganistan’da Türkiye Peştun kökenli Eşref Gani’yi İran ise eski Dışişleri Bakanı Abdullah Abdullah’ı destekliyor. İran bir isim üzerinde uzlaşılması gerektiği inancında.

Türk tarafı da iyi ilişkileri savunsa da İran’ın yılardır vazgeçemediği ikircikli tavrından şikayetçi. TASAM-IPIS toplantısında söz alan Türk konuşmacılar Türkiye’nin İran ile işbirliğine her zaman daha açık olduğunu, İran’ın ise Türkiye’ye karşı bir psikolojik eşiği hala aşamadıklarını vurguladı. İran’ın havaalanı inşaatı ve mobil telefon işletmesi gibi büyük Türk yatırımlarını çoğu zaman son anda engellediğini, İran’ın dış ticareti kolaylaştıracak iç reformlarını yapmadığı sürece ilişkilerin belli bir düzeyi aşamayacağının altını çizdi.

Ortak çıkar alanları tanımlanabilse de Suriye konusu iki ülke ilişkilerinde her konunun önüne geçmiş görünüyor. İran ve Türkiye Suriye’de 3 yıldır farklı tarafları destekliyor. Türkiye muhalefetin İran ise rejimin kayıtsız şartsız destekçisi. Fakat cephedeki bölünme her iki tarafın da bu savaşı kazanamayacağının anlaşılmasını sağlamış durumda. Suriye krizi on yıllara yayılmaya aday görünürken gerek Tahran gerekse Ankara bu felaketin bölgeye yayılma riskinin farkında. Suriye’nin çöküşü tüm bölge ülkeleri için bir felaket olacak. Ortaya çıkan yeni güvenlik sorunları mevcut yapılarla çözülemeyeceği gibi herkesin istikrarını olumsuz etkileyecek.

Suriye’nin fiilen bölünmesi, radikal grupların alan hakimiyeti sağlaması her türlü siyasi uzlaşı çabasını akim bırakıyor. Bu noktada eski bakan Yaşar Yakış’ın “silahla savaşın ve akan duracağı varsayımının mantığa uygun olmadığını” vurgulaması, İranlıların “tüm güçlerin Suriye’den çıkarılması” önerisi, Suriye’nin bütünlüğünün korunması ortak bir zemin. Ancak Türkiye, tüm güçler derken buna İran’ınve Hizbullah’ın da dahil olması koşulunu hatırlatmadan edemiyor.

Her ne kadar iki taraf da gerçekleri görüyor ve çarpışmanın kaçınılmaz olduğunu anlıyorsa da bunu durdurmak yerine bindikleri araçlarda koltuklarına daha da sıkı sarılmış haldeler. Ortak zemini görüyor, ancak ilk adımı atacak fırsatı ya da cesareti gösteremiyorlar. Suriye krizinin devamı, açıkça Türk-İran ilişkilerini zehirliyor. Bu sıkıntının panzehiri de ülkedeki savaşın bir an önce durması ve çözüm yoluna girmesi. Bu olana kadar Türk-İran ilişkilerindeki inişler çıkışlar kaçınılmaz. Şimdilik ufukta bir ümit ışığı görünmüyor.