Son Dakika

Okunan haber:

İmran Han: "Askeri müdahaleler intikam fikrini güçlendiriyor"


Küresel Tartışmalar

İmran Han: "Askeri müdahaleler intikam fikrini güçlendiriyor"

Kriket sporuyla asını duyuran ve Pakistan politikasının yükselen isimlerinden biri olan İmran Han Global Conversation programımıza konuk oldu.

İsabelle Kumar, euronews:

“Pakistan’da güvenlik her zaman olduğu gibi hassas bir konumda. Taliban ile devam eden ve ve onbinlerce kişinin hayatına malolan çatışmalarda barış umudu çok da güçlü değil. İmran Han ülkenin kuzeyinde karışıklıkların yaşandığı bir bölgeden seçildi ve barış için çaba gösteren bir siyasetçi olarak biliniyor. Muhalifleri ise onun Taliban’a karşı gerekenden daha yumuşak tutum takındığını savunuyor. İmran Han Global Conversation programında konuğumuz. Katıldığınız için teşekkür ederiz.

Barış çabalarının sonlanmasının ardından Taliban’a karşı bir askeri operasyon başlatıldı. Örgüt bu operasyonda 23 asker öldürdüğünü duyurdu. Siz askeri operasyonları destekliyor musunuz?”

İmran Han:

“İki noktayı tashih etmem gerekiyor. İlk olarak barış ve diyalogdan yana olmanız demek Taliban’a karşı yumuşak olmanız demek değil. Örgüte karşı 9 buçuk yıldır askeri operasyonlar düzenleniyor. Olan biten ise yalnızca daha kötüye gitti. Eskiden bir Taliban vardı şimdi böyle elli tane grup oldu. Askeri müdahaleler Pakistan için felaketle sonuçlandı. Direnişe bir de aşırılıklar eklenmiş oldu.”

euronews:

“Yani bu operasyonu desteklemiyor musunuz?”

Han:

“Operasyonların diyalog imkanı tümüyle tükendikten sonra başvurulacak bir yöntem olduğuna inanıyorum. Ancak Pakistan’da hükümetle Taliban arasında hiçbir zaman gerçek bir diyalog imkanımız olmadı ki? Bu ilk barış girişimiydi ve sonuçsuz kaldı. Elli tane Taliban grubu var ve bunların bir bölümünün barış sağlanması gibi bir amacı yok. Böyle olunca da barış süreci başlayınca terörist eylemler de arttı.”

euronews:

“Peki onlarla nasıl müzakere edilebilir ki? Barış süreci nasıl yürüyebilir?”

Han:

“Olabilir çünkü grupların çoğunluğu barış istiyor. Aslında amacımız barış gibi bir niyeti olmayanları sürecin dışında tutmaktı. Eğer elli grup varsa ancak onları ayrıştırabilir ve zorluktan yana olanları dışlayabilirseniz mücadeleyi kazanabilirsiniz. En azından geniş grupları kendi yanınıza çekmelisiniz ve görünen de bunun olabileceği yönündeydi.”

euronews:

“İzleyicilerimizden bize sorularını göndermelerini istemiştik: “İmranKhan1984” kullanıcı adına sahip olan izleyicimizin sorusu şu: Sizin için kırmızı çizgi nedir? Ancak ne olursa bu çizginin aşıldığını düşünür ve barış görüşmelerinden ümidinizi keserek askeri yöntemi benimsersiniz?”

Han:

“Ne Afganistan için ne de Pakistan için bir askeri çözüm olabilir. Pakistan’da grupların büyük çoğunluğu diyaloğa açık. Ancak bu süreç başlayamadı bile. Müzakereciler arasında yalnızca iki görüşme yapılabildi ve hemen ardından bu süreci sabote etmek için bombalar patlamaya başladı. Bence barışı sabote eden bu kişiler ayrıştırılmalı ve onlara dönük olarak operasyon düzenlenmeli. Fakat bütünüyle Kuzey Veziristan’a bir operasyon düzenlenecek olursa 700 bin sivilin hayatı tehlikeye atılmış olacak. Helikopterlerle, toplarla oralar bombardımana maruz bırakılacak ve sonucunda kadınlar, çocuklar ölecek. Sonra da birileri intikam almak isteyecek. Durum daha da kötüye gidecek ve daha fazla terör eylemi olacak.”

euronews:

“Peki siz neden müzakerelere katılmadınız? Oysa bunu yapacak imkana sahiptiniz. Bu soru size Adil İshak Abbasi tarafından yöneltiliyor. Sizin ağırlığınızı koymak yerine neden kendinizi sürecin dışında tuttuğunuzu soruyor.”

Han:

“İlk olarak söylemeliyim ki partimiz orada temsil edildi Rüstem Şah Muhmand…”

euronews:

“Zannediyorum daha fazla etkili olmanızı kastediyor.”

Han:

“Hayır hayır. Müsaade edin açıklayayım. Taliban benden onları temsil etmemi istedi. Ben nasıl onları temsil edebilirim? Elli farklı grup var nasıl onlara kefil olabilirim? Bu söz konusu bile olamazdı.”

euronews:

“İmajınıza dönük bir endişe mi taşıdınız? Sizi Taliban Han olarak adlandıranlar var. Bundan mı endişe ettiniz?”

Han:

“Ben onları tanımıyorum ve dayanak noktalarının ne olduğunu da bilmiyorum. Komiteye temsilcimizi gönderdik, görüşmeler başladı ve bir Taliban grubunun askerleri öldürerek süreci sabote etmesine kadar da devam etti.”

euronews:

“Sizce devam mı etmeliydi. Sabotaja rağmen sürdürülmeli miydi?”

Han:

“Evet. Konuşmak istemeyen gruplar dışlanmalıydı. 23 askerin ölümünden sorumlu olan Taliban’ın peşine tabii ki düşülmeliydi. Bu neden yapılmasın?”

euronews:

“Zaten askerlerin yaptığı da bu değil mi?”

Han:

“Hayır onlar Kuzey Veziristan’a gidiyor. Oysa saldırı Muhman Taliban gibi bambaşka bir grup tarafından yapılmıştı. Şimdi Kuzey Veziristan bombalanıyor ve ben bunun şiddeti arttıracağından endişe ediyorum.”

euronews:

“Şöyle bir demecinizi hatırlıyorum yanlışım varsa lütfen düzeltin; Pakistan hükümeti ABD’nin teröre karşı mücadelesinden desteğini çekiyorsa, Amerikalıların Pakistan’daki insansız hava araçlarıyla düzenlediği saldırılar da sona ermeli. Bu yapıldığı takdirde Pakistan Taliban’ı da güç kaybedecektir. Doğru mu?”

Han:

“Bu militer bakışın arkasında Amerika’nın Afganistan’ı işgali bulunuyordu. General Müşerref tarafından Pakistan ordusu Amerikalıların baskısıyla Veziristan’a girdiğinde her şey başladı ve bu süreç güçlendi. Karşılıklı zararlar, İHA saldırıları… Pakistan ordusunun Amerikalılar adına savaştığı inancı da cihad düşüncesini körükledi ve intihar saldırıları başladı.”

euronews:

“Fakat siz konunun çok karmaşık olduğunu söylemiştiniz. Malala gibi çocukların okula gitmesi için çalışan bir kız çocuğunu başından vuran Taliban idi. Bunların şer’i hukuku empoze etmek istedikleri söyleniyor.”

Han:

“Bakın… Bakın.. Taliban zulmünü hiçbir şey haklı gösteremez. Ancak bir şeyi söylememe de müsaade edin. Müzakerelerde de görüldü ki hiç kimse kendi şeriat anlayışını dayatacak bir durumda değil. Amerikan askerlerinin çekilmesi Afganistan’da gerilimi azaltacaktır. Pakistan ordusunun çekilmesiyle de o bölgelerde yerel kabileler kendi alanlarını yeniden kontrol etmeye başlayacaklar ve hayat yeniden düzene girecek.”

euronews:

“Biraz fazla basit olmadı mı? Size bu kadar kolay mı görünüyor?”

Han:

“Bu tek çözüm yolu. Başka kolay çözüm yolu kalmadı. Bunun dışında her şey çok karmaşık. 8 yıl önce bir tek Taliban grubu varken her şey daha kolaydı. Ancak bugün elli farklı grup var. Aşırı uçlar güçlendi. Mezhep kavgası büyüdü. Pakistan bugün savaşa girdiğimiz zamandan çok daha fazla kutuplaşmış durumda ve sonuç olarak da fazla basit çözüm imkanı kalmadı. Unutulmamalı ki büyük hasarlar verdikçe insanların intikam duygusunu kabartıyorsunuz. Bu yüzden ki askeri operasyonlardan sonra militan sayıları hep arttı.”

euronews:

“İHA saldırılarını protesto eylemlerinde NATO tırlarının Afganistan’a geçişine engel oluyordunuz. ABD Afganistan’dan çekileceğini açıklamışken siz bu hareketinizle ne elde etmeyi umuyordunuz?”

Han:

“Hayır, hayır dronelarla yapılan saldırılar tam da tersi yönde sonuçlar verdi. Her saldırı bölgedeki militanlaşmayı daha da arttırdı. Benim bölgem olan Hayber Pahtunhva’da drone saldırıları intikam isteği doğurdu. Parlamentodan bütün partilerin onayıyla bir karar çıktı ve drone saldırıları insanlığa karşı suç olarak nitelendirildi. Bu karar federal meclis ve Peşaver Yüksek Mahkemesi tarafından da onaylandı. Birleşmiş Milletler de İHA saldırılarına karşı karar açıkladı. Uluslararası Af Örgütü de bunları insanlığa karşı suç olarak nitelendirirken bizim yaptığımız bu saldırıları protesto etmekten ibaretti. Amerikalıların en azından müzakereler sırasında bu saldırıları durduracağız demesi gerekirdi, biz de tankerlere engel olmayı bırakırdık.”

euronews:

“Şimdiki sorumuz Cari Machet’tan geliyor. Maddi hasar ve can kayıpları sebebiyle Amerika Birleşik Devletleri ve NATO’ya dava açmayı düşünüyor musunuz?”

Han:

“Ben bunu bir çare olarak görmedim. Tüm Pakistan halkı olarak terörizm batağına saplanmakta olduğumuzu düşünüyorum. Ülke 9 yılda 100 milyar Dolar kaybetti. 1 dolar 60 Rupi’ye karşılık gelirken bu oran 1’e 109 oldu. Borç 4.5 trilyondan 15 trilyona yükseldi. Endüstrinin yüzde 70’i kapanmış durumdayken fakirlik de artıyor. Gelişen tek sektör adam kaçırıp fidye isteme sektörü. İşsizlik had safhada. Bombalamaya bir son verip, kadın ve çocukları öldürmeyerek, insanları daha da militanlaştırmadan acilen barışı sağlamaya ihtiyacımız bulunuyor.”

euronews:

“Pakistanlı militanların Batı’ya gelerek savaşlarını Avrupa’ya taşımalarından ne derece endişe duymalıyız?

Han:

“Şimdiye kadar Pakistan’da kabilelerin bölgesinden bahsediyoruz ve henüz uluslararası terörizme bulaştığı bilinen hiçbir Peştun kabilesi bulunmuyor. Ne Afganistan tarafında ne de Pakistan tarafında. Şu anda istedikleri Pakistan ordusundan intikam almak. ancak Time Square bombacısı da İHA’ların kadın ve çocukları öldürdüğünü söylemişti. Bu da terörle mücadelenin daha fazla terörist ve militan ortaya çıkarmasının bir örneği. Zaman barışçı çözüm bulunması zamanıdır.”

euronews:

“Az önce değinmiştik ama Pakistan ve şeriatla ilgili konuya dönmek istiyorum. Sizin seküler prensiplere bakışınız nedir?”

Han:

“Bakın benim adanmışlığım, Pakistan anayasasınadır. Tüm parti ve hükümetler anayasaya bağlı olduklarını ifade etmişlerdir. Anayasa dışında kalan hiçbir şey süngüyle ya da bombayla da olsa Pakistan’a dayatılamaz. Kimse kendi şeriat anlayışını empoze edemez.

Kendi yönetim şeklimi getirmek istiyorsam da anayasa çerçevesinde seçime gider fikirlerimi savunurum. Millet oy verirse de bunları meclise taşır orada ifade ederim.”

euronews:

“Peki kişisel olarak?”

Han:

“Taliban’ın şeriat getireceği ifadesi bir efsaneden ibarettir. Benim kişisel adanmışlığım da Pakistan anayasasınadır. Bizler Pakistan’da bu anayasayı kabul ettik ve bunun dışında bir şeyi bize dayatamazlar.”

euronews:

“Sanıyorum Pakistan’da aşırı uçların güçlendiği fikrine katılıyorsunuz. Sizin yönetiminde olduğunuz bölgede de Malala’nın kitabının yayınlanmasına engel olundu.”

Han:

“Bu doğru değil. Bir mani yok. O, kitabın tanıtımını bir üniversitede yapmak istedi yalnızca bunda problem yaşandı. Kitabın yasaklanması gibi bir durum mevzubahis değil.”

euronews:

“Fakat kitabına bölgenizde ulaşılmıyor.”

euronews:

“Bu doğru değil. Bu bir söylenti. Yalnızca üniversite tanıtım programı yapılmasını kabul etmedi hepsi bu onun dışında her yerde tanıtım yapılabilir.”

euronews:

“Onu davet etmek ister misiniz?”

Han:

“Tabii ki… Bakın Malala vurulduğunda onu hastanede ziyaret eden ilk siyasetçi benim. Yoğun bakımda olduğu için yanına girememiştim. doğruyu söylemeliyiz. Biz diğer bölgelerden daha fazla eğitime, özellikle de kız çocuklarının eğitimine kaynak ayırıyoruz. Sadece askeri operasyonlara karşı olduğum için Taliban yanlısı olduğumun söylenmesi yapılan yanlış bir propagandadan ibaret.”

euronews:

“Kriketin de politika kadar kirlenebildiğini gördük. Kriket kariyerinizin siyasi hayatınıza nasıl bir etkisi oldu?”

Han:

“Kriketteki ve politikadaki kirlilik karşılaştırılamaz. Krikettenden öğrendiğim şu ki; yalnızca vazgeçersen kaybedersin. Sporda son topa kadar mücadele etmeyi öğrendim, politikada da sebat ederek mücadele ediyorum. Biliyorsunuz uzun süren çabalar gerekiyor. Hatalarınızdan bir şeyler öğrenirseniz ve vazgeçmezseniz, sonunda kazanacaksınızdır.”

euronews:

“Stresli bir hayatınız olmalı. Arkadaşlarınızla dışarı çıkmak ya da kriket oynamak için vakit bulabiliyor musunuz?”

Han:

“Hayır. Kriketi bıraktığımda tam anlamıyla elveda demiştim. Benim için o fasıl kapandı, artık hiç oynamıyorum.”

euronews:

“Ülkenizde büyük bir desteğe sahipsiniz. Bize gelen tweetlerden kadın hayranlarınızın sayısının da bir hayli fazla olduğu anlaşılıyor. Son sorum da Sana İmranist adlı izleyicimizden: “Sorar mısınız” diyor, nasıl bu kadar harika görünebiliyor ve yeniden evlenmeyi düşünüyor mu?”

Han:

“Daha genç olsaydım belki evet evlenebilirim derdim. Fakat benim yaşıma geldiğinizde sizin hayatınızı bir yöne doğru planladığınızı fakat hayatın sizi tam da ters yöne doğru sürüklediğini görebiliyorsunuz. Yani bugün bulunduğum noktadan bakınca, hayır ufukta evlilik görünmüyor. Ancak gelecekte ne olacağını kim bilebilir?”