Son Dakika

Okunan haber:

Hindistan'da kadın olmak


Insight

Hindistan'da kadın olmak

Kadın ve çocuklara karşı cinsel saldırıların oldukça yaygın olduğu Hindistan’da 2 yıl önce toplu tecavüze uğrayan bir kadının hayatını kaybetmesi ile uluslararası kamuoyu gözünü bu ülkeye çevirdi. O olayın ardından bu tarz haberlerin ardı arkası kesilmedi. Sıkça yaşanan tecavüzler Hindistan’ın “dünyanın tecavüz başkenti” olarak anılmasına neden oldu. Yaşanan insanlık dışı olaylar durumun ne kadar vahim olduğunu gözler önüne serdi.

İşte o olaylardan biri ocak ayında meydana geldi. Kadınların neredeyse insan yerine konulmadığı ülkede, bir köy muhtarının emri üzerine 20 yaşındaki genç bir kadına 12 kişi tecavüz etti.

Uzmanlar bu duruma nedenlerden biri olarak kadın nüfusun azlığını gösteriyor:

“Ülkemizdeki kadın nüfusunun az olması cinsel suçların da artmasına neden oluyor. Özellikle Hindistan’ın kuzey kesiminde genç erkekler , evlenemiyor. Çünkü kız bebek fetüsleri ya anne karınında ya da doğumdan sonra öldürülüyor.”

Yapılan araştırmalar ayrıca başlık parası ödenmeyen kadınların cinayete kurban gittiğini gösteriyor.

1986’daki nüfus hesaplarına göre Hindistan’da 37 milyon kadının “kayıp” olduğu belirtti.

Her 18 saatte bir tecavüzün yaşandığı 1.2 milyar nüfusa sahip ülkede ayrıca son 30 yılı içinde 12 milyon kız çocuğu doğmadan kürtajla alınmış.

Özellikle “cenin cinayeti” ile öldürülen kız bebeklerin sayısının bu kadar fazla olmasına rağmen cinsiyet ayrımcılığı toplumda oldukça kökleşmiş durumda. Hatta cinsiyet seçimine dayalı kürtaj eğitimli halk tarafından bile kabul görebiliyor. Bunun en büyük nedeni ise ülkedeki kast sistemi.

Ülkede yapılan kürtajların hemen hepsinde kız çocuklar hedef alınırken, yanlış yapılan cinsiyet testleri ve kürtajlar nedeniyle de her yıl binlerce kadın hayatını kaybediyor.

euronews:
“Lashmi Puri, BM bünyesinde kurulan ‘‘Toplumsal Cinsiyet Eşitliği ve Kadınların Güçlendirilmesi Birimi’nin Genel Sekreter Yardımcısı, Uluslararası Kadınlar Günü siyaset ve insan hakları için büyük önem taşıyor.Cinsiyet en çok nerede desteğe ihtiyaç duyuyor ?”

Lashmi Puri :
“Toplumsal cinsiyet eşitliği ve kadının güçlendirilmesi şu sıralar hiç olmadığı kadar önemli hale geldi. Aynı şekilde ‘‘Toplumsal Cinsiyet Eşitliği ve Kadınların Güçlendirilmesi Birimi kuruluşundan beri uluslararası toplum tarafından da oldukça benimsenmiş durumda.”

euronews :
“BM, Hindistan’daki yeni yasa ile kadınlara yönelik şiddetin önüne geçileceğinden emin mi ?”

Lashmi Puri :
“Ceza Kanununda yapılan yeni değişiklik ile gelen tecavüz yasası bir dönüm noktası. Karşı hareket gereken şiddet biçimlerini kapsaması açısından, cinsel şiddetin tanımı için aynı zamanda cezalar, özel hükümler, gerektiğinde sağlanan özel mahkemeler ile ilgili olarak da oldukça ilerici ve kapsamlı bir yasa. Bunlar çok olumlu. Ama tabi, asıl önemli olan nasıl uygulanacağı. Bizim bu yüzden tüm hükümet ortakları ve vatandaşlarla yakın çalışmamız gerekiyor.”

euronews :
“Birçok çalışma, doğum öncesi cinsiyet tayini bir suç olsa bile, Hindistan’da kız fetüsün erkeklere oranla daha çok kürtaj kurbanı olduğunu ortaya koydu. BM, cinsiyet seçimine dayalı kürtaj hakkında ne söylüyor?

Lashmi Puri :
“BM şiddetin her türlüsüne karşıdır. Kadınlara ve kızlara karşı olan şiddet de dahil. Ve bu, erkek çocuk tercihine bağlı şiddet türü kesinlikle kabul edilemez. Bu ataerkil yapıdan kaynaklanan, aşırı ayrımcılığın en iğrenç şeklidir. Ve biz BM Kadın Örgütü olarak, özellikle Hindistan başta olmak üzere dünyanın her yerinde, cinsiyet ayrımcılığına karşı mücadele veriyoruz. UNICEF ve UNFPA [ Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu ] gibi diğer ortaklar ile bu konuda kampanyalar yürütüyoruz.”

euronews :
“Hindistan, dünyanın en büyük demokrasisi olduğunu söylüyor. Hindistan’ın anayasal demokrasisi ve BM Çocuk Fonu verdikleri sözü hayata geçirebiliyor mu?”

Lashmi Puri :
“Hindistan ,dünyanın en büyük demokrasisi olarak , aynı zamanda erkekler ve kadınlar, kız ve erkek çocukları arasında eşitlik için en ilerici anayasası ve hükümlerine sahip. Hindistan’ın aynı zamanda çocuk hakları ile ilgili tüm sözleşmelerde imzası var. Tabi ki bu sözleşmelerin uygulanıp uygulanmaması hükümetin elinde. Fakat her zaman, mümkün olan ile
buna ek olarak alınması gereken önlemler arasında bir boşluk vardır. Bir de büyük zorluklar söz konusu. Bunlar yoksulluk, özellikle aşırı yoksulluk ile kültür, gelenek ve dinin yanlış yorumlanması durumu. Bu zorluklarla her yönüyle mücadele edilmesi gerekiyor.”

Juncker AB Komisyonu başkanlığı için yarışacak

Insight

Juncker AB Komisyonu başkanlığı için yarışacak