Son Dakika

Okunan haber:

Ruanda'da sevindiren ilerlemeler


Insight

Ruanda'da sevindiren ilerlemeler

Bundan 20 yıl önce bir ülkede sadece 3 ay içerisinde yaklaşık 800 bin insan öldürüldü. Onbinlercesi evsiz kaldı. Ekonomi tepetaklak olurken, yoksulluk oranı ise arttı. Ruanda’dan bahsediyoruz. Afrika’nın küçük ama acıları büyük ülkesi Ruanda hala yaralarını sarabilmiş değil. Fakat ülkedeki büyük ilerleme de göz ardı edilemez. Son 15 yılda yoksulluk oranı yüzde 25 azaldı. Tarım faaliyetlerinde artış yaşandı.

Ruanda’da büyüme geçen yıl 4.6 olarak kayıtlara geçerken, bir önceki yıl 7.3 şeklindeydi. Dış yardım ise ülke bütçesinin yüzde 40’ını oluşturuyor. Yine de nüfusunun neredeyse yarısı halen yoksulluk içinde yaşıyor.

Ruanda’nın ana ihraç ürünü kahve. Yani kahve üretimi halkın başlıca geçim kaynağını oluşturuyor. Tabi üretimin artması için de altyapı ve elektriğe erişimin iyileştirilmesi gerekiyor.

Ülkedeki en mutluluk verici ilerleme ise eğitim alanında. Ruanda’da çocukların yaklaşık yüzde 96’sı okula gidiyor. Aynı zamanda okullarında kendileri için tahsis edilen kişisel bilgisayarlardan faydalanıyor.

Tüm Afrika’da nüfusun yarısından fazlası, Ruanda’da ise yüzde 75’i, 25 yaşın altında. Durum böyle olunca da ülkedeki en önemli yatırımlar eğitim alanında oluyor. Öyle ki 2012 yılında eğitim alanında yapılan yatırım miktarı 583 milyon Euro iken geçen sene bu rakam 1 milyar Euro’ya çıktı.

Öte yandan Ruanda Cumhurbaşkanı Paul Kagame’nin soykırımda Fransa’nın rolü olduğu suçlamasının ardından iki ülke arasında ortaya çıkan kriz aşılabilmiş değil. Fransız askeri ve sivil yöneticiler, suçlamaları sert bir şekilde reddediyor.

“Soykırıma karışanlar kurbanların aileleriyle birlikte yaşıyor”

Laurence Alexandrowicz, euronews :
“Pierre Boisselet, Merhaba. Haftalık Jeune Afrique (Genç Afrika) dergisinde çalışıyorsunuz. Gazeteci olarak 100 günde 800 bin kişinin katledildiği Ruanda soykırımı sonrası olayları da yakından takip ettiniz. 20 yıl sonra suçlular tutuklandı mı?”

Pierre Boisselet, Jeune Afrique, Gazeteci:
“Suçluların çoğunun, en azından liderlerin yakalandığını söyleyebiliriz. Tanzanya’nın Arusha kentindeki Uluslararası Ruanda Ceza Mahkemesi’nde çoğu yargılandı. Onların hepsi suçlu bulunmadı. Hepsi uzun süreli cezalar almadı. Cezaların çoğu sonradan indirildi. Bazı kaçaklara ise hiç ulaşılamadı. Sonunda sorumlulardan bazılar sürgünde yaşıyor. Gittikleri ülkelerdeki yargı sistemi onları hakim önüne çıkarmak için oldukça yavaş işliyor. Fransa’daki duruma bakacak olursak, soykırımdan dolayı sadece Ruandalılar suçlu bulundu. Fakat olaya karışan, soykırıma katıldığından şüphelenilen çok sayıda kişi vardı.”

euronews :
“Ruanda katliamdan sonra toparlanabildi mi? Hutu ve Tutsilerin birlikte yaşadıklarını hayal etmek biraz zor. Ruanda’da uzlaşma mümkün mü?”

Pierre Boisselet, Jeune Afrique :
“Hutu ve Tutsiler Ruanda’da birlikte yaşıyor. Ruanda Vatansever Cephesi uzlaşma politikaları takip ediyor. Bu konuyla ilgili Les Gacaca denilen bir süreç işliyor. Biliyorsunuz 1994’te çok sayıda insanın soykırıma karıştığından şüphe ediliyordu. Yüz binlerce kişiden bahsediliyor. Bütün bu insanların Ruanda’da yargılanması için hemen hemen bütün köylerde mahkemeler kuruldu. Yavaş bir şekilde 1.5 milyondan fazla insan da buralardan geçti. Gerçekten de kitlesel bir fenomendi ve 10 yılda sonlandı. Bu mahkemelerde soykırıma bir şekilde katılanların itirafta bulunması amaçlandı. Böylece onların cezaları azaltılabiliyordu ve kısa süre içinde özgürlüklerine kavuşabiliyorlardı. Bunun anlamı bugün, soykırıma karışmış insanlar bazen kurbanlarının aileleriyle yan yana yaşamak durumunda kalıyor.”

euronews :
“Peki insanlar birbirini affetti mi?”

Pierre Boisselet, Jeune Afrique:
“Ruanda’da insanlarda hala güçlü bir kin duygusu var. Fakat bunun önüne geçmek de zor. Ülkede şu anda bulunan yönetim, soykırımdan bahsederken Hutu ve Tutsiler arasında bir ayrım yapmıyor. Toplum içindeki konuşmalarda da ayrımın yapıldığını az duyarsınız. Bunun bir tabu haline geldiğini söyleyebiliriz. Soykırımı anma etkinlikleri dışında onlar daha çok Tutsilerin soykırımından bahseder. Ruanda hükumeti olayın gerçekten de çok ağır olduğunu vurguluyor.”