Son Dakika

Okunan haber:

Jose Gil :"Portekiz geleceğinden endişeli"


Insight

Jose Gil :"Portekiz geleceğinden endişeli"

Portekiz’de bundan 40 yıl önce halk, Karanfil Devrimi ile diktatörlükten kurtuldu. Şimdilerde ise Portekizliler başka bir illetin pençesinde kıvranıyor. Ekonomik kriz. Devrime bizzat katılmış kişilerden José Fontão ülkenin bu ekonomik gidişatından dolayı oldukça kızgın:

“Devrimin en büyük öncelikliği olan hümanist prensiplerin hepsi hırpalanmış önemsizleştirilmiş durumda. Şimdi bunlardan söz etmek imkansız.”

25 Nisan yani Portekiz Devrimi’nin yıldönümü aynı zamanda José‘nin de doğum günü. Fakat 82 yaşındaki eski albay kutlama yapmayı düşünmüyor. Çünkü ona göre kutlayacak birşey yok. Emekli maaşı kesintiler yüzünden yarıya inmiş. Ev kirası yükselmiş. Kızı ise işsiz kalmış. Yani kızına da maddi destek veriyor:

“Hayatınız düzenli ve planlıyken, ay başında maaşınızı alıp ödemeleriniz yapabiliyorken birden her şey tepetaklak oluyor. Biliyorum benden çok daha kötü durumda olan binlerce insan var. Benim durumum onursuz bir hal aldı. Diğerlerinin ki ise kabul edilemez.”

Öte yandan José Fontão’ya göre devrimim en büyük başarılarından biri kadın haklarının, kadınların yaşamlarının iyileştirilmiş olması. Fakat feminist eylemci Manuela pek aynı görüşte değil:

“Devrim özgürlük verdi. Temel haklar garanti altına alındı. Portekiz kolonileri için bağımsızlık getirildi. Kadın hakları konusunda görünür bir ilerleme tabi oldu. Fakat zaten daha önce Ortaçağ‘daki gibiydi.”

Manuela’nın Jose ile aynı görüşte olduğu bir konu var. İkisi de gençlerin geleceği için endişeli. O da tıpkı Jose gibi biri işsiz, birinin ise iş yeri kapanmış çocuklarını mali açıdan desteklemek zorunda:

“Eskiden emekli oluna ne kadar para gerekir diye hesap yapardım. Emekli maaşım bana yeter diye düşünürdüm. Şimdi ise çocuklarıma destek olmak için hayatımı tamamen farklı bir şekilde organize etmek zorundayım.”

Devrimden 40 yıl sonra Portekizliler bu sefer iş bulabilmek amacıyla göç ediyor. 2012 yılında Portekiz’de halkın beşte birinden fazlası ayda yaklaşık 400 Euro kazanıyordu.

euronews:
Şimdi karşımızda Lizbon’dan bir öğretmen, filozof ve yazar olan José Gil var. 2000’li yılların ilk on yılından bahsettiğiniz “Portekiz’in Bugün Mevcut korkusu “adlı kitabınız geniş ilgi uyandırdı. Profesör Portekiz’de diktatörlüğünün sona ermesinden sonra zihniyet değişti mi ?

José Gil :
“Çok şey değişti. Çok şey de aynı kaldı. Birincisi, özgürlük kavramı hem bireysellik açısından hem de toplumsal açıdan oldukça değişti. Örneğin değişikliklerden biri özellikle Cavaco Silva yıllarındaki tüketicilik oldu. Daha fazla para ve yaşam kalitesinin iyileştirilmesi ile tüketicilik kavramı daha belirgin bir bireysellik gösterdi. Portekizliler haklarını kullanılır hale geldi. En azından biraz. Yeni demokrasiyi ve özgürlük kavramını da öğrenmeye başladılar. Artık haklarını biraz çekinerek fakat ısrarla talep ediyorlar. Tabi sınırlar yok değil. Fakat sınırlar hep olmuştur.”

euronews:
“Portekizliler şimdi Karanfil Devrim’de verilen sözlerden dolayı hayal kırıklığına uğramış durumda. Neden böyle oldu ?”

José Gil :
“Evet öyle oldu çünkü, 25 Nisan devrimi, sosyalist anayasada belirtilmiş ütopik toplum sözü veren bir devrimdi. Anayasa, teorik sosyalizm açısından dünyadaki gelişmiş anayasalardandı. Bu ütopik toplum ise yavaş yavaş gerçek toplum ile çelişti daha sonra da sosyalizmin değil de kapitalizmin hüküm sürdüğü bir başka toplum ile değiştirildi. Toplumdaki demokrasi ve özgürlük fikirlerinde hayal kırıklığı yaşandı. Bu hayal kırıklığı bugün de giderek büyüyor.”

euronews:
Portekiz’de hala var olma korkusu mu var ? Yoksa ekonomik kriz toplumda yeni bir dinamizm mi yarattı ?”

José Gil :
Hayır. Bence Porktekiz şu an var olamamaktan korkuyor. Yani, Portekiz halkında başka bir korku türü var. İşlerini kaybetme korkusu, sağlık, adalet, eğitim gibi haklarını kaybetme korkusu.Kemer sıkma politikası da bu korkuyu körüklüyor. Yeni bir dinamik yok. Başarılı şirketlerin başarı öyküleri var. Fakat dinamik teşvik eden bir devlet politikası ya da mantıksal bir ekonomik kalkınmadan bahsedemeyiz. Bu arada Avrupa’ya olan bağımlılığı da unutmamak gerekli. Ve maalesef bugün kaderimiz işte dinamik eksikliğine bağlı.”