Son Dakika

Okunan haber:

Ekonomik krizin çaresi: Serbest ticaret bölgeleri


real economy

Ekonomik krizin çaresi: Serbest ticaret bölgeleri

Dünya arz talep oranı birkaç sene içerisinde yüzde 90 itibariyle Avrupa dışarısında gerçekleşecek. Bu hafta dünya ticaret sektörüne, Avrupa’nın en büyük ticaret ortaklarına ve yeni partnerlerine bir göz atacağız. Dünyanın en büyük serbest ticaret anlaşması olan Transatlantik Serbest Ticaret Anlaşması, Amerika Birleşik Devletleri ile Avrupa Birliği arasında yapılması planlanıyor. Bu anlaşma ile ilgili görüşmeler devam ediyor. İki taraf arasında gümrük vergilerinin sadece yüzde 3 seviyesinde olması planlanıyor.

Bu gelişme ile birlikte Hintli firmaların Avrupa Birliği içerisinde özellikle bilgisayar teknolojileri alanında yatırım yaptığını görüyoruz. Birçok Hintli firma, bu yatırımlardan büyük kazançlar elde etti. Real Economy tüm bu gelişmeleri bu hafta masaya yatırıyor.

Serbest ticaret anlaşmaları ülkeler arasındaki iş akışı engellerini kaldırır. Bu bariyerler, genelde gümrük ve kota şeklindedir ve iç pazarı ve sanayiyi korumak için vardır. Örneğin Amerika ithal ettiği ağır taşıt ve ticari kamyonetlere gümrük uygulamaktadır.

Mevzuata ilişkin kısıtlamalar, gümrük işlemleri, fikri mülkiyet hakları, rekabet kanunu gibi uygulamalar, farklı pazarlardaki gümrük harici engellerden sadece birkaçı…

Serbest ticaret bölgelerinin (Free Trade Area) amacı bu engelleri ortadan kaldırmaktır.
Sonuç olarak; serbest ticaret bölgesi üyesi ülkeler ticari ortakları ile daha kolay ve hızlı bir şekilde ithalat ve ihracat yapabilirler.

Düşük gümrük ve rekabet, tüketiciler için raflarda daha çok çeşit ve ucuz ürün anlamına gelir.

Serbest ticari bölgelerin bir riskli tarafı var. Küçük ekonomiler uzun vadeli yarardan ziyade imtiyaz verir ancak büyük pazarların böyle bir riski yoktur.

Serbest ticaret bölgeleri ekonomik kriz dönemi çok önemlidir çünkü ülkelerin bu duruma tepkisi daha çok korumacı boyuttadır. 2012 yılına oranla 2013’teki ticari kısıtlamalar daha fazla oldu; ancak Avrupa zaten bu güne kadar Orta ve Güney Amerika, Afrika ve Asya ülkeleri dahil toplamda 50 ayrı ülke ile anlaşma sağlamıştı. Çin ve Amerika Birleşik Devletleri ile yapılması planlanan Transatlantik Ticaret Anlaşması da hala gümdemdeki
yerini koruyor.

Amerika ile yapılması planlanan Transatlantik Ticaret Anlaşması şu an görüşülüyor ve iki taraf da hangi sektörlerin dışarıda kalması hususunda kırmızı çizgilerini ortaya koyacak. Bu anlaşmalar gecikince zamanı da doluyor. Dünya Ticaret Örgütü ile Doha’da yapılan görüşmelerde olduğu gibi…

Brian Ager, Avrupa Endüstri Ürünleri Masası, Genel Sekreteri: ‘‘Transatlantik anlaşması ilişkileri çok büyük boyutlarda. Bu anlaşma ile günlük 2 milyar euroluk bir iş akışına sahip olabileceğiz ve bu durum Atlantiğin iki tarafı için 15 milyon yeni iş fırsatı demek oluyor. Anlaşma sağlandığı taktirde Avrupa’da ve Amerika’da gayri safi yurtiçi hasılaya çok büyük bir katkı sağlanacak.’‘

Günlük 2 milyon euroluk anlaşmanın büyük bir kısmı, Avrupa’nın en büyük ithalat ve ihracat merkezi olan Hollanda’nın Rotterdam Limanı’ndan yapılacak.

Amerika ve Avrupa Birliği dünya ticaretinin üçte birini ve toplam gayri safi milli hasılaların yarısını oluşturacak olan, dünyanın en büyük ticari anlaşmasını gerçekleştiriyor. Gümrük vergileri yüzde 3’ün altında olacak fakat ticari engeller ortadan kaldırılacak.

Bu anlaşmanın halk sağlığı, çevre ve diğer yasalarla uyumu gerekiyor ancak hükümetler uzlaşma konusunda hem fikirler.

Minco van Heenzen, Rotterdam Limanı Yetkilisi: ‘‘Ticari anlaşmalar her zaman önemlidir çünkü ilk olarak iş hacmi artar ve sonra fiyatlar düşer. Bir liman olarak özellikle de büyük miktarlara yoğunlaştığımız şu zamanlarda bu anlaşmalar bizi memnun edecektir.’‘

Daha önceden Dünya Ticaret Örgütü’nde çalışan ve şimdi Uluslararası Ticaret Odası genel sekreterliğini yürüten Jean Guy Carrier konuğumuz olacak.

Soru: Çok uluslu anlaşmalar artık çok yararlı gibi durmuyor. Bu anlaşmaları daha dar çerçevede yapmak sizce daha iyi bir yol mu?

Jean Guy Carrier, Uluslararası Ticaret Odası Genel Sekreteri: ‘‘İş adamları ikili anlaşmalarda çıkan sorunlar nedeni ile çok uluslu anlaşmaları daha çok tercih eder. Çünkü ikili anlaşmalarda yaklaşık 400 farklı uzlaşma şekli vardır. Bölgesel ve ikili anlaşma kuralları farklı pazarlarda değişiklik arz eder. Eğer küçük ya da orta büyüklükteki bir şirketseniz ve resmi bir departmanınız yoksa size önerilen teklifler çok korkutucu olacaktır.
Çok uluslu anlaşmalarda kurallar herkes için geçerlidir. Bu daha iyidir. Dünyanın etrafında gezinir ve ticaret yaparsınız ancak bilirsiniz ki her yerde yasalar aynıdır. Böylece bu duruma ayak uydurursunuz.’‘

Soru: Ancak bunun her yerde uygulanabilmesi için zamana ihtiyaç var. İş açısından uzlaşma nerede sağlacak?

Jean Guy Carrier, Uluslararası Ticaret Odası Genel Sekreteri: ‘‘Bazı standart yasalar konusunda uzlaşmaya varılmak üzere. Çok akılcı yasalar yapılıyor ve bazıları sağlıkla ilgili konular hakkında olacak. Nijerya’dan meyve ithal edecekseniz bunun belli standartlarda yıkanıp, paketlenerek kasalara yerleştirilmesi gerekiyor. Bu yasalar bazı ülkeler için korunma ölçüsü olarak kabul ediliyor. Ancak bazı ülkeler bunu abartarak özellikle de fakir ülkelerin kendi pazarlarında mal satmasını engelliyor. Bu yasaları düzenleme adına bir ışık görüyorum. Eğer Avrupa’ya domates satmak için bir yasa varsa, bu kural Kanada, Amerika ya da Meksika’ya domates ihracı için de geçerli olacak.’‘

Dünya Ticaret Örgütü’nde yavaş işleyen bu sancılı süreç ikili anlaşmaların özellikle de hızlı büyüyen pazarlarda önemli olduğunu gösterdi. Örneğin teknoloji… Avrupa pazarının yüksek teknoloji konusundaki pazar payı giderek azalıyor. Amerika’da da Asya’ya kıyasla bir düşüş var. Bizim için ana hedef bu olmasa da, şirketleri yükselen pazarlar yerine Avrupa’ya çekmemiz gerekiyor.

İngiltere ve Almanya’dan sonra Avrupa’nın en büyük bilgisayar teknolojisi pazarı Fransa’da. Burada, Paris’teki La Defense’de yüksek teknoloji piyasasına yön veren, dünyanın farklı ülkelerinden çok uluslu şirketler bulunmakta. Örneğin Hindistan…

Giovanni Magi, Euronews: ‘‘Son on yıldır Hintli firmalar Avrupa’ya toplam 43 milyar euroluk yatırım yaptı. Bu şirketlerin üçte ikisi ortaklık yaptı, geri kalanları da yeni girişimlerde bulundu.’‘

Hintli şirket Tata Danışmanlık Hizmetleri bilgisayar teknolojileri konusunda uzmanlaşmış. 2013 yılında Fransız firma Alti’yi 1200 çalışanı ile birlikte satın alarak 300 kişiye daha iş imkanı sağlamış. Tata Danışmanlık Hizmetleri geçen sene Avrupa’da yüzde 51 büyüme gerçekleştirdi. Bu, firmanın stratejisi için önemli bir gelişme oldu.

Abhinav Kumar, Tata Danışmanlık, İletişim ve Pazarlama Müdürü: ‘‘İlişkiler iyi bir çizgide gelişiyor. Serbest ticaret anlaşması bu ilişkileri daha da geliştirecektir. Uzmanlar, bu anlaşma sağlanırsa 2 sene içerisinde işlem hacminin 2 kat büyüyerek 80 milyar eurodan 150 milyar euroya çıkacağını belirtiyor.’‘

Avrupa Birliği, Hindistan ile 2007 yılından beri serbest ticaret anlaşması konusunda görüşüyor. Sorun yaşanan konular ise tarım, işçi hakları ve genel ilaç alımı.

Abhinav Kumar, Tata Danışmanlık, İletişim ve Pazarlama Müdürü: “Serbest ticaret anlaşması yapmak kolay değil. Uzmanlar hep bu tür uzlaşmaların uzun süreceğini söyler. Bu anlaşmaların yüzde 95’lik kısmı güvenlik konusundadır ve çok çabuk kabul edilir. Ancak geri kalan yüzde 5’lik kısım uzun sürer ve süreci geciktirir.’‘

Bilgisayar teknolojilerinin yanısıra, Hintli firmalar Avrupa’da eczacılık ve otomobil sektörünün büyük bir gelişme potansiyeline sahip olduğu görüşündeler.

Sunil Prasad, Avrupa- Hindistan Ticaret Odası Genel Sekreteri: ‘‘Hintli şirketlerin hepsi çok uluslu bir yapı içerisindedir. Bir beklenti içindeler ve Avrupa’ya yatırım yapmak güvenli. Hindistan’ın son birkaç sene içerisinde geliştirdiği sistem Avrupa’nın sürdürüleilir modeline uygun bir yapıda.’‘

Uluslararası Ticaret Merkesi genel sekreteri Jean Guy Carrier hala bizimle…

Soru: ‘‘Sizce büyüyen yeni pazarlardaki gerçeklik ve hırs arasındaki denge nasıl? Bunu nasıl tanımlarsınız?’‘

Jean Guy Carrier, Uluslararası Ticaret Odası Genel Sekreteri: ‘‘Yeni ticaret anlaşmalarındaki şevkin bir kısmı, büyük bölgesel uzlaşmalar konusundadır. İş adamları bunu olumlu bir gelişme olarak kabul eder ve sorun çıkaran ülkeleri bu anlaşmanın dışına iterek problemi ortadan kaldırmaya çalışırlar. Ancak biraz harekete ve farklılığa ihtiyacımız var. Bu durum, fakir ülkelerle daha çok gelişen bölgeler arasındaki dengeyi sağlar ve bu ticari faaliyetten her iki taraf da kazançlı çıkar. Bunu sağlamazsanız dünya ekonomisi ve ülkeler arasında çok büyük bir uçurum yaratırsınız.’‘

Soru: ‘‘Avrupadaki insanları uluslararası ticaretin iyi bir şey olduğu kanısına nasıl inandırırsınız? Yoksa bu tek taraflı bir tartışma mı?’‘

Jean Guy Carrier, Uluslararası Ticaret Odası Genel Sekreteri: ‘‘Bu sadece Avrupa’ya özgü bir şey değil birçok insanda böyle güçlü bir inanış var. Uluslararası ticaret bazı iş imkanlarını bizden alıp fakir ülkelere veriyor. Bunu incelersek böyle bir şeyin doğru olmadığını görürsünüz. Bu inanışı siyasiler de inkar etmiyor. Ticaret yeni iş fırsatları doğurur ancak son yıllarda şu anda içinde bulunduğumuz ülke Fransa dahil birçok yer korumacı bir güdümle hareket ediyor. Burası dünyada eşi benzeri olmayan ürünleri ihrac ediyor. Örneğin Almanya ve Fransa, Çin’e araba satıyor; ancak Fransa, Çin’den bu ülkeye gelen güneş sistemleri ürünleri ve diğer mallar konusunda kısıtlama yapmaya çalışıyor. Bir şey satarsanız, bir şeyler de alırsınız. Kısıtlama yaparak yeni iş imkanları yok ediliyor.’‘

Uluslararası ticaretin boyutları çok ilham verici ve dört dörtlük ilerleyerek bu yılın sonunda daha da iyi olması bekleniyor. Kısıtlamalar artıyor ancak bu makul bir düzeyde uygulanırsa uluslararası ticaret biz bireyler için tüm dünyada yeni iş fırsatları ve kazanç sağlamaya devam edecek.