Son Dakika

Okunan haber:

Türkiye Ortadoğu’da taraf seçmeye mi zorlanıyor?


Türkiye

Türkiye Ortadoğu’da taraf seçmeye mi zorlanıyor?

Suriye iç savaşı, Mısır’daki darbe, Libya’daki karışıklık, Irak’taki mezhep çatışması, Kürtlerin bağımsızlık çabaları, İran’ın nükleer programı ve diğer sorunlar.
Ortadoğu’da son yüzyılda olduğu gibi yine büyük bir çekişme var. Bu toz bulutu içinde pek çokları çatışmanın adını koyamasa da iki gücün birbiriyle yaşamsal bir kavga içinde olduğunu söylemek mümkün. Özellikle 2012 yılının ikinci yarısından itibaren bu kavga netlik kazanmaya başladı.

Kavganın bir tarafında Arap Baharı olarak bilinen isyan dalgasıyla pek çok ülkede iktidara gelen siyasi İslamcı hareketler, Müslüman Kardeşler ve bu görüşteki gruplar var. Bu gruplar Mısır’da, Tunus’ta iktidara gelmeyi başardı. Libya’da da etkinliğini arttırdı. Suriye iç savaşının başlarında, Esad karşıtı muhalefetin itici gücü yine onlardı. Ürdün’de Kral Abdullah bu dalgayı göğüslemesini bildi ve hareketi kontrol altında tuttu. Müslüman Kardeşler ve benzeri örgütler krallıkla yönetilen pek çok Arap ülkesinde de mevcut rejimlere alternatif sunuyor ve uzun vadede benzer halk hareketlerini yukarı taşıma potansiyelini içinde barındırıyor. Bu gruplar Arap isyanlarının ilk günlerinden 2012 yılının 11 Eylül’üne kadar ABD’nin ve Batılı ülkelerin de desteğini gördü. Ortadoğu’daki değişim dalgasının itici gücü olarak desteklendiler. Ak Parti’nin laik Türkiye Cumhuriyeti tecrübesi kendilerine model olarak sunuldu. Türkiye de bu gruplarla ilişkilerini geliştirdi, tecrübelerini paylaştı. Ancak bu düzen 2012 yılından itibaren geriye çevrildi. Çünkü yeni güçlerin tehdit ettiği yerleşik düzenin savunucuları gelişmelerden rahatsızdı. Bingazi’deki saldırıda Amerikalı diplomat Christopher Stevens’in radikal dinci gruplar tarafından öldürülmesi ABD’nin tavrını da değiştirdi.

Kavganın diğer tarafında ise başta Suudi Arabistan olmak üzere Körfez ülkeleri var. Suudi Arabistan Müslüman Kardeşler’in etkinliğini arttırmasından, demokrasi çağrılarından duyduğu rahatsızlığı gizlemedi ve özellikle Mısır’da cumhurbaşkanı Muhammed Mursi’nin işlerini kolaylaştırmadı. Suriye iç savaşında Katar ile ayrışarak Suriye Ulusal Konseyi’nde siyasi İslamcı grupların etkisini kırdı ve kendisine yakın laik Jarba’yı başa geçirdi. Mısır’daki askeri darbeden hemen sonra milyar dolarlık yardım paketlerini Sisi’nin emrine sundu. Mursi hapse atılıp Müslüman Kardeşler terör örgütü ilan edilirken destekledi ve bu kararları Suudi Arabistan’da da geçerli kıldı. Başta Suriye’de desteklediği El Nusra cephesini Mart ayında terör örgütleri listesine ekledi. Amerikan yönetimi ve Avrupa da Mursi’nin devrilmesinden sonra askeri darbeye göz yumarak yeni düzeni desteklediğini gizlemedi. Suriye’de 3 yıldır namlunun ucundaki Esad rejiminin varlığını sürdürmesine de göz yumacak gibi görünüyor.

Safını seç baskısı mı var?

Anlaşılan o ki böylesine bir mücadelenin kızıştığı dönemde Türkiye’den de safını seçmesi bekleniyor. Türkiye 2011 yılında Arap isyanları başladıktan sonra, Libya’da yaşadığı kısa tereddüdün ardından ahlaki temele oturttuğu “halklardan ve demokrasiden yana olmak” adına Müslüman Kardeşler ve benzeri siyasi güçlerle yakınlık kurdu. Mısır’da Mursi yönetimini, Suriye’de muhalefeti açıkça destekledi. Sert bir söylemle mevcut rejimlerle ters düştü. Suriye ve Mısır’da büyükelçilerin geri çekilmesi noktasına gelindi. Ancak Türkiye’nin bu tavrı müttefikleriyle de sorunlara neden olmaya başladı. Özellikle Suudi yönetiminin Ankara’nın söylemini gözden geçirmesi için aracılar gönderdiği iddiaları kamuoyuna yansımış durumda.

Türkiye’nin son dönemde Ortadoğu konusunu soğutmasına rağmen söyleminde ciddi bir değişiklik olduğunu söylemek güç. Tam da bu dönemde Türk hedeflerine yönelik üst üste gelen Somali’deki saldırılar, Suriye’deki Süleyman Şah türbesine yönelik tehditler, Afganistan’daki cinayetler bazı soruları da beraberinde getiriyor. Bunlardan biri şu; Suudi Arabistan’ın bu tür radikal örgütlerdeki derinliği düşünüldüğünde, acaba Türkiye’ye dolaylı mesaj mı gönderiliyor? Türkiye’ye safını seç baskısı mı yapılıyor?

Kuşkusuz Türkiye’nin bölgedeki politikalarını gözden geçirmesi için kendi gerekçeleri var. Uzayan savaş, 1 milyonu aşan mülteci sorunu, Mısır’da Sisi’nin açıkladığı 149 milyar dolarlık yatırım hamlesinden alınabilecek pay, Doğu Akdeniz güvenliği ve Kürt sorunu. Ankara gerek Suriye gerek Mısır politikasında bazı değişimlerin işaretini veriyor. Nusra cephesinin terör örgütleri listesine alınması bunlardan belki de en önemlisi.

Türkiye’nin durduğu yer Kürt meselesinin geleceği açısından da önemli. Alınan bazı taktik kararlar, yapılan taktik ittifaklar çabuk değişebilir. Ancak stratejik hedefler üzerinden yeni dönemi okumak mümkün. Türkiye’nin bu ikili mücadelede bir taraf seçip seçmeyeceğini önümüzdeki günlerde göreceğiz.Ama Ankara’yı yanına çekmek isteyenler olduğu daha bugünden çok açık bir şekilde görülüyor.

70. yıl dönümünde Normandiya hakkında bilmedikleriniz

Fransa

70. yıl dönümünde Normandiya hakkında bilmedikleriniz