Son Dakika

Musul’un şifreleri

Okunan haber:

Musul’un şifreleri

Metin boyutu Aa Aa

Musul’un ani bir şekilde Irak Şam İslam Devleti(IŞİD) adlı yapının eline geçmesi gerek Irak gerekse bölgenin geneli için çok önemli şifreler sunuyor.
Bölgede farklı katmanlarda güç mücadeleleri var. Küresel düzlemde ABD-Rusya; bölgesel düzlemde İran-Türkiye-Suudi Arabistan ve diğerleri; yerel düzlemde ise devletler ve ayrılıkçı gruplar.

İşgalle başlayan kriz


Bütün bu yaşanan kaos büyük ölçüde ABD’nin Irak’ı işgali ile başladı. Oluşan güç boşluğunu yerel, ulusal ve uluslararası boyutta doldurmak için pek çok aktör öne çıktı. Irak içinde farklı Şii gruplar, farklı Kürt gruplar ve silinmek istenen Baas kalıntıları ile kökten dinci yapılar birbirleriyle çatışmaya girdi. Saddam Hüseyin’i devirerek yerel aktör konumuna da gelen ABD bu gruplar arasında gücü dağıtan ana unsur, muhaliflerinin temel hedefiydi.
Yıpratıcı savaştan kendini sıyırmak için Irak’tan çekilen Obama yönetimi yerine Maliki’nin sıkıntılı biçimde hükmettiği bir iktidar ile İran ve kuzeyde Kürt yönetimini bıraktı. Sünniler ise kaderlerine terk edildi. Yıllarca Irak’ı yöneten bu gruplar kökten dinci bir akımın da etkisiyle oluşan bu düzene itaat etmeyeceklerini gösterdi, gösteriyor.

Irak Şam İslam Devleti


Suriye’deki krizi ve çöküntüyü de fırsat bilerek etki alanını yayarak bir İslam devleti kurma iddiasındaki IŞİD yeni bir bölgesel aktör olarak konumunu güçlendiriyor. Suriye’nin kuzeyi ve Irak’ın orta ve kuzey batısındaki sarsıcı gelişmelerin temelinde büyük ölçüde bu memnuniyetsizlik ile iki tarafta devlet otoritesinin çökmüş olmasının etkisi var.

Musul’un düşmesi ne anlama geliyor


Peki bu ortamda Musul’un IŞİD’in eline geçmesi bize hangi gerçekleri anlatıyor?

Birincisi Musul’da pozisyonlarını terk eden askerler, aşağı yukarı bilinen Irak’taki merkezi yönetiminin güvenlik zafiyetinin boyutlarının sanılandan fazla olduğunu göstermiş oldu. Büyük paralar harcanan, Amerikan ordusunun silahlarıyla donatılan Şii ağırlıklı Irak ordusunun askeri ciddiyet ve kararlılıktan uzak olduğu, bu güce dayanarak herhangi bir adım atılamayacağı net bir şekilde anlaşıldı.


Bu durum bize Mukteda El Sadr’ın Mehdi Ordusu’nun, El Hakim’in Bedir Tugayları’nın, peşmergenin önemli aktörler olarak kaldığını ve kalacağını, Irak siyasetinin parçalanmış yapısının devam edeceğini ve bir hukuk devleti ile karşı karşıya olmadığımızı gösterdi.

İkincisi Kürt bölgesindeki göreli istikrarın çok da sağlam olmadığını, kırılganlığı ortaya çıktı. Aslında Musul Kürt Özerk Yönetimi’nin sınırları dışında. Ama Erbil’in yanı başında ve Kürt yönetimi burada bir terör yapısını oluşmasına ya göz yumdu ya da karşı çıkamadı. Her iki durumda da Musul’un düşmesi Kürt yönetiminin güvenlik konusunda inisiyatif almaktan kaçındığını gösterdi. Barzani belki IŞİD’le karşı karşıya gelmeden, Maliki’nin zafiyetini ortaya çıkarmayı önceledi. Ama bunun stratejik bir hata olduğunu yakında anlayacak.


Üçüncüsü aralarında Musul’un düşmesiyle bölge ülkelerinin mevcut durumu okuma ve analiz etme ya da ön alma konusundaki eksikleri bir kez daha görülmüş oldu. Suriye’deki rejim zaten kendi geleceği ile ilgili yaşamsal bir savaş halinde olduğundan çok fazla bir direnç göstermesi beklenmiyor. Üstelik dönemsel, taktik ittifaklar kuran Esad rejimi için IŞİD’in ilerleyişi dolaylı olarak kendisini bir alternatif olarak öne çıkarıyor. Irak hükümeti Felluce ve Ramadi’de zaten savaş halinde ve sonuç alamıyor. Kürt yönetimi bağımsızlık hesapları yaparken, bölgenin gerçeklerini göz ardı ediyor. İran Suriye’ye odaklanmış, Maliki hükümeti üzerinden oynuyor. Türkiye ise hem merkezi hükümeti hem Erbil’i idare etme peşinde. Suriye’nin kuzeyinde gelişen El Kaide terörü tehdidini yeni yeni fark etmiş görünüyor.

“Peki IŞİD’in Musul’u ele geçirmesi Türkiye’nin güneyinde Akdeniz’e kadar uzanan radikal dinci bir devletin doğuşu anlamına geliyor mu? Bu yapı kalıcı olabilir, varlığını sürdürebilir mi? Belki de en önemli sorulardan biri bu”

El Kaide’nin ve benzeri yapıların bugüne kadar bir devlet geçmişi ve tecrübesi olmadığını biliyoruz. El Kaide denince Afganistan’da Taliban’ın kanatları altında gelişen, eylemciler üzerine, sansasyonel eylemler yapan militanların oluşturduğu bir yapıyı anlıyoruz. Bu örgütlenme biçimi ilk alan hakimiyetini Suriye’de gerçekleştirdi ve burada kurduğu düzen daha çok yerel nüfusun şiddetle sindirilmesi üzerine, kaba güce dayanan bir yapı. Fırsatını bulan IŞİD’in hakimiyet bölgesinden kaçıyor. Oysa ki bir devlet her şeyden önce belli bir bölgede belli bir nüfusun desteğine, toplumsal sözleşmeye dayanıyor. IŞİD’in yaptığı korku ve sindirme ile kalıcı bir devlet kurma ihtimali yok.

IŞİD, sadece belli bir düzeni bozan, çatışmadan beslenen, radikal bir örgüt. Bu nedenle böyle bir devlet anlayışının ne Irak’ta ne de Suriye’de yaşaması mümkün değil. Ama IŞİD elinde tuttuğu alanı, çevresini yutan bir kara delik, terör eylemleri için bir üs, bir eğitim ve yaşama alanı olarak kullanacaktır. Musul’un gelecekle ilgili en önemli mesajı budur. Bölge her ülke için artık daha tehlikelidir. Bölünme eğilimi, iç çatışma eğilimi giderek tırmanmaktadır. Bu da gerek Irak gerek Suriye gerekse İran ve Türkiye için ciddi bir tehdittir.