Son Dakika

Okunan haber:

Irak IŞİD hızıyla bölünürken


Irak

Irak IŞİD hızıyla bölünürken

Irak Şam İslam Devleti’nin 7 Haziran’da başlattığı taarruz 10. gününde Irak’ın çehresini değiştirdi ve siyasi dengeleri kökünden sarstı. IŞİD’in Türkiye sınırına kadar uzanan hatta alan hakimiyeti kurması, Peşmergeyi Kerkük’e geriletmesi, Şii ağırlıklı Irak Ordusu’nu püskürtmesi Amerikan işgali sonrası kurulan düzeni bozdu. 2005 Anayasası ile kurulan Şii-Kürt dengesine dayalı yapı artık fiilen yürürlükten kalkmış durumda. Saddam Hüseyin’in devrilmesiyle baskılanan Sünni Araplar da artık güç dengesinde ciddi bir aktör.

Bunda en önemli neden, IŞİD’in harekatı öncesi Sünni üçgeninde sıkışmış, sınır ticareti dışında bir ekonomik faaliyet şansı bulunmayan Sünni Arapların artık enerji zengini Musul’u denetim altına alarak, Türkiye sınırına komşu olarak güç kazanması. Sünni Araplar bu kazanımla İran sınırından Doğu Akdeniz’e uzanan hattı da bölerek “Büyük Kürdistan” olasılığını şimdilik çöpe atmış görünüyor. Ancak bununla beraber Barzani denetimindeki Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’nin mevcut alanında, Kerkük’ü de içine alarak daha küçük ama daha konsolide bir devlet ilan etmesi olasılığını güçlendirdiği de bir gerçek.

Bu parçalanma ve güç kaybı tehdidini sürecin en büyük kaybedeni olan Iraklı Şiiler de görüyor. Bugüne kadar pek çok konuda sessizliğini koruyan Ayetullah Sistani başta olmak üzere neredeyse bütün Şii önderlerin IŞİD ilerleyişine karşı silahlara sarılma çağrısı yapması bu yüzden.

“Bundan sonraki adım ne olacak?”

Peki ama IŞİD’in bundan sonraki adımı ne olacak? Bağdat’a, daha güneye ilerleyerek çatışmayı devam mı ettirecek yoksa bir bekleme ve pazarlık sürecine mi girecek?
İlk aşamada silah, finansman ve insan kaynağı noktasında önemli kazanımlar elde eden IŞİD’in, ele geçirdiği alanlarda kalıcı olmak için adımlar atması beklenmeli. IŞİD şiddete dayalı, terör estiren, yargısız infazlar yapan yapısıyla halkta taban bulmakta zorluk çekebilir. Ama örgüte destek veren halk, eski Baas komutanları ve aşiretler şimdilik bu duruma göz yumuyor. Bu korku, şiddet ve dehşet üzerinden harekatın başarıya ulaşmasını bekliyor. Sonraki aşamada Sünni hareketinde bir iç hesaplaşma ve liderlik yarışı söz konusu olabilir.

IŞİD erken bir Bağdat ve güney harekatına girişirse, dengesini ve derinliğini kaybederek şu anki konumunu kaybedebileceğini hesap etmek durumunda. Üstelik şu ana kadar sessiz kalan bölge ve dünya güçleri, Bağdat’a yönelik bir harekatta müdahale noktasına gelebilir.

IŞİD ve arkasındaki Sünni Arapların bir başka seçeneği 2005 anayasasını işletmek olabilir.

Sünnilerin ele geçirdikleri mevcut alana razı gelip Irak Anayasası’nın 119. maddesini çalıştırması ve referandumla üçüncü bir bölge oluşturması mümkün. Buna göre bölge oluşturmak isteyen vilayet meclislerinden her birinin üyelerinin 1/3’inin talebi ya da vilayetlerdeki seçmenlerin 1/10’in talebi üzerine konu gündeme getirilebilir. Bu anayasal süreç Irak’ın federal bütünlüğünü koruyarak yeni bir dengeye oturmasını sağlayabilir. Diğer bir seçenek ise çatışma ile Irak’ın tarihe karışması ve Şii-Sünni ve Kürt olmak üzere küçük devletler oluşması.

Türkmenlerin durumu


Iraklı Türkmenler bu çatışmadan en olumsuz etkilenen kesim. Baas rejimlerinden bu yana ayrı bir azınlık olarak örgütlenmeleri hep engellenen, kendilerini farklı merkezi ve federal yapılar içinde temsil etmeye çalışan Türkmenlerin dağınıklığı en önemli sorunlardan biri. Hali hazırda Kürt ve Sünni denetimindeki alanlara dağılan Türkmenlerin siyasi birliği olduğunu söylemek güç. Türkiye’den de gerekli desteği alamayan Türkmenler varlıklarını dönemsel yerel ittifaklarla korumaya çalışıyorlar. Bu bölünme sürecinde de durumları pek farklı olmayacak gibi. Ama IŞİD hızıyla bölünen Irak onlar için de bazı riskler oluşturduğu gibi yeni fırsatlar da sunuyor.