Son Dakika

Okunan haber:

İspanya'da yönetim şekli Monarşi mi kalacak?


İspanya

İspanya'da yönetim şekli Monarşi mi kalacak?

İspanya’nın başkenti Madrid’te toplanan binlerce kişi son Avrupa seçimlerinde oy patlaması yaşayan Podemos Partisi’nin toplantısına katıldı. Seçimlerden sadece bir ay önce kurulan parti oyların yüzde 8’ini toplayarak parlamentoda beş sandalye elde etti.

Partinin kökü finans ve siyaset dünyasına duyulan tepkinin sembollerinden “Memnuniyetsizler” hareketine uzanıyor. Üyeler kendilerini radikal demokrat olarak tanımlıyor. Podemos, Cumhuriyetçilerle Monarşi taraftarları arasında yaşanan tartışmalarda taraf tutmuyor. Ama seçmenler ne istediklerini çok iyi biliyor:

“Şu ana kadar Monarşi’nin beni temsil ettiğini fazla hissetmedim. Çünkü onları seçmedim. Devlet şeklini seçebileceğim bir sistemi tercih ederim.”

Kral Juan Carlos’un görevinden çekilmesi Cumhuriyet ile Monarşi taraftarları arasındaki tartışmaları alevlendirdi. Monarşi İspanyol Anayasası’nın maddelerinden birini oluşturuyor. Bir anayasa değişikliği ile bu maddeyi çıkarmak ise hem Meclis hem de Senato’da üçte ikilik çoğunluğun elde edilmesinden geçiyor. Bu da anayasal bir sürecin başlatılıp Parlamento’nun fesh edilmesine bağlı.

Ama şu an için bu durum mümkün değil. Geçtiğimiz hafta milletvekillerinin yüzde 85’i Prens Felipe’ye taht yolunu açan yasaya kabul oyu kullandı. Podemos’un kurucularından Pablo Iglesias ise yine de bir referandum yapılması taraftarı:

“Burada devletin şekli üzerindeki bir tartışmadan bahsetmiyoruz. Tartışılan konu İspanyolların yetişkin olup olmadığı, restoranların özel salonlarında kararlar aldıktan sonra halka sunan elit tabakanın vesayeti altında kalmaları gerekip gerekmediği ve karar verme haklarının olup olmadığı.”

Geleneksel partilerde ise muhafazakarlarla Sosyalistlerin büyük bir bölümü Monarşi tarafında saf tutuyor:

“1977’de İspanya’da anayasanın hazırlanması konusunda büyük bir mutabakat sağlanmıştı. 1978’de hazırlanan bu anayasa sayesinde özgürlük, barış ve kalkınma dolu yıllar yaşamayı başardık. Bu uzlaşma, benzeri görülmemiş bir siyasi istikrarı sağladı. Oysa ülke siyasi rejim geçiş dönemlerinde dev bir istikrarsızlığa alışıktı.”

Avrupa Sosyalist milletvekili Ramon Jauregui:
“Bir ülke uzlaşmaya ihtiyaç duyar. Halkın yüzde 50’si istiyor diye devlet şekli değiştirilmez. Bunu yapabilmek için sosyal bir yapılanma ve farklı bir fikre olumlu bakan bir çoğunluğun ülkede oluşmuş olması gerekir. Bu, İspanya’da şu anda bulunmuyor.”

Madrid’in Vallecas adlı banliyösünde bir kültür merkezi “Cumhuriyetçi paella” günü organize etti. Katılımcılar arasında eski Sosyalist milletvekili Jose Antonio Perez Tapias da bulunuyor. Bağlı olduğu Sosyalist akım Cumhuriyet’in İspanya için akılcı bir yol olduğunu düşünüyor:

“İspanyol Sosyalist İşçi Partisi kuvvetli bir Cumhuriyetçi kimliğe sahip. Kral’ın görevden alınması gibi bir tartışmada bu Cumhuriyetçi kimliğin onaylanması gerektiğini düşünüyoruz. Bu durumda Cumhuriyet ya da Monarşi üzerinde bir referandum yapılmasına imkan tanınmalı. Bunun da anayasal bir sürecin yardımı ile gerçekleştirilmesi gerekli. Bu noktada konu, hem parlamentoda hem de halka açık şekilde münazara edilmeli.”

İspanya’da II. Cumhuriyet karmaşık bir demokratikleşme sürecine sahne oldu. 1936’daki darbe ise ülkeyi 3 yıl sürecek bir iç savaş ve 40 yıllık bir diktatörlüğün içine sürükledi.

Tarihçi Juan Pablo Fusi İspanya’nın bu dönemini euronews’a özetledi:
“Cumhuriyet’in büyük reformları arasında bana göre en başarılısı Katalonya’ya özerkliğin verilmesi, tarım ve askeri reform oldu. Bugünkü bakış açımızla zıtlaşıyor da olsa en büyük hata ise tüm İspanya’da çoğunluğu oluşturan Katoliklik ile çarpışan laik politikaydı. Bence 1931’de demokrasi için asıl sorun Monarşi idi. Oysa bu aynı demokrasi için 1975’ten 1978’e kadar olan süreçteki çözüm de yine Monarşi oldu.”

Kral Juan Carlos’un görevinden ayrılmasından önce Kraliyet ailesi yolsuzluk skandalları yüzünden imaj kaybına uğradı. Bu durumun nedenlerinden biri de ülkenin mali krizde olduğu bir dönemde Kral’ın fil avı için Botswana’ya gitmesi idi.

Tüm bu olumsuz gidişata rağmen Monarşi halk arasında hala kabul gören bir kurum niteliğinde. Farklı siyasi düşüncelere sahip İspanyolların genelde çoğunluğu İspanya’nın Parlamenter Monarşi ile yönetilmesi taraftarı.

Bununla birlikte İspanyol basınında yayımlanan son kamuoyu yoklamalarına göre halkın yüzde 70’i VI. Felipe’nin iyi bir kral olacağını düşünüyor. Yüzde 60’ı ise er geç bir referandum düzenlenmesi gerektiği kanısında.

Diğer tarafta ise Cumhuriyet yanlıları çabalarını sürdürüyor. Fikirleri etrafında insanları toplamak ve organize etmek için “Memnuniyetsizler” hareketinden birçok grup halka kendi sandıklarını kurma çağrısında bulundu. Oy pusulalarını ise internet üzerinden indirmek mümkün durumda.

Marcela Martinez, euronews:
“Juan Carlos’un görevinden ayrılması Monarşi’nin imajını iyileştirdiğini işaret ediyor. Bazı kamuoyu yoklamalarına göre yüzde 55’lik oy oranı ile Monarşi taraftarları yüzde 35’deki Cumhuriyetçilerin 20 puan önünde bulunuyor. Ama asıl tartışma bu noktada değil. Asıl sorun belirli bir dönemde devletin yönetim şeklinin sandık yoluyla belirlenebilmesi.”