Son Dakika

Yüz yılın ardından 1. Dünya Savaşı ve etkileri

Okunan haber:

Yüz yılın ardından 1. Dünya Savaşı ve etkileri

Metin boyutu Aa Aa

2014 yılı, 1. Dünya Savaşı’nın başlamasının 100. yıldönümü olması açısından önem taşıyor. Bu sebeple bu haftaki Reporter’da savaşın hikayesini ve günümüze kadar uzanan anıları ele alıyoruz.

28 Haziran 1914’te Avusturya-Macaristan İmparatorluğu prensi Ferdinand ve eşinin, Sırp milliyetçi Gavrilo Princip tarafından öldürülmesi 1. Dünya Savaşı’nı ateşleyen kıvılcım olmuştu. Kraliyet ailesinin 2 üyesinin tabutları Saraybosna’dan İtalya’nın Trieste şehrine getirildi. Buradan da trenle Viyana’ya götürülerek orada defnedildi. Avusturya-Macaristan İmparatorluğu’nun Saraybosna’da, savaşa girmesi işte bu olayla başlamış oldu.

Öte yandan Fransa’da özellikle 1870 yılından sonra genel refah artmış, bilim ve teknolojide ciddi gelişmeler yaşanmıştı. ‘Altın Çağ’ denilen bu dönem 1914’te savaşın patlak vermesiyle sona ermiş oldu.

Trieste, savaşın ilk başladığı şehirlerden birisi oldu. Duino Şatosu’nun etrafı siperlerle çevrildi. Dünyanın en ileri kıtası o ana kadar yaşanmamış büyüklükte bir acıya şahit olacaktı. Milyonlarca asker her günü korku dolu tam 53 ay geçirdi.

İtalyan gazeteci ve yazar Paolo Rumiz, yakın zamanda 1. Dünya Savaşı’nın yaşandığı sınırlarda bir yolculuk gerçekleştirdi. Yazarın hala kalbini derinden yaralayan bir üzüntüsü var. Ona göre 1. Dünya Savaşı’ndan sonra Avrupa’da birlik oluşturulabilseydi, böylesine büyük bir felaket tekrar yaşanmazdı: “Yaptığım seyahat beni aşırı Avrupalı haline getirdi. Fakat kendimi daha fazla Avrupalı hissetmekle birlikte diğer yandan üzüldüğüm noktalar da var. Örneğin Ukrayna’da şu an meydana gelen devrim Avrupa’nın kaderi gibi ve bu devrimin kökleri aslında 1914 yılında temelleri atılan istikrarsızlığa dayanıyor. 2. Dünya Savaşı’nın üzerinden 70 yıl geçmesine rağmen bence hala kırılgan bir barış ortamına sahibiz. Sadece sermayeye yatırım yapıyoruz. Ekonomik ve kültürel yönden zengin durumdayız ama bazıları fakirleri ezerek zengin oluyor. Brüksel’de iken şunu fark ettim ki savaş hakkında konuşmak oldukça zor. Belli ki bu savaşın bir şekilde parçası olmuş ve şu an Avrupa Birliği’ne üye veya aday ülkeleri incitmek istemiyorlar. Sınırları olmayan bir birlik kuracağız diye 1914 olaylarını gündeme getirmekten kaçınmak son derece yanlış bence. Geçmişte çok üzücü olaylar yaşamış olabiliriz. Ama bunları da güçlü bir şekilde anmalı ve ölülerimize ağıtlar yakabilmeliyiz.”

Savaşın 100. yılını anma etkinlikleri çerçevesinde Geleceğin Kökleri isimli sivil toplum örgütü ‘gençlere dünya savaşını anlatmak’ adlı bir proje düzenliyor. Avrupa’nın farklı şehirlerinden gençler bu kapsamda buraya gelmiş. Projenin sorumlularından gazeteci Laura Capuzzo hedeflerini açıklarken, “1. Dünya Savaşı’ndan önce Trieste şehri birlikte yaşamanın, kabullenmenin ve farklı kültürlere saygının bir sembolüydü. Umarım bu tip değerleri eskiden olduğu gibi tekrar yaşatırız. Bugün bunları hatırlamak için bir araya geldik.”

Dünya Savaşı’nı bizzat yaşamamış ama bu büyük trajediden hayli etkilenmiş insanları da anmak gerekiyor. Ellili yıllarda Budapeşte’ye kaçmak zorunda kalan İtalyan kökenli Macar yazar Giorgio Pressburger, “Büyükbabam Macar bir asker olarak İtalya’da savaştı. Çatışma sonunda yaralanan bir böbreği alınmak zorunda kaldı. Savaştan sonra diğer böbreği de işlemez hale gelince Budapeşte’de bir hastaneye yatırıldı. Acılara daha fazla dayanamadı ve intihar etti. Şunu söylemeliyim ki büyükbabamın intiharı çocuklarım için de çok büyük bir trajedi.” ifadeleriyle savaşın ne tür yıkımlara yol açtığını somut bir şekilde gözler önüne seriyor.

Alp Dağları’nın eteklerinde bulunan Kobarid Müzesi’nde sınırda yaşanan çatışmaları anlatan birçok hatıra bulunuyor; 500 civarında fotoğraf, yüzlerce malzeme ve haritalar… Ayrıca Ernest Hemingway ve Erwin Rommel gibi birçok ünlü ismin maceralarını da burada görebiliyorsunuz. Müze sorumlusu Željko Cimprič müze hakkında bilgi verirken, “Bu müzeyi kurarken kesinlikle şu taraf iyiyidi veya diğer taraf kötüydü şeklinde ifadeler kullanmamaya karar verdik. Bütün uluslara eşit yaklaşıyoruz. Bizim için önemli olan şey kimin iyi veya kötü olduğu değil, savaşın gerçek hikayesi. Bu müzede en çok üzerinde durduğumuz yerler aslında dağlar ve buralardaki savaş koşulları. Çoğu zaman doğal şartlar gerçek düşmandan daha tehlikeli olabiliyor. Buradaki doğa şartları çok çetin ve burada savaşan insanlar muhtemelen diğerlerinden çok farklı zorluklarla karşı karşıya geldi.”

İnsanlık tarihinin yaşadığı son iki büyük dünya savaşı geride milyonlarca ölü, harabeye dönmüş kentler ve çökmüş ekonomiler bıraktı. Yüz yıl geçmesine rağmen yine de acılar unutulmadı. Benzer acıların tekar yaşanmaması adına özellikle genç nesillerin tarihini çok iyi bilmesi ve bu bilinçle hareket etmesi büyük önem taşıyor.