Son Dakika

Okunan haber:

Erdoğan seçim zaferlerine bir yenisini daha eklemek istiyor


Türkiye

Erdoğan seçim zaferlerine bir yenisini daha eklemek istiyor

Cumhurbaşkanlığı için adaylığını açıklayan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan üst üste yaşadığı seçim zaferlerine bir yenisini daha eklemek istiyor.

Rize göçmeni bir ailenin çocuğu olarak 1954’de Kasımpaşa’da dünyaya gelen Erdoğan’ın mütevazi yaşamı futbolla renkleniyordu. Erdoğan, hem İstanbul İmam Hatip Lisesi yıllarında, hem de Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi’nde öğrenci olduğu yıllarda futboldan kopmadı.

Ancak bu yıllarda Erdoğan’ın futbol merakına başka bir tutku daha eşlik etmeye başladı: Siyaset.

Erdoğan, üniversite’de Milli Türk Talebe Birliği’ne girdi. Necmeddin Erbakan’la tanışması ise siyasi sorumluluklarını bir anda artırdı.

1976 yılında Millî Selâmet Partisi (MSP) Beyoğlu Gençlik Kolu Başkanlığı’na, ardından partinin İstanbul İl Gençlik Kolları Başkanlığına seçildi

Recep Tayyip Erdoğan, 1980 darbesi ile siyasi kariyerine bir müddet ara vermek zorunda kaldı. 1983’e gelindiğinde ise, Refah Partisi bünyesinde siyasete hızlı bir giriş yaptı. 1994’de İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı seçildiğinde henüz 40 yaşındaydı. İstanbul onun zamanında, kronikleşmiş birçok sorunundan kurtuldu. Şehir daha temiz ve yeşil bir görüntüye kavuştu.

Erdoğan 12 Aralık 1997’de Siirt’te bir mitingde konuşurken, okuduğu şiirin siyasi hayatına etkisini kimse tahmin etmiyordu.

“Halkı kin ve düşmanlığa tahrik etmek”le suçlanan Erdoğan 4 ay hapis cezasına çarptırıldı. Fakat bu dört ayın ardından siyasi arenaya daha parlak bir dönüş yaptı ve Ağustos 2001’de arkadaşlarıyla Adalet ve Kalkınma Partisi’ni kurdu.

Yakın çevresi Erdoğan’ın başarılarında onun yenilgiyi kabullenmeyen kişiliğinin payına dikkat çekiyor.

Ak Parti 2002 seçimlerinden zaferle çıktı ancak Erdoğan siyasi yasağı yüzünden meclise giremedi.

Muhalefetin de uzlaşması sonucu Erdoğan’a başbakanlık yolunu açan düzenlemeler parlamentodan hızla geçti. Siirt’te yenilenen seçimlerin ardından başbakanlığı Abdullah Gül’den devraldı.

Bu tarihten sonra Erdoğan 3 dönem üst üste başbakanlık koltuğunu korurken, partisi her seçimde oylarını artırmayı başardı.

Derin bir ekonomik krizin ardından iktidara gelen Ak Parti başarılı ekonomi politikalarına imza attı. Enflasyonun ateşi kısa sürede sönerken, IMF’ye olan borç öndendi ve liradan 6 sıfır atıldı.

Bu başarı uluslararası ilişkilerde de kendini gösterdi. Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne tam üyelik süreci resmi olarak başladı.

2009’da Davos’da İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres ve Başbakan Erdoğan arasında kameralar önünde Gazze krizinden dolayı yaşanan polemik, Türkiye’nin yanı sıra Arap dünyasındaki Erdoğan imajını zirveye taşıdı.

Anayasada temel değişiklikler öngören 2010 referandumuna gelindiğinde, Başbakan Erdoğan başarılarına bir yenisini ekledi. Seçmenin yüzde 58’i hükümetin elini güçlendiren değişikliklere onay verdi.

Fakat 2013’den itibaren rüzgar tersten esmeye başladı. Gezi Parkı’nın kaldırılmasına yönelik karar İstanbul’da geniş katılımlı gösterilere yol açtı. Protestolar kısa sürede ülke çapına yayıldı. Polisin göstericilere sert müdahalesi uluslararası toplumun da tepkisini çekti.

17 Aralık 2013’te ise Erdoğan daha derin bir krizle karşı karşıya kaldı. Bazı bakanların ve hükümete yakın iş adamlarının adının karıştığı yolsuzluk operasyonu beraberinde emniyet ve yargıda radikal değişiklikleri gündeme getirdi.

Operasyonlardan Gülen hareketini sorumlu tutan Başbakan Erdoğan, yolsuzluk iddialarının gölgesinde gittiği 31 Mart yerel seçimlerinden de zaferle çıkmayı başardı.

Artık Edoğan’ın önündeki tek hedef Çankaya Köşkü’ydü.