Son Dakika

Okunan haber:

Paul: 'AB-Türkiye ilişkileri zor bir süreçten geçiyor'


Insight

Paul: 'AB-Türkiye ilişkileri zor bir süreçten geçiyor'

Avrupa’nın başkenti Brüksel’de bulunan Türk mahallesinde, diğer ismi ile Küçük Anadolu’da çoğunlukla futbol ve siyaset konuşuluyor. Belçikalı Türkler 31 Temmuz-3 Ağustos tarihleri arasında ilk defa büyükelçilik veya konsolosluk binalarında Türkiye’de 10 Ağustos’ta yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimleri için oy kullandı. Vatandaşlar bu konuda ne düşünüyor:

“Kime oy vereceğim derseniz ben ülkemizi doğru yönetebilecek insanlara, uluslararası hukuka uygun, insan haklarına saygılı ve ülkemizi uluslararası arenada doğru temsil edebilecek bir insana oy vermeyi düşünüyorum. O da şu an itibari ile düşündüğüm Ekmelettin İhsanoğlu.”

“Şu an en güçlü rakip Tayyip Erdoğan görünüyor. Herkesin ona vereceğini düşünüyorum ben de.”

“Demitaş çok iyi görünüyor, iyi gidiyor, barıştan yana. Güzel şeylerden yana.”

“Bize pek fazla bilgi verilmedi. Kim gelirse gelsin güzel şeyler getirsin.”

Son yıllarda, yurtdışında yaşayan Türklere yönelik ilgi oldukça arttı. Türk yetkililerin Avrupa şehirlerine yaptığı ziyaretler çoğaldı. Avrupa Siyaset Çalışmaları Merkezi’nde araştırmacı olan Steven Blockmans bunun Türk toplumu arasında bölünmelere sebep olduğunu söyledi:

“Türkiye’deki siyasi tartışma Avrupa ülkelerine ve Türk pasaportu olan insanlara taşınıyor. Türk siyasetçiler siyasi gündemleri ile Brüksel gibi şehirlere giderek Avrupa ülkelerinde bölünmelerin daha da derinleşmesine sebep oluyor.”

Avrupalı Türklerin kullandığı oyların sayımı Türkiye’de yapılacak. Belçika’da 200 bin Avrupa’da ise 6 milyon Türk yaşıyor.

Gülsüm Alan, euronews:

Ve şimdi de İngiltere’nin Newcastle şehrine uzanıyoruz. Avrupa Politika Merkezi’nden Amanda Paul ile birlikteyiz. Amanda Paul euronews’e hoşgeldiniz.

Amanda Paul, Avrupa Politika Merkezi (EPC):

“Çok teşekkür ederim.”

euronews:

Türkiye-Avrupa Birliği müzakereleri 2005 yılında başladı ancak neredeyse durma noktasına geldi. Avrupa Birliği Türkiye’de yaşanan son gelişmeleri sert bir dille eleştirdi. Türkiye-Avrupa Birliği ilişkileri ne durumda ?

Amanda Paul:

“Türkiye-Avrupa Birliği ilişkileri zor bir süreçten geçiyor. Bu oldukça trajik bir durum. Son yıllarda reform sürecinin genel olarak yavaşladığı görüldü. Ancak son bir yıl içinde demokrasi açısından ciddi bir geriye gidiş söz konusu. Bu hukukun üstünlüğü, sivil haklar ve özgürlükler ayrıca basın özgürlüğünü kapsıyor. 3. dönemi dolduran Başbakan Erdoğan iktidar sarhoşluğuna kapıldı. Avrupa Birliği konuya müdahale edemediği için demokrasinin geriye gidişini engelleyemiyor.”

euronews:

Avrupa Komisyonu’nun yeni başkanı Jean-Claude Juncker 5 yıllık görev süresi boyunca genişlemeye kapıyı kapattı. Bu ne anlama geliyor? Türkiye’ye de mi kapıları kapatmış oluyor ?

Amanda Paul:

“Ekonomik krizden çıkmaya çalışan Avrupa Birliği kendi sorunlarına odaklanıyor. Şu anda genişleme yorgunluğu bulunuyor. Reform ve entegrasyon sürecinin devam etmesi çok daha önemli. 28 üye ülke Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne girip girmemesi konusunda henüz karar vermiş değil. Aynı zamanda Türkiye de girip girmeme konusunu sorguluyor. Bu da Türkiye’de demokratikleşme ve reform sürecinin durmasına sebep oldu.”

euronews:

Türkiye’de ilk kez halk cumhurbaşkanını seçmek için 10 Ağustos’ta sandık başına gidecek.
Avrupa Birliği süreci yakından takip ediyor.
Seçimler Avrupa Birliği için ne anlama geliyor?
Avrupa Birliği 2007 seçimlerinde Gül’ü tebrik etmişti. Yine aynı şekilde seçimleri kazanması halinde Avrupa Birliği’nin Erdoğan’ı tebrik edeceğini düşünüyor musunuz?

Amanda Paul:

“Avrupa Birliği tarafsız kalmalı. Ancak genel anlamda Başbakan Erdoğan’ın seçimleri kazanması halinde yaşanabileceklerden endişe duyuluyor. Zira Başbakan Erdoğan seçilirse olayları tepeden yönetmeyi öngördüğünü açıkça belirtti. Seçimleri kazanmasına ise neredeyse kesin gözüyle bakılıyor. Bu durum Türkiye’yi demokrasiden daha da uzaklaştıracak. Ancak halkın sadece yarısı temsil ediliyor. Bu hem Türkiye, hem Avrupa Birliği hem de bölgenin tamamı için oldukça kötü bir durum.”

Müsiad Brüksel Temsilcisi Alperen Özdemir cumhurbaskanlığı seçimleri öncesınde Türkiye-Avrupa Birliği ilişkilerini euronews’e değerlendirdi:

Gülsüm Alan, euronews:

2005 yılından bu yana dalga bir süreç yaşanıyor. Türkiye-Avrupa Birliği ilişkilerinde gelinen son noktayı nasıl değerlendiriyorsunuz?

Alperen Özdemir, Müsiad Brüksel Temsilcisi:

“2010 yılı 2013 arasında 3 yıl boyunca herhangi bir fasıl açılmamıştır. En son Kasım 2013’te bölgesel politikalar faslı açılmıştır. Bu olumlu bir gelişmedir. İtalya dönem başkanlığı Türkiye ile ilgili müzakerelere hız vereceğini ve önemsediğini göstermiştir. Türkiye ise 2014 yılını AB yılı ilan etmiştir. Bunları biz olumlu birer gelişme olarak görüyoruz. İtalya dönem dönem başkanlığı döneminde bir veya iki faslın açılmasını bekliyoruz.

euronews:

Önümüzdeki günlerde yapılacak cumhurbaşkanlığı seçim ve sonuçlarının Türkiye-AB ilişkilerinde ne şekilde etkili olacağını düşünüyorsunuz?

Özdemir:

“Cumhurbaşkanlıği seçim kampanyası döneminde Avrupa Birliği çok fazla gündem olmamıştır. Avrupa Birliği fazla tartışılmamıştır. Bunun tabi dediğim gibi birkaç sebebi var. Türk kamuoyu nezdinde Avrupa Birliği eski önemini yitirmiştir. Artık Türk halkı ve Türk iş dünyası da Avrupa Birliği inancını eskisi kadar koruyamamıştır. Tabi bunun yanında geçen hafta yayınlanan eurobarometre raporunda Türk halkının yinede yüzde 50’sinin AB’ye ve AB sürecine olumlu baktığını göstermiştir. Bu şunu gösteriyor Turk halkı ve Türk iş dünyası hala AB’ye inanıyor ve olumlu bakıyor. Bu çok olumlu bir gelişme. Bunun yanında aday olan üç cumhurbaşkanı adayı da AB konusunda açık şekilde olumlu baktığını AB’ye AB sürecine açık destek verdiklerini biliyoruz.”

Güney Amerika'nın 'hasta adamı' Arjantin

Insight

Güney Amerika'nın 'hasta adamı' Arjantin