Son Dakika

Okunan haber:

Yezidilerin bitmeyen çilesi


Irak

Yezidilerin bitmeyen çilesi

Irak’ta yaşanan şiddet yüzünden topraklarından kaçmak zorunda kalan Yezidilerin çilesi bitmek bilmiyor. İslam Devleti Örgütü tehlikesinden dolayı Kuzey Irak’a sığınmak için kilometrelerce yol yürümek zorunda kalan bu toplum, kavurucu sıcak altında açlık ve susuzluğa karşı mücadele ediyor. Birleşmiş Milletler’e göre İslam Devleti Örgütü’nün Musul’un Sincar (Şengal) şehrini işgal etmesi üzerine toplam 200 bin Yezidi evlerini terk etmek zorunda kaldı.

Bağdat’ta Yezidi milletvekili Vian Dahil’in mecliste yaptığı konuşma bu toplumun ne kadar vahim bir durumda olduğunu gözler önüne serdi:

“Kardeşlerim, siyasi anlaşmazlıkları bir tarafa bırakın. Biz insani bir dayanışma istiyoruz. Burada insanlık adına konuşuyorum. Kurtarın bizi! Biz katledildik, kökümüz kurutuldu. Dinimiz yeryüzünden siliniyor. İnsanlık adına size yalvarıyorum. Bizi kurtarın!”

2 Ağustos’ta Yezidilerin çoğunlukta bulunduğu Sincar ilçesini IŞİD militanlarının ele geçirmesi yaklaşık 30 bin Yezidi’nin Sincar Dağı’na sığınmasına yol açtı. Bu halkın bir kısmı ise Suriye’den geçip Kuzey Irak’a doğru uzun ve zorlu bir yolculuğa çıktı.

Peki bu etnik grup kimlerden oluşuyor ve ne tür bir inanca sahip?

Yezidiler Kürtçe konuşan ve inançları milattan önce 2000’li yıllara kadar dayanan bir toplum. Bugün Irak’ta sayılarının yarım milyon kadar olduğu sanılıyor. Ayrıca İran, Rusya ve Türkiye başta olmak üzere birçok ülkede soydaşları bulunuyor.

Bu dini grup içinde Paganizm, Şamanizm, Manicilik, Zerdüştçülük, Sabiilik, Yahudilik, Hristiyanlık ve İslam’dan ögeler barındırıyor. Tanrı’nın evreni yaratmasının ardından hüküm sürdüğüne inandıkları 7 melekten biri olan Tavus’u ilahi figür olarak görüyorlar.

Bu meleğin şeytanla özdeşleştirilmesi bu toplumun sık sık sorunlarla karşılaşmasına ve komşuları tarafından dışlanmasına yol açıyor. 2007’de düzenlenen 4 intihar saldırısında 400’den fazla Yezidi bu sebeple hayatını kaybetti.

Tarih boyunca yaşanan sorunlar ise son günlerde bu dini ve etnik grubun varlığını doğrudan tehdit etmeye başladı. Uluslararası toplum tarafından kendilerine gönderilen yardımlar ise bu tehdidi henüz giderebilmiş değil.