Son Dakika

Okunan haber:

Flamanlar İskoçya konusunda ne düşünüyor?


Insight

Flamanlar İskoçya konusunda ne düşünüyor?

İskoçya’da yapılacak tarihi bağımsızlık referandumuna saatler kaldı. Belçika’da yaşayan Flamanlar durumu yakından izliyor. Referandumu izlemek üzere İskoçya’ya giden Flaman asıllı Günther Dauwen Avrupa’nın diğer bölgelerinde bağımsızlık arayışında olan siyasetçiler ile fikir teatisinde bulunmak istiyor:

“Karar verme hakkı uluslararası bir hak ve İskoçyalılar bu hakkı kullanacak. Umarız Katalonya da çok yakında bu hakkı kullanır. Sonuç ne olursa olsun, karar verme hakkı bir öncelik olmalı.”

Flamanlar ile Valonlar arasındaki sorunlar ekonomiye dayanıyor. Zengin Flaman bölgesi kazandığını yoksul Valonlar ile paylaşmak istemiyor. 11 milyon nüfuslu Belçika’da halkın yarısından çoğu Flaman asıllı.

Brüksel’e 10 kilometre uzaklıkta bulunan Flaman Steenokkerzeel şehri Yeni Flaman İttifakı adlı ayrılıkçı parti tarafından yönetiliyor. Belediye başkanı Kurt Ryon İskoçya’da yapılacak bağımsızlık referandumunu yakından tekip ediyor:

“Şimdi başarı yolunda ilerlemekteyiz. Yolun henüz başındayız. Bağımsız Flaman bölgesini inşaa ediyoruz. İskoçya referandumundan öğrenecek çok şey var. Referandum yapacağımızı açıkladığımızda evet oyları yol haritası çizmemize yardımcı olabilir. “

Flamanlar gerçekten bağımsızlık yolunda ilerlemek istiyor mu? Halk bu konuda bölünmüş durumda:

“Belçika’nın bir bütün kalmasını istiyorum. Bir yandan Flaman bölgesi öte yandan Valon bölgesi istemiyorum. İki bölge de birarada bulunsun. Belçika’yı seviyorum.”

“Eskiden İskoçya bir ülkeydi. Ancak Flaman bölgesi ve Valon bölgesi ülke değildi. Flaman bölgesi Hollanda’ya bağlıydı. İkisi kıyaslanamaz. Durum çok faklı. Bu yüzden bunun bir başlangıç olduğunu düşünmüyorum.”

“Flamanım. Ben İskoçya’daki referanduma evet diyorum. Bu benim görüşüm.”

Belçika’nın Flaman Bölgesi İskoçya’da yapılacak bağımsızlık referandumun sonuçlarını sabırsızlıkla bekliyor. Brüksel Üniversitesi siyasal bilimler öğretim üyesi Dave Sinardet durumu euronews’e değerlendirdi.

euronews: İskoçyalılar ile Flamanlar arasında ne gibi benzerlikler bulunuyor?

Sinardet: “İskoçya, Quebec ve Katalonya’da olduğu gibi Flaman bölgesinde de güçlü bir milliyetçi hareket var. Milliyetçi parti var. Bu parti son seçimlerde en çok destek alan partiydi. Bu parti resmen bağımsızlığı savunuyor ancak somut olarak Flaman Bölgesi’ne daha fazla yetki verilmesini talep ediyor. Flaman Bölgesi’nde milliyetçilerin referandum talebinde bulunacaklarını zannetmiyorum. Flaman bölgesinde bağımsızlığı destekleyen kesimin yetersiz olduğunu gördüler. Ancak bu hala statülerde bulunuyor. Şimdi ise konfederalizmden söz ediyorlar. Konfederalizmin ne olduğunu izah etmeye çalışırsak, ismini belli etmeyen bağımsız bir flaman bölgesi olarak tanımlayabiliriz çünkü Belçika anayasası diye bir şey kalmayacak. Flaman ve Valon bölgesi arasında sadece anlaşmalar yer alacak.”

euronews: Avrupa’da ayrılıkçı hareketlerin neden bu kadar popüler olduğunu düşünüyorsunuz?

Sinarder: “İskoçyalı ve Flamanların insanları ikna etmeyi başardığını düşünüyorum. Sadece kendini milliyetçi hisseden insanları değil, ülkeye ve kültüre önem verenleri de ikna ettiler. Ulusal söylemler ile aşırı sağ söylemler birarada kullanılıyor. İngiliz hükümetinin politikalarını eleştirerek şikayetleri olan İskoçyalı sol kesime cevap veriyorlar. Aynı şekilde Belçika’da hükümetin politikaları eleştirilerek Flamanların şikayetlerine cevap veriliyor. Globalleşen bir dünyada ve Avrupa’da, ulusal egemenliğin giderek hayal ürünü olmaya başladığını düşünüyorum.”

euronews: İskoçya’da yapılacak referandumdan evet çıkması halinde bu durum bölgeyi ve Avrupa Birliği’ni nasıl etkileyecek?

Sinardet: “Bu bir bölgenin daha önce bağımlı olduğu bir devletten kopabileceğini gösterecektir. Bu ayrılıkçıların ilgisini çekecek. Öncelikle Katalonya’da zira referandum talep ediyorlar ancak İspanyol hükümeti buna izin vermiyor. Aynı zamanda ayrılıkçı Flamanlar da durumu dikkatle izliyor. Çünkü bu bağımsızlığın sadece hayal ürünü olmadığını bunun gerçekleşebileceğini gösterecektir. Avrupa Birliği’nin yönetimi de zorlaşabilir. Zira 28 üye ülkenin anlaşması zaten zor. Herkes ulusal çıkarlarını savunuyor. Üye ülke sayısı artarsa, anlaşma sağlamak daha da zor hale gelecektir.”