Son Dakika

Okunan haber:

Learning World'de bu hafta: Yatılı okulların avantajları


learning world

Learning World'de bu hafta: Yatılı okulların avantajları

Birçok aile çocuğunu yatılı okula gönderme fikriyle meşgul. Paki yatılı okullar daha iyi sonuç almanızı sağlar mı? Gençler evlerinden uzakta yaşamakla nasıl başa çıkıyor? Elbette yatılı okul deneyimini yaşayan her genç bundan memnun değil. Bu programımızda konuyu daha yakından inceledik.

Önce İsviçre’ye gidiyoruz. Geleceğin liderlerini yetiştiren, eğitim kalitesinde zirvede yer alan bu okullarda hayatın nasıl olduğunu göreceğiz.

Aiglon Koleji sıradan bir okul değil. 9 ila 18 yaş aralığında bulunan öğrencileri 60 farklı ülkeden geliyor. Bu uluslararası yatılı okul dünyadaki en pahalı okullardan biri. Yıllık ücreti 80 bin Euro’nun üzerinde.

Dolayısıyla ailelerin beklentileri de çok fazla. Bir ders 5 ya da maksimum 10 öğrenciyle işleniyor. Sınıflar oldukça küçük.

Öğretmenler sık sık dersi alanda işlemeyi tercih ediyor. Tıpkı bu biyoloji sınıfında olduğu gibi.

Jennifer Cogbill (Biyoloji öğretmeni):
“Burada bulunmanın avantajı, Alpler’de doğanın ortasında olmamız. Burada doğadan en iyi şekilde istifade ediyoruz. Dışarı çıkıyoruz ve biyoloji deneylerini direk olarak doğada yapıyoruz. Gerçekten harika.”

Normal okullarda olan yabancı diller, tarih ve fizik gibi dersler sıra dışı derslerle birlikte sunuluyor. Mesela uzay bilimi.

Okulda disipline ciddi bir vurgu var. Her öğrenci bölmesinde bir öğretmen sorumluluk üsteleniyor. Öğrencileri yakından takip edip, bilgilendiriyor.

Thomas Krüger (Matematik öğretmeni):
“Öğrencilerin üzerinde uygun olmayan üniformalar gördüğümde uyarıyorum. Okul üniforması gömlek ve cekettir. Havanın sıcak ya da soğuk olmasına bakılmaz. Beklentimiz bu yönde.”

Öğrencilerin adını “vali” koydukları kendi temsilcileri de var. Tıpkı bu Suudi Arabistanlı öğrenci Talal gibi. “Vali” olmanın bazı avantajları da var.Mesela “Valilerin” kendilerine ait tek kişilik yatak odaları var. Görevleri her şeyi kontrol etmek. Öğrencilerin ödevlerinden, yatarken dişlerini fırçalayıp fırçalamadıklarına kadar her şeyle ilgileniyorlar.

Talal:
“Çok sıkı olduğunu söyleyebilirsiniz evet ama bence kesinlikle bu iyi yönde bir sıkılık. Ama günün sonunda, çocukların doğru olanı yaptıklarından emin olmaları için buradayız. Hem yatakhanede, hem de yatakhane dışında, doğru üniformayı giymek, doğru yemekleri yemek, iyi çalışmak ve ortalığı karıştırmamak. Sonuçta işimiz çok zor değil. Çünkü buradaki öğrenciler gerçekten harika.”

Eğer buradaki bütün öğrencilerin zengin olduğunu düşünüyorsanız, yanılıyorsunuz. Okul sahip olduğu burs programı sayesinde daha mütevazi çevrelerden de gençlere kapılarını açıyor. Elbette yüksek niteliklere sahip olmak şartıyla. Burslu olanlar, tüm öğrencilerin yüzde 10’una tekabül ediyor.

Richard McDonald (Okul yöneticisi):
“Bence burslu öğrenciler herkes için harika bir motivasyon kaynağı olabilir. Çıtayı yükseltmeye yardımcı oluyorlar. Bu insanlar genelde diğerleri için rol model oluyorlar.”

Aiglon Koleji’ne gitmek sadece kaliteli bir eğitim sunmuyor. Ayrıca çok çeşitli kampüs dışı etkinlik de düzenleniyor. Kano, dağcılık ve kayak gibi.

Bunun dışında, kampüs bünyesinde resim, müzik, tiyatro sınıfları da oldukça faal. Diğer yatılı okullarda var olan sportif faaliyetler de unutulmamış.

Aiglon’da, zihin, beden ve ruhun bütünlük içinde hareket etmesine önem veriliyor.

Claire Tierney, (İngiliz Edebiyatı öğretmeni):
“Gayet motiveler, başarmak istiyorlar. Sadece maddi refah anlamında değil, aynı zamanda mutluluk ve topluma geri verebilecekleri anlamında.”

Bazı yatılı okullar eğitimin yanında çocuklara ailede verilen bakımı da sağlıyor. Bunun nasıl gerçekleştiğini görmek için Hindistan’a gidiyoruz.

Karen Madan adlı öğrencinin hikayesini kendi ağzından dinliyoruz:
“Benim adım Karen Madan, 13 yaşındayım.”

Karen gibi çocuklar için okula gitmek dünyanın en kolay işi değil. Çünkü Hindistan gibi ülkelerde okulların bulunduğu bölgelerden çok uzakta yaşayan insanlar var. Bundan dolayı bazı ailelerin çocuklarını yatılı okula göndermekten başka şansı yoktur.

Karen, Shimla’daki Bishop Cotton School’a gidiyor. Asya’daki en eski yatılı erkek okullarından biri. Okul 2009’da 150’inci yıl dönümünü kutladı. Okul ve yurt ücreti yıllık 4.000 Euro civarında. Bazı fakir Hindistanlı aileler için bu gerçek bir servet. Medyada yer alan raporlara göre bu okul sürekli Hindistan’ın en iyi yatılı okulları listesinde bulunuyor.

Karen:
“Sabah 5:30’da kalkıyorum. hala uykuluyum. Yatağımı topluyorum, bu zorunlu. Sonra da sabah çayı için çıkıyorum.”

“Kahvaltıda çay ve iki bisküvi var. Sonra yoklama yapılıyor. Bundan sonra oyun da oynuyoruz.”

“Kahvaltıdan sonra okul 8:45’ten 1:15’e kadar sürüyor.”

“İlk 2-3 ay kendimi yalnız hissettim. ama sonradan birkaç arkadaş edindim. Arkadaşlarım ailem gibi. Eğer ailemi çok özlersem arkadaşlarımla konuşuyorum ve kendimi iyi hissediyorum.”

Sapna Sharma (Öğretmen):
“Çocukların birçoğu ailesini özlüyor. Biz de onları yatıştırmaya çalışıyoruz. Onlara ‘bakın biz de sizin anneniz sayılırız, burada yalnız değilsizin’ diyoruz. Başka herhangi bir sorunları olursa ilgileniyoruz. Sadece dersleriyle ilgili değil, bütün sorunlarına çözüm bulmaya çalıyoruz.”

Karen:
“Bazı günler okuldan ayrılmamıza izin veriyorlar. Rutin okul hayatından uzaklaşıp mağazalara gidiyoruz. Bir şeyler alıp, film izleyip, yemek yiyoruz.”

“Okul bize çok şey öğretiyor. Bizi güçlü yapıyor. Eğitim de çok kaliteli. Fakat bu ikinci kısım. Asıl önemli olan okulun yatılı olması. Bu, bizi dakik ve özgür yapıyor. Gelecekteki hayatımıza hazırlıyor.”

Roy C. Robinson (Okul yöneticisi):
“Yatılı okul size günlük okulda öğrenemeyeceğiniz birçok şey öğretir. Öncelikle aileniz yanınızda değildir. Diğer öğrencilerle kaynaşacaksınız. Onlardan hoşlanmasanız da aynı odada yatacaksınız. Bu sizi gerçekten okul sonrası daha geniş bir toplumdaki hayata hazırlıyor.”

Karen:
“Her günün sonunda ailemi düşünüyorum. Elbette geride bıraktığım günü ve gelecek günü de düşünüyorum.”

Peki, normal bir okul aynı zamanda yatılı öğrenci kabul ettiğinde nasıl çalışır? Sorumuzun cevabı için, 2012’de dünyanın en yeşil okulu seçilen Bali’deki bir okulu inceleyeceğiz.

Bali’nin Badung bölgesindeki Yeşil Okul (Green School) geleceğin çevreci liderlerini yetiştirmek için tasarlandı. Bu yıl yaklaşık 400 yerli ve yabancı öğrencisi var. Okulda, anaokulu öncesinden liseye kadar eğitim-öğretim imkanı sunuluyor. Öğrenci Köyü Yatılı Programı çok uzaklardan gelen öğrenciler için hazırlandı. Bu yıl 12 yeni öğrencileri var. İçlerinden biri de bu Kanadalı öğrenci:
“Her şey bambudan yapılmış gibi. Sanki tüm malzemeyi buradan elde etmişler. Beyaz tahtalar araba camlarından yapılmış, yani her şey geri dönüşümden geliyor.”

Yabancı öğrenciler her yıl burada 9 ay ya da daha fazla kalıyorlar. Okul yönetimine göre, yatılı program öğrencilerin bireysel gelişimlerine katkı sağlayarak, çevre bilinci gelişmiş bireyler olarak topluma katılmalarına yardımcı oluyor.

David Porteus (Okul yöneticisi):
“Bence doğanın çocuklar üzerindeki etki gücü çok fazla. Çocuklar tabiatın çepeçevre sardığı bu yere geldiklerinde kuşları, bambu ağaçlarını görüyorlar. Hemen hemen her şey bambudan yapılmış. Sabah kalktıklarında şöyle diyorlar: ‘Burası bir ağaç ev gibi! Bu bir macera gibi!’. Ve bu, çocukların öğrenme isteğini artıyor.”

Yeşil okulun 3 basit kuralı var: Yerel olana saygı göster, doğanın çocuğunu yönlendirmesine izin ver ve davranışlarının çocuğunu nasıl etkilediği ile yüzleş.

Öğrenciler geleneksel konuları temelden itibaren öğreniyor. Yeşil Okul’un farkı ise öğretmenlerin her şeyi doğayla ilişkilendirmeye çalışması.

Kyle King, (Matematik öğretmeni):
“Mesela burada bir öğrencinin günde kaç kez tuvaleti kullandığını ve sifonu çekerek ne kadar su harcadığını konuşabiliriz. Bundan yola çıkarak az bir matematikle dünyada tuvaletlerde ne kadar su tüketildiğini hesaplarız. Böylece çocukların sifonsuz tuvaletle ne kadar su tasarruf edeceklerini anlamalarını sağlarız. Bu bilinç çocukların doğa ve matematik arasındaki bağı keşfetmelerine de yardımcı olur.”

Çocuklarını Yeşil Okul’a kaydettirmek için dünyanın dört bir yanında insanlar Bali’ye geliyor. Dubai’de yaşayan İtalyan Natascia Radice bu yıl 14 yaşındaki oğlunu Öğrenci Köyü’ne yatılı olarak gönderme kararı almış. Okul ve yurt ücreti olarak yıllık 23 bin Euro ödüyor.

Natascia Radice:
“En çok hoşuma giden şey, her çocuğa soruluyor ‘burada bulunduğun süre içinde ne öğrenmek istersin?’ 6 haftalık bir model üzerinden çocuklar yoğunlaşmak istedikleri alanı seçiyorlar. Ve gerçekten çılgınca şeyler yapıyorlar. Tek başlarına asla yapmayacakları şeyler. Zıpkınla balık avlamayı ve bunu bambudan nasıl yapacağını öğreniyorlar.”

Yeşil Okul kapılarını 2008’de açtı. Okul yöneticileri bu yaşama ve öğrenme konseptini daha çok öğrenciye ulaştırmayı umuyorlar. Böylece çevreci öğrencilerini tüm dünyaya yaymak istiyorlar.

Öğrenciler doğanın kendilerine öğrenme isteği aşıladığını belirtiyor:
“Yeşil bir çevrede bulunmak çok önemli. Çünkü biz de doğadan geldik ve onun tarafından kuşatılmak ve onu derinlemesine öğrenmek önemli. Çünkü bu, sıradan bir binada olmaktan daha doğal bir duygu. Normal bir okulda öğrenmek için kendimizi zorluyoruz. Ama burada öğrenme isteği kendiliğinden geliyor.

Eğer sizin de yatılı okul tecrübeleriniz varsa bunları bize sosyal medya üzerinden ulaştırabilirsiniz. Paylaşımlarınızı bekliyoruz. Şimdilik hoşçakalın

Daha fazla bilgi için:
http://www.aiglon.ch/
http://www.theguardian.com/education/2014/jun/09/boarding-schools-bad-leaders-politicians-bullies-bumblers
http://www.boardingschoolreview.com/articles/90
http://www.bishopcottonshimla.com/
http://www.greenschool.org/

Editörün Seçtikleri

Bir sonraki konu
Nasıl siyasetçi olunur?

learning world

Nasıl siyasetçi olunur?