Son Dakika

Okunan haber:

Cesaret ve adaletin simgesi Caddy Adzuba


DÜNYA

Cesaret ve adaletin simgesi Caddy Adzuba

Asturias Prensliği Vakfı bilim, insanlık ve kamu hizmetleri alanında kayda değer çalışmalar yapmış bireyler, oluşumlar veya organizasyonlara her sene Nobel’e denk ödüller veriyor.

Ayrımcılık, fakirlik ve kadınlara uygulanan şiddete karşı barışçıl bir savaşın simgesi haline gelen Caddy Adzuba da bu yıl vakfın “Barış” dalında ödüle layık görüldü.

Adzuba gazeteci ve avukat kimlikli bir aktivist. Tıpkı Ruanda’da olduğu gibi Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nde de cinsel şiddete maruz kalmış kadınlar için Uluslararası Ceza Mahkemesi kurulmasını savunarak tüm dünyada sesini duyurdu.

Kendisi yaptığı çalışmalar ve deneyimleri hakkında euronews’e verdiği özel röportajda sorularımızı yanıtladı.

euronews:
“İyi günler Caddy.”

Caddy Adzuba:
“İyi günler Leire.”

euronews:
“Hem gazetecilik hem de hukuk alanlarında uzman olmanız kadınlara yönelik cinsel şiddete karşı mücadelede önemli faktörlerden. Cinsel yönden işkence ve şiddet yaşamış bir kadınla yaptığınız ilk görüşmeyi bize anlatabilir misiniz?”

Caddy Adzuba:
“İlk 2000 yılında oldu ve görüşmeyi bitirememiştim. Bir kadınla tanıştım ve neler olduğunu, bu kadının neler çektiğini öğrenmek için çok istekliydim.

Kadına mikrofonu uzattığımda direk gözlerime baktı. Konuşmak istemiyordu. Israr ettim. Bunun çok önemli olduğunu konuşması gerektiğini kendisine söyledim. Bana bakarak ‘Dinlemek istediğine emin misin? Duyduklarına dayanabilecek misin? diye sordu. Kesinlikle evet dedim.

Konuşmaya başladıktan iki dakika sonra birden ayağa kalkıp gittim yanından. Kadına güle güle demeden, teşekkür bile etmeden, sadece kaçar gibi uzaklaştım oradan. Çünkü duyduklarım… Anlattıkları önceden duyduğum bildiğim şeylerdi. Ama bunları bir kurbanın ağzından ilk kez dinliyordum. Dayanamadım bunları işitmeye ve kaçtım.”

euronews:
“Bu görüşme sizi ne yönde değiştirdi?”

Caddy Adzuba:
“Görüşme sonrasında ne gerekiyorsa yapacağım diye kendi kendime yemin ettim. Bilgim ve yapabileceklerim az da olsa bu kadınların hayatını biraz daha iyi hale getirebilmek için herşeyi yapacağım dedim.

Çok büyük şeyler yapmak için imkanlarım kısıtlıydı. Çünkü bu kadınların başlarına gelen zulmü tüm dünyaya anlatmak için elimde sadece basit bir radyo mikrofonu vardı.”

euronews:
“Cinsel şiddete maruz kalan bir kişi, yaşadığı travmadan kurtulup normal hayata dönmek için neler yapmalı?”

Caddy Adzuba:
“Cinsel şiddete maruz kalmış bir kişi herşeyden önce sabırlı olmalı. İyileşme bir gün, iki gün, bir ay, iki ay, veya beş ay içinde olmuyor malesef. Hatta ve hatta iki yılda da olmaz. Hiçbir şey eskisi gibi olmasa da belli bir derecede iyileşme beş ila on yıl arasında gerçekleşebilir.

Bu kadınlar fiziksel işkenceyle de tahrip edilmiş. Tedavi edilmeliler. Yani ilk olarak fiziksel tedaviye ihtiyaçları var. Sonra psiko-travmatik, psiko-sosyal destek seansları ile tedavi edilmeleri gerekir.

Daha sonra ise, eğer önceki tedavilere olumlu cevap verirlerse, sosyal ve ekonomik hayata entegre olma amaçlı grup tedavilerine başlamalılar.

Sonrasındaysa zarar gördüğü ve yasaklandığı toplumda kabul görmesi için yakın çevresiyle birlikte terapiler yapılmalı.

En nihayetinde ise bu kadınların ekonomik yönden toplumda yer etmeleri gerekir. Çünkü yaşadıklarından ötürü herşeylerini kaybedip toplumdan dışlanan bu kurbanlar çok yoksul bir hayat yaşıyor.”

euronews:
“Adalet yerine gelmeden tam bir iyileşme mümkün mü peki?”

Caddy Adzuba:
“Tabii ki hayır. Malesef. Bu zulmü gerçekleştiren caniler, bir kadına bu acı travmayı yaşatanlar özgürce sokaklarda dolaşmaya devam ettiği müddetçe tam bir tedavi asla mümkün değil. Bir kadın kendisine bu dramı yaşatanlara gereken cezanın verildiğini görürse, bu travmanın kaynağının kurutulduğuna şahit olursa rahatlar.

Adaletin yerini bulması sadece kurbanlar için değil tüm toplum için elzemdir.”

euronews:
“Siz cinsel şiddet suçlarını açığa çıkardığınız için tehdit edilmiş ve hatta bu tehditlerden dolayı ülkenizi terk etmiştiniz. Korkunun gölgesinde bir işi yaparak yaşamak nasıl birşey?”

Caddy Adzuba:
“Çok önemli işler yaptığım için ölümle tehdit edildim. Örneğin bu şiddetin faillerini kışkırttım. Sistemi kışkırttım.

Peki bu kadınlar kimi kışkırtmıştı? Hiçkimseyi! Onlar hiçbir şey yapmadıkları halde bu gezegende hayal bile edilemeyecek ciddi bir vahşetin kurbanı oldu. İşte bu bize cesaret veren şey.

Doğru, korktuk. Yani ‘Eğer devam edersen kafana iki kurşun yersin’ yazılı mesajları aldığımızda tabii ki korktuk. Ancak seni öldürmeye niyetli birisi sana bunu mesajla bildirmez. Gelir seni direk öldürür.”

euronews:
“Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nde istikrarlı ve kalıcı bir barışın anahtarı nedir?”

Caddy Adzuba:
Herkes ama herkes. Barış evrensel bir sorun. Barış sorununa birinci dereceden eğilmesi gereken toplumu korumakla yükümlü Kongo Hükümeti’dir. Sorumluluk ayrıca barışı daha kalıcı hale getirmesi için bu hükümeti sonuna kadar desteklemeye devam etmesi gereken Kongo halkındadır.

Öte yandan barış sorumluluğu tüm bölgeyi, tüm Büyük Göller bölgesini, Demokratik Kongo Cumhuriyeti’ne komşu diğer ülkeleri de bağlar. Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nde olanlardan öyle veya böyle komşu devletler de sorumludur. Bu aynı zamanda Afrika kıtasının sorumluluğundadır. Afrika Devletleri, Afrika Birliği kendi sorumluluklarını bilmek ve kendi sorunlarını çözmek zorundadır .

Sorumluluk, okyanuslar, sınırlar ötesinde uluslararası toplum olarak adlandırdığımız şeye de ulaşır. Çünkü Kongo’daki çatışma daha çok ekonomik sebeplerden ortaya çıktı. Tamamen kendi ekonomik çıkarları için silahlı grupların finansmanında doğrudan veya dolaylı olarak yer almış bir çok ulusa atıfta bulunan ve eleştiren çeşitli raporlar yazıldı.

Ve ardından altı milyon Kongolu öldürüldü, 500 binden fazla kadın cinsel şiddet mağduru oldu. Yani bu vahşetin sorumluluğu yeryüzündeki herkese aittir. Bu eylemlerde payı olan herkesin kendisini sorgulaması gerekiyor. İşte o zaman adalet yerini bulacak.”

euronews:
“Ülke tarihine savaşların yanında barış için sürekli mücadele eden kadınlar damga vuruyor. Asturias Barış Ödülü’ne layık görüldüğünüz burada yani Avrupa’da Kongolu kadınların mücadelesinden öğreneceğimiz şeyler sizce neler?”

Caddy Adzuba:
Söylememe izin verin ama Avrupa aslında, büyük bir cahillik içerisinde yaşıyor. Yani elindeki tüm bilgilere rağmen, Afrika’yı sadece yoksulluk kıtası, üçüncü dünya olarak görüyor ve Afrika’yı savaş ve Ebola hastalığı ile tanımlıyor.

Onlar Afrika’da bu zulümlere ve onları işleyenlere karşı tavır alan cesur erkek ve kadınların olduğunu görmüyor.

Avrupa, Afrika’da olanlara karşı bakış açısını değiştirmek zorunda. Avrupa’nın Afrika’ya yönelik çıkarcı politikalarını değiştirmesi gerekir. Bu çok önemli.