Son Dakika

Okunan haber:

"Kudüs, Orta Doğu'nun barut fıçısı"


Insight

"Kudüs, Orta Doğu'nun barut fıçısı"

Kudüs’te bir sinagoga düzenlenen saldırı gerginliği iyice tırmandırdı.

Har Nof mahallesindeki sinagogun önünde toplanan Müslüman, Yahudi ve Hristiyan din adamları 5 kişinin hayatını kaybettiği saldırıyı kınadıklarını ifade etti: “Allah’ın evinin kutsallığını ve ibadet eden silahsız kişileri hedef alan bu suç eylemi, bu saldırı karşısındaki duruşumuzu belirtmek için buraya geldik.”

Bu arada, İsrail askerleri Kudüs’te aracını bir tramvay durağına sürüp bir kadın ve bir bebeğin ölümüne neden olan Filistinlinin evini yıktı. Abdülrahman Şaludi geçen ay yaşanan olayın ardından kaçmak isterken polis tarafından vurularak öldürülmüştü.

İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu, Kudüs’teki son saldırılara katılan Filistinlilerin evlerini yıkma emri verdi.

Netanyahu ayrıca Doğu Kudüs’te inşa edilmekte olan yeni Yahudi yerleşimlerinin yapımında çalışan Filistinli işçilerin güvenliklerini tehdit ettiğini savundu: “İsrail’de çalışan Filistinli işçilerimiz var. Bazıları yasal olarak ve bazıları da yasa dışı olarak çalışıyor. Bunu Hamas’ın teröristlerini yerleştirmek için kullanıyor, istismar ediyorlar. Ne yazık ki bu teröristler Filistin yönetimi, Filistin devlet başkanı tarafından kışkırtılıyor. Bu tehlikeyi önlemek için elimizden gelen her şeyi yapacağız.”

Sinagog saldırısınından ardından kentteki güvenlik önlemleri üst seviyeye çıkarıldı. İsrail askerlerinin 1967’den beri ilk kez Mescid-i Aksa’nın mihrabının bulunduğu bölüme postallarıyla girmesinin ardından Kudüs’te tansiyon her geçen gün yükseliyor.

CNRS araştırma merkezinden araştırmacı ve tarihçi Vincent Lemire ile Kudüs’te yaşanan son olayları değerlendirdik.

Raphaële Tavernier, euronews: “Şu an Kudüs’te bulunuyorsunuz. Kutsal şehirdeki atmosfer nasıl?”

Vincent Lemire : “Gün içerisinde her şey normaldi ancak akşam üzeri sokaklar boşaldı. İnsanlar gece geç saatlerde dışarı çıkmaktan korkuyor. Kudüs’ün bir çok yüzü var. Batı ve Doğu Kudüs sokakları her akşam çatışmalara sahne oluyor. Dolasıyla ortamın sakin olduğunu söyleyemeyiz. Bölgeye ve zamana göre gerginliğin seviyesi değişiyor.”

Raphaële Tavernier, euronews: “Hamas’ın, yakın zamanda Filistinlilere, “kendi İntifadalarını” yapma çağrısında bulunduğunu biliyoruz. Bıçak İntifadalarından bahsediliyor. Durum daha da kötüye gidebilir mi?”

Vincent Lemire : “Güvenlik güçleri, kontrol edilemez silahların kullanıldığını söylüyor. Bıçaklı saldırılar ayaklanmaların spontane ve hazırlıksız olduğu imajını veriyor. Bu da İsrail güvenlik güçlerini daha da endişelendiriyor.”

Raphaële Tavernier, euronews: “Sizce tırmanan gerginliğin ve artan şiddetin tek nedeni İsrail’in Doğu Kudüs’te işgale devam etmesi mi?”

Vincent Lemire : “İsrail’in, Kudüs ve Batı Şeria’da hızla genişleyen işgali, uzun vadede belirleyici bir yapılanmayı sağlayan faktörlerden. Ancak bugün tırmanan şiddetin tek nedenin bu olduğunu söyleyemeyiz. Birkaç aydır süren tetikleyici bir unsur vardı. Açık olmak gerekirse, bu unsur, bazı Yahudilerin Müslümanların ibadet yerlerine sıklıkla giderek provoke edici tavırlarda bulunmasıydı. Özellikle iktidar partisi Likud bakanlarından Mosh Feglin ve Naftali Bennett, Beytül Makdis’de eylemler düzenleyerek, Yahudilerin provokasyonlarına destek veriyordu.”

Raphaële Tavernier, euronews: “İsveç, ekim ayı sonunda Filistin’i devlet olarak tanıdığını açıkladı, İspanyol ve hatta İngiliz bakanlar da bu yönde bir karar almaya hazırlanıyor. Bu durum İsrail tarafından nasıl karşılanıyor?”

Vincent Lemire : “Resmi olan konuşmaların dışında bir de hissedilen farklı duygular mevcut. Resmi konuşmalarda, “Bunun hiç bir öneminin ve etkisinin olmadığı sadece sembolik olduğu” söyleniyor. Ancak biraz daha derine inince açıklamaların samimi olmadığını ve farklı düşüncelerin olduğu ortaya çıkıyor. Tüm Yahudiler, İsrail devletinin Kasım 1947’de Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’ndan çıkan bir oylamayla doğduğunu biliyor. Dolayısıyla İsrailliler, Mahmut Abbas’ın yeni stratejisinin sadece sembolik bir tanıma olduğundan ibaret olmadığını çok iyi biliyor. Uluslararası arenada siyasi etkilerinin olacağı da biliniyor. Hatta bu etkiler orta ve uzun vadede son derece güçlü olacak.”

Raphaële Tavernier, euronews: “Kudüs 1990” adlı kitabınızda, “Kısa bir zaman önce kutsal kentin farklı toplumlarla yaşamak için modeli bir yer” olduğunu söylüyorsunuz. O zamanlar artık çok mu geride kaldı?”

Vincent Lemire : “Şu an bulunduğumuz durumu göz önünde bulundurursak ‘Evet’ o zamanların geride kaldığını söyleyebiliriz. Ama bu o eski anların tekrar geri gelmeyeceği anlamına gelmiyor. İncil indikten bu yana Kudüs her zaman bu imparatorluğun en önemli mücevheri oldu. Bu devletler üstü durum insanlara uygarlaşmayı ve birlikte yaşamayı öğretti. Ancak, Birinci Dünya Savaşı’ndan bu yana Kudüs yeni bir döngü içerisine girdi. Kudüs iki devletin projelerini gerçekleştirme yolunda verdikleri çatışmalarda odak noktası haline geldi. Bir yandan siyonist ve İsrail projesi, diğer yandan da Arap projesi. Dolayısıyla sürekli çatışan bu iki uygarlık yeni bir uygarlığın kurulmasını engelliyor ve yeniden huzur ve ahenk içerisinde beraber yaşamanın önüne geçiyor.”