Son Dakika

Okunan haber:

Polonyalı Tusk AB Konseyi başkanlığını devraldı


Insight

Polonyalı Tusk AB Konseyi başkanlığını devraldı

Polonya’nın eski Başbakanı Donald Tusk, AB Konseyi başkanlığı görevini Belçikalı Herman Van Rompuy’dan devraldı. Konsey başkanlığına geçtiğimiz 30 Ağustos’ta seçilen Tusk, iki bucuk yıl boyunca Avrupalı liderlerin zirvelerine başkanlık yapacak. Tusk İngilizce ve Fransızcaya hakim olmaması sebebiyle bazı kesimler tarafından eleştirilmişti. Yeni Avrupa Konseyi Başkanı Donald Tusk görev değişikliği hakkında biraz gergin olduğunu söyledi:

“Görev değişikliği hakkında biraz gerginseniz, hiç tasalanmayın. Ben de biraz gerginim. Belki sizden daha fazla. Ama bu geçecek. Benim için burada çalışmaya başlamak büyük bir onur.”

Tusk, Polonya’da 2007 yılında devraldığı başbakanlık görevini, bu yıl konsey başkanlığına seçilmesine kadar sürdürdü.

57 yaşındaki Tusk, Avrupa’nın en büyük ekonomisi Almanya Başbakanı Angela Merkel ve Avrupa Birliği’nden ayrılma tehdidinde bulunan İngiltere Başbakanı David Cameron ile iyi ilişkiler içerisinde bulunuyor.

Tusk’un AB Konseyi Başkanı olarak seçilmesi, Polonya kadar, Avrupa Birliği’nin Orta ve Doğu Avrupalı üye devletleri için de zafer niteliğinde.

Polonya Ukrayna krizi boyunca Rusya’ya yönelik en sert tavrı takınan Avrupa Birliği ülkelerinden biri olmuştu.

Yeni AB Konseyi Başkanı Tusk, Avrupa fikrine olan inancı ve Polonya’yı Avrupa Birliği’nin kalbine getirmesi nedeniyle 2010 yılında Şarlman Ödülü’ne layık görülmüştü.

Donald Tusk ile ilgli beklentiler ne yönde?
Avrupa Enstitüsü’nde Kamu Yönetimi öğretim görevlisi Piotr Maciej Kaczynski euronews’in sorularını cevapladı.

euronews: Herman Van Rompuy görünmeyen adam olarak biliniyordu. Belki yeterince karizmatik olmadığından dolayı ancak aynı zamanda kulislerde sabırlı bir insan olduğu da biliniyor. Yeni Avrupa Birliği Konseyi başkanının özellikleri nedir?

Piotr Maciej Kaczynski: “Herman Van Rompuy’ün aynı zamanda uzlaşma ustası olduğunu düşünüyorum. Donald Tusk bu yüzden bu görev için seçildi. Polonya başbakanı olarak karizmatik bir lider olarak kendini ispatladı, bu yeni görevi nasıl yürüteceğini hep birlikte göreceğiz.”

euronews: Fransızca konuşmadığını İngilizcesini de düzelmeye çalıştığını biliyoruz. Diğer liderler ile iletişime geçmek için bu önemli mi?

Piotr Maciej Kaczynski: “Birkaç ay içinde İngilizcesini düzelteceğini 1 Aralık’a kadar hazır olacağını söylemişti. Bu süreçte ne kadar başarılı olup olmadığını hep birlikte göreceğiz. Ancak yeterince İngilizce konuştuğunu düşünüyorum.”

euronews: Çok iyi almanca biliyor, bu iyi bir şey, Almanya Başbakanı Angela Merkel ile iyi ilişkiler içerisinde değil mi?

Piotr Maciej Kaczynski: “Bu çok önemli. Dil konusunda hepimizi şaşırtabilir. Basın toplantıları sırasında Herman Van Rompuy Flamanca Fransızca ve İngilizce arasında dil değişikliğine giderken Donald Tuks büyük olasılıkla aynı şeyi Polonyaca, İngilizce ve Almanca yapacaktır.

euronews: Porgramında bulunan üstesinden gelmesi gereken birçok önemli konu var. Avrupa Birliği’ni reforme etmek bunlardan biri. Bu Avrupa Birliği’nden ayrılma tehdidinde bulunan İngiltere’nin talebi. David Cameron ile stratejisi ne olacak?

Piotr Maciej Kaczynski: “David Cameron ile Avrupa Birliği Konseyi başkanı ve üyeleri arasındaki ilişkiler büyük önem teşkil edecek. Neden? Zira ya pandoranın kutusu açılacak ve İngiltere Avrupa Birliği’nde ayrılacak ya da daha olumlu bir sonuç çıkacak.”

euronews: Dış politika konusunda Ukrayna krizi ve Rus doğalgazına bağımlılık konusu ön plana çıkıyor. Polonyalı Donald Tusk Avrupa Birliği dışilişkiler yüksek temsilcisi Federica Mogherini’nin işlerini dengeleyen adamı mı olacak ?

Piotr Maceij Kaczynski: “Donald Tusk geçtiğimiz aylarda enerji birliği fikrini ortaya koyan adam. Enerji birliği, Avrupalıların enerji bağımlılığı içinden geçtiğimiz dönem kapsamında büyük önem teşkil edebilir. Bunun gerçekleşmesi istenilebilir. Ukrayna ve Rusya konusunda anlayışlı davranıyor. Birçok Avrupa ülkesine göre Rusya’ya farklı bir yaklaşım sergiliyor. Rusya’yı birçok üye ülkeden daha iyi biliyor. Bu da daha gerçekçi politika yürütmesini sağlayacaktır.”