Son Dakika

Okunan haber:

Yunanistan tasarruf politikalarına alternatif arıyor


Insight

Yunanistan tasarruf politikalarına alternatif arıyor

Yunanistan’da halk son seçimlerdeki tercihiyle kemer sıkma politikalarına artık dur dedi.Tasarruf önemlerine karşı duran Aleksis Çipras başbakanlık koltuğunun sahibi oldu.

Vakit kaybetmeden kolları sıvayan çiçeği burnunda başbakan, sandıkların kapanmasından 48 saat geçmeden Bağımsız Yunanlar Partisi’yle uzlaşarak yeni koalisyon hükümetini kurdu.

Şimdi kafalardaki en büyük soru – yeterli tecrübeye sahip olmayan Bakanlar Kurulu’nun vaatleri ne kadar gerçekçi.

Hükümette daha önce bakanlık yapmış iki isimden biri olan Giannis Dragasakis, başbakan yardımcısı olarak Troyka ile yeniden yapılması vaat edilen müzakerelerden sorumlu olacak.

Hiç şüphesiz yeni Bakanlar Kurulunda dikkatleri toplayan isim ise yeni Ekonomi Bakanı Yannis Varufakis. Ekonomi profesörü kendisini Marksist olarak tanımlıyor ve Brüksel’in Yunanistan’ı borç batağındaki bir sömürgeye dönüştürdüğüne inanıyor.
Varufakis de uluslararası kreditörlerle pazarlığa oturacak isim.

Yeni hükümet iktidarı ele alır almaz radikal değişikliklere imza atmaya başladı. İlk olarak bakanlık sayısı azaltıldı. Ülkede ilk kez Şeffaflık ve Yozlaşma ile Mücadele Bakanlığı kurularak başına Panayotis Nikoludis getirildi. Bu adımla yolsuzluk ve vergi kaçakçılığının sıkı takipçisi olacağız mesajı da verilmiş oldu.

Ekonomik darboğaz Yunanistan’a 2008 yılında uğradı. O günden bu yana toparlanamayan ülkede dış borç dağ gibi büyüdü, işsizlik rekor seviyelere ulaştı ve yoksulluk arttı. Yeni ekonomi bakanı Varufakis’in tabiri ile ülke insanlık dramının içine sürüklendi.

Bir sağ parti ile el sıkışan Radikal Sol ittifak borç silme, uluslararası kreditörlerle yeniden pazarlık, kira ve sağlık hizmetlerinde devlet yardımı ve asgari ücretin artırılması gibi vaatlerde bulunuyor. Yunanlar mevcut durumun bu sözlerin tutulmasına imkan tanımadığının farkında. Ancak umutları hedef konan yolda istikrarlı bir şekilde ilerlemek.

Bunun içinde hükümetin karşılaştığı zorlukların başında ne işsizlik ne de borç var, Başbakan Aleksis Çipras için en büyük mücadele tasarruf önlemlerini dayatan Almanya Başkanı Angela Merkel’i ikna etmek olacak.

Çipras seçim kampanyası boyunca kemer sıkma politikalarının ülke ekonomisini yerle bir ettiğini savundu. Yeni liderin Troyka’ya bağlı kalmadan farklı alternatifleri nasıl devreye sokacağıysa merak konusu.

OFCE ekonomistlerinden, Fransa’nın eski ekonomi bakanı Arnaud Montebourg’un danışmanı Mathieu Plane ile beraberiz. Fransa’da kemer sıkma politikalarına karşı sert tutumunuzla biliniyorsunuz.

Yunanistan’ın yeni başbakanı Aleksis Çipras da seçim kampanyası boyunca tasarruf politikalarının ülkenin en büyük düşmanı olduğunu söyledi.

Arzu Kayaoğlu,Euronews:
Kemer sıkma politikaları şimdiye kadar ne İspanya, ne Fransa, ne de Yunanistan’da işe yaradı. İMF ve Troyka neden Yunanistan’ı bu politikaları uygulamaya zorladı?

Mathieu Plane, ekonomist:
Konjonktürün durumuna göre tasarruf politikalarının etkileri farklılık gösteriyor.

Avrupa’nın maliye anlaşmaları genel olarak tasarruf politikaları üzerine kurulu. Ancak üye ülkelerin bu sert politikaları uygulamakta çok zorlandığını gördük. Sonrasında onlardan borçlarını ve kamu açıklarını azaltmalarını istedik. Bu politikanın işlemeyen yanı burası. Bazı ülkeler için tamamen verimsiz olduğunu gördük.

Ülkelerden borç ve açıklarını azaltmalarını istemek normal bir durum ama bunu çok çabuk yapmalarını istedik. Dolayısıyla tasarruf politikaları ülkelerin büyüme oranlarını yerle bir etti. Ekonomik faaliyetler azalınca borç ve açıklar yeniden tavan yaptı.

Avrupa Komisyonu’nun hatalarından biri de kemer sıkma politikalarının büyümenin üzerindeki kötü etkileri görememesi oldu.

İlginç olan şu ki İMF de ilk aşamada tasarruf politikalarını savunuyordu ama sonradan geri adım attı, yanıldığını itiraf etti. İMF kemer sıkma analizlerinde hatalı davrandı. Aslında bu stratejinin ekonomi üzerindeki kötü etkileri sanıldığından çok daha fazla.

Arzu Kayaoğlu, Euronews:
Kamu maliyesini iyileştirmeye gitmenin tek yolu kemer sıkma politikaları mı? Yunanistan’ı krizden çıkarmak için ne tür farklı alternatifler sunulabilirdi?

Mathieu Plane, ekonomist:
Kemer sıkma politikalarından ne kast edildiğini bilmek gerek. Yunanistan’da bu politikaların etkisi son derece ağır ve sancılı oldu. Ülkedeki faaliyetler yüzde 25 azalırken milli gelir 25 puan geriledi. Bu durum 1930’lu yıllarda yaşanan Büyük Buhran dönemine benziyor. Tasarruf politikaları Yunanistan’da işsizliği yüzde 30’lara çıkardı. Gençlerde ise bu oran yüzde 50’lere tırmanmış durumda.

Aslında şimdiki sorunumuz tasarruf politikaları değil bu politikaların şiddetli ve yoğun bir şekilde uygulanılmasının istenmesi.

Borçların azaltılması istenebilir ama bunun sürdürülebilir bir büyüme içerisinde yapılması gerek. Tasarruf politikalarının yanı sıra aynı zamanda farklı adımlar da uygulanmalı. Örneğin esnek bir para politikası. Bu uygulama Amerika Birleşik Devletleri’nde yapıldı.

Avrupa’daki sorun şu: hem son derece sert bir maliye politikası devreye sokuldu hem de diğer ülkelere oranla daha az esnek bir para politikası uygulanıyor.

Şunun da altını çizmek gerek: Euro’nun döviz karşısında değerli olması kriz döneminde büyüme mekanizmalarını etkisiz hale getirdi.

Arzu Kayaoğlu,Euronews:
Tasarrufa getirilen alternatifler Avrupa’nın kalbindeki ülkelerin, özellikle Fransa ve Almanya’nın diğer ülkelerin canlanmasını finanse etmeleri anlamına geliyor. Ama bu Avrupa’da kapsamlı bir entegrasyonunu gerektiriyor. Bunun da olduğunu söyleyemeyiz. Öyle değil mi?

Mathieu Plane, ekonomist:
Evet haklısınız. Şu anda ülkeler arasında zayıf bir transfer sorunuyla karşı karşıyayız. Yani Avrupa’da gerçekten de bir dayanışma bulunmuyor.

Acaba daha kuvvetli bir bütçe entegrasyonuna ulaşmadan tek bir para birimiyle yaşamak mümkün mü?

Borçların bölüşülmemesi gerçek bir sorun. Avrupa’nın kalbindeki, merkezdeki ülkelerden dışa, uydu ülkelere doğru önemli bir transferi zorunlu kılıyor. Bu da zenginliklerin taşınması demek. Bunu da seçmenlerin kabul etmesi şart.

Yani sonuç olarak duruma açıkça baktığımızda elimizde fazla sayıda olanak bulunmuyor. Ya daha büyük bir Avrupa vergi entegrasyonuna gidilecek; bu durumda para transferlerini ve Avrupa bütçesini finanse eden bir Avrupa vergisi oluşturulmalı. Ya da, maalesef bugünkü gibi gerçek bir koordinasyon sorunuyla karşılaşırsak Yunanistan’ın Euro Bölgesi’nden çıkması hatta bu bölgenin parçalanması gibi bir riskle karşı karşıya kalınabilir. Sonuç olarak evet, daha entegre olmuş bir Avrupa’ya ihtiyaç var.

ALL VIEWS

Görmek için tıklayın