Son Dakika

Okunan haber:

Özgecan Türkiye'de ne ilk ne de son olacak


DÜNYA

Özgecan Türkiye'de ne ilk ne de son olacak

Türkiye’de kadına karşı şiddet hız kesmeden devam ediyor. Ülkemizde her gün ortalama 5 kadın erkekler tarafından öldürülüyor. Kadın cinayetleri 2002 ila 2009 yılları arasında yüzde 1400 artış gösterdi. Adalet Bakanlığı tarafından açıklanan verilere göre 2002 yılında öldürülen kadın sayısı sadece 66 iken bu rakam 2004’te 164, 2005 yılında 317’ye, 2007 yılında ise 1011’e yükseldi.

2009 yılından itibaren Adalet Bakanlığı tarafından istatislikler kamuoyu ile paylaşılmıyor. Ancak 2008 yılından bu yana şiddet sonucu hayatını kaybeden kadınlar için dijital bir anıt oluşturularak, anitsayac.com adresinden yıllık ölüm oranları rakamlar, mağdurelerin isimleriyle birlikte açıklanıyor.

“Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu” da internet sitesinde rakamları sürekli güncelliyor. Siteye göre 2013’te 237 kadın, şiddet nedeniyle hayatını kaybetti. Türkiye 2014 yılını yine bir kadın cinayeti haberi ile noktaladı. 30 Aralık günü İzmir’in Balçova ilçesinde önünü kesen sevgilisi tarafından bıçaklanan 36 yasındaki Filiz Tokdemir, 7 gün süren yaşam mücadelesine yenik düştü.

Cezalar caydırıcı değil

CHP Ankara Milletvekili Aylin Nazlıkaya ise 27 Ocak tarihinde kadın cinayetlerinde tahrik ve iyi hal indiriminin kaldırılması için TBMM Başkanlığına kanun teklifi sundu. Ancak 2015 yılında da bilanço ağır. Ocak ayında gazete manşetlerinde aynı başlık altında birden çok kadın cinayeti haberi sıralanırken çoğunlukla boşanmak isteyen eşler, durumu kabullenemeyen kocalarının kurbanı oldu. Uzmanlar eşini öldüren erkeklerin cinayetleri planlayarak işlediği görüşünde birleşiyor. Ancak uzman görüşü katillerin mahkemede ceza indirimi almalarını engellemiyor. Ülkemizde şiddete ya da tacize uğrayan kadınların giydikleri elbise, sürdükleri parfüm, kendilerini öldürme şüphesiyle sanık koltuğunda oturan kişilerle içki içip sohbet etmeleri gibi nedenler tahrik sayılarak büyük ceza indirimleri uygulanıyor.

Özgecan’ın katilllerine öfke henüz dinmemişken, Nazlı Erköseoğlu’nun ölümüne ilişkin davada Türk halkını derinden yaralayan bir karara imza atıldı. Katil zanlıları Can ve Emre Paksoy kardeşler mahkemede, Erköseoğlu’nun ‘sadece selamlaştığı bir erkeğin evine gitmesini’ delil göstererek beraat ettiler. Gerekçeli kararda Nazlı Erköseoğlu’nun olayın yaşandığı gece babasının düğününe katılmaması, alkollü olması ve sanıklardan biriyle cinsel ilişkiye girme ihtimali de eklendi.

Türkiye’de toplumsal ruh sağlığı tehdit altında

Kadınlara yönelik şiddet ve cinayetleri konu alan TV programlarının son on yılda yaygınlaşması ile cinayetlere alışıldığı ve toplumun ruh sağlığının tehlikeye atıldığı gözleniyor. Bu programlar kadına şiddeti meşrulaştıran, şiddet sergileyeni kahramanlaştıran ve bunun sonucu olarak da toplumsal ruh sağlığına zarar veren acımasız bir tablo ortaya çıkarıyor. Her gün ev kadınları ve okula gitmeyen çocuklar tarafından ilgiyle izlenen televizyon programları, katil zanlılarını ibret olsun diye fişlemekten ziyade cinayet faillerini televizyon ekranlarında aklıyor, günlük hayatımızın bir parçası haline getiriyor.

2015 yılı cinayetlerinden biri de Müge Anlı’nın programında çözülmüştü. 22 Ocak tarihinde cesedi bulunan, dövülerek öldürüldükten sonra elleri bileklerinden baltayla kesilen kadının, 21 yaşındaki Nuran Dutlu olduğu kolundaki ‘şeytan’ dövmesinden belirlenmişti.

Songül Karlı 2014 yılında eşini 43 yerinden tornavidayla yaralayan kişiyi yayına çıkararak neler hissettiğini sormuş ve stüdyodakilerle birlikte “beyefendi” olarak hitap ettiği kişiye hak vermişti. Karısını ağır şekilde yaralayan Yakup Kara ise tutuklanmadı. Mahkeme tarafından ifadesi alındıktan sonra serbest bırakılan Yakup Kara, Songül Karlı’nın programına konuk olduğu dakikalarda Kanaltürk’ü bina önünde protesto etmek isteyen kadınlara ise güvenlik görevlileri saldırdı.

Seda Sayan’ın programında iki eski eşini öldürmüş eski mahkumun milyonlar önüne çıkması ve yeni bir eş aradığını belirtmesi sosyal medyada tepki toplamıştı.
Adalet Bakanlığı ise her fırsatta yürürlükte olan 6284 sayılı ailenin korunması ve kadına karşı şiddetin önlenmesine dair kanunun tam metninin tüm kadınlar tarafından okunmasının ve gerekli durumlarda yardım istenmesinin önemini belirtiyor. Ancak kanunun uygulanmasında zorluklar yaşanıyor.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nce (AİHM) aile ici şiddet konusunda Ankara’ya karsi ilk dava 2002 yılında açılmış ve 2009 yılında Türkiye aleyhine sonuçlanmıştı. AİHM, Türk devletini eşinden şiddet gören Nahide Topuz isimli kadını koruyamadığı gerekçesiyle 36 bin 500 Euro tazminat ödemeye mahkum etti.

6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine dair kanunun tam metni