Son Dakika

Obama-Netanyahu restleşmesinde son perde

Mevkidaşı ABD Başkanı Barack Obama ile aynı tarihte (2009) göreve gelen İsrail Başbakan‘ı Netanyahu’nun son hamlesi iki lider arasındaki kavgayı

Okunan haber:

Obama-Netanyahu restleşmesinde son perde

Metin boyutu Aa Aa

Mevkidaşı ABD Başkanı Barack Obama ile aynı tarihte (2009) göreve gelen İsrail Başbakan’ı Netanyahu’nun son hamlesi iki lider arasındaki kavgayı alevlendirdi. Başkan Obama’dan Netanyahu ‘nun Salı günü Amerikan Kongresi önünde yaptığı konuşmaya sert tepki geldi.

İsrail Başbakanı ve ABD Temsilciler Meclisi lideri tarafından Başkan Obama’dan habersiz düzenlenen toplantı ABD Başkanı’nı kızdırdı. Bunun üzerine Obama, Netanyahu ile Beyaz Saray’da yapılacak görüşmeyi iptal etti.

Netanyahu’nun bu ziyareti ABD ile İran arasında süren nükleer müzakereleri kapsamında gerçekleşti.

“Her şeyi yaparım”

Netanyahu toplantının ardından yaptığı açıklamada, ABD ile İran arasında olası bir nükleer anlaşmayı engellemek için elinden gelen her şeyi yapacağını belirtti.

Olası bir anlaşmanın İran’ı nükleer güç sahibi yapacağını savunan Netanyahu, Amerikan Kongresi’nin bu anlaşmaya engel olabileceğini savundu.

Dünya güçleri İran’la nükleer müzakerelerde bir anlaşma arayışındayken, İsrail ise böyle bir anlaşmanın kendi güvenlik çıkarlarını baltalayacağını düşünüyor ve yapılacak herhangi bir anlaşmayı engellemeye çalışacağını söylüyor. İsrail aynı zamanda elinde nükleer silahların olduğunu ne inkar ediyor ne de kabul ediyor.

Euronews muhabiri James Franey, Münih Güvenlik Konferansı’na katılan İsrail İstihbarat Bakanı Yuval Steinitz ile bu önemli konu hakkında bir söyleşi yaptı.

James Franey, euronews:
“İsrail İstihbarat Bakanı Dr. Yuval Steinitz, bizimle olduğunuz için çok teşekkürler. Münih Güvenlik Konferansı esnasında İran’ın nükleer programı çok konuşuldu. Bu konuda sizin görüşünüz nedir?”

Yuval Steinitz, İsrail İstihbarat Bakanı:
“Bakınız, biz bu durumdan çok rahatsızız. İran’ın atom bombası üreten bir devlet haline gelmemesi gerektiğini düşünüyoruz.

İran, atom bombasına çok yaklaşırsa bunu iki şey takip edebilir. Birincisi, er ya da geç bombayı üretirler. Bir kaç yıl önce Kuzey Kore’yle yapılan anlaşma sonrası ne olduysa aynısı olur. İkincisi, diğer ülkeler, etraftaki diğer Sünni ülkeler de aynı şeyi ister.

Yani İslamcı nükleer silahlanmayı durdurmak yerine, Orta Doğu’da, kırılgan yapılı Orta Doğu’da, İslam dünyasında nükleer devletler olacak.
Bunun sonucunun ne olacağını da tahmin edersiniz.”

James Franey:
“Size göre atom bombası üretimine ne kadar yakınlar?”

Yuval Steinitz:
“Bilmiyorum. Çeşitli konularda hala çok ciddi boşluklar var. Müzakereleri çok yakından takip ediyoruz. Başından itibaren bu konuya genel yaklaşımın farklı olması gerektiğini düşünüyoruz.

İran’ın yaptırımlardan kurtulması, uluslararası toplumun meşru üyelerinden biri olarak kabul edilmesi ve sadece sivil amaçlı nükleer tesisler kuracağına dair uluslararası kamuoyunca tanınması karşılığında bir şeyler vermesi gerekir.

İran’ın atom bombası üretmemesi veya bu kapasiteye bile yaklaşamamış olması için kendi zenginleştirme tesislerini sökmesi gerekir ki dünya güven içinde olsun.”

James Franey:
“O zamanda İranlılar zaten çok sıkı kontrollere tabi tutulduklarını söyleyecek.”

Yuval Steinitz:
“Bakın, sadece şunu diyebilirim, son 10 veya 15 yılda dünya iki haydut rejimle anlaşmalar imzaladı. Gaddar ve tehlikeli rejimler nükleer silah geliştirmeye çalışıyorlardı. Biri 2003 yılında Libya’yla imzalandı, diğeri 2007’de Kuzey Kore’yle. Libya ile anlaşma, henüz inşa aşamasında olan, tüm nükleer altyapıların sökülmesi konusunda oldu. Kuzey Kore’yle ise elementlerin dondurulması, daha iyi denetim ve muayene yöntemleri uygulanması hususlarında anlaşma yapıldı.

Sonuçta ne oldu biliyoruz. Kuzey Kore anlaşmaya rağmen üç veya dört yıl sonra nükleer silahlar üretti. Bu yüzden geçmiş tecrübelerden dersler çıkarmalıyız. İran’la yapılacak anlaşmanın güvenilir ve tatmin edici bir anlaşma olması için Kuzey Kore modelinden çok Libya modeline yakın olması lazım. İran bu silaha sahip olursa, dünya daha tehlikeli hale gelir. İslamcı tutucular bu tehlikeli silahlara sahip olur. Ve bu, sadece Orta Doğu ve İsrail’in değil tüm dünyanın geleceğini tehlikeye atar.”

James Franey:
“İsrail hükümeti geçmiş yıllarda çok defa yalancı çoban konumuna düştü. Başbakanınız ‘Terörizmle Savaş’ isimli kitabında, İran’ın üç ya da dört yıl içinde nükleer bombaya sahip olacağı tahminlerinde bulunmuştu. Bu kitap 1995’te yayınlanmıştı. Merak ediyorum, neden bu konferanstaki insanlar ve uluslararası toplum bir çok kere yanılmış olan İsrail’in tahminlerine inansın?”

Yuval Steinitz:
“Sanırım Başbakan Netanyahu, “dünya bu mesele hakkında bir şeyler yapmazsa İran nükleer silahlar üretebilir” tahmininde bulundu. Bu yolda birçok zorluklar olduğu sürece, yani öncelikle İran’ın henüz o teknolojik seviyede olmaması kötü bir şey değil. Bunun zaman alması faydalı.”

James Franey:
“Ama tekrar tekrar bu tür yanlış tahminlerde bulunduğunuzu kabul ediyorsunuz. Yani Şimon Peres dışişleri bakanıyken 1992 yılında Fransız televizyonuna yaptığı açıklamada, İran on yıl sonra nükleer bombaya sahip olacak dedi.”

Yuval Steinitz:
“İranlılar bazı rahatsızlıklardan, bilgisayar arızalarından, karşılaştıkları zorluklardan bahsetti. Sonra ise bazı maddeler bulduklarını söylediler. Neden bahsettikleri hakkında fikrim yok ama geçmişte bir çok sorunla karşılaştılar. Ama bugün de bu hedeflerine uzak değiller.”

James Franey:
“Ne kadar zaman?”

Yuval Steinitz:
“Bilmiyorum. Bir veya iki yıl içinde. Duruma göre değişir. Başbakan Netanyahu ve genelde İsrail’in çabaları olmasaydı, ama özellikle Netanyahu’nun İsrail’de, Amerika Birleşik Devletleri’nde, Birleşmiş Milletler’de, Avrupa’da diplomatik çabaları ve beyanatları olmasaydı, dünya İran’ın durdurulması konusunu ciddiye almazdı. Aslında Netanyahu yalnız değil ama kendisi İran nükleer tehdidine karşı dünyayı uyandırmada anahtar bir rol oynadı.”

James Franey:
“Son bir soru daha. Amerika Birleşik Devletleri’nde konuşmalar konusunu gündeme getirdiniz. Başbakan Netanyahu, gelecek ay ABD Kongresine hitap edecek. Başkan Obama’ya danışmadan bu daveti kabul etmenin akıllıca olduğunu düşünüyor musunuz? Amerika Birleşik Devletleri İsrail’in en önemli stratejik müttefiklerinden biri çünkü.”

Yuval Steinitz:
“Hiç kimse, buna Başbakan Netanyahu da dahil, Amerika Birleşik Devletler’den birini gücendirmek istemez. Biz Birleşik Devletler’e ve Başkan Obama’ya çok saygılıyız.

Ancak Amerikan Temsilciler Meclisi ve Senato’nun ortak yaptığı bir Kongre toplantısına konuşmacı olarak davet edilip de bunu reddedecek bir dünya lideri tanımıyorum. Yani bazen farklılıklarımıza, konulara genel yaklaşımda bazı değişik görüşlere sahip olabiliriz.

Bir yandan bu nükleer müzakerenin nihai amacı ne olmalıdır? Öte yandan 5+1 ülkeleriyle (çn: ABD, İngiltere, Fransa, Çin ve Rusya + Almanya) ama tabii ki özellikle Amerikalılarla, bu konuyla ilgili kurduğumuz güçlü işbirliği ve diyaloğu takdir ediyorum. Ben eminim ki İsrail’de bir kaç hafta içinde yapılacak seçimlerin ardından bu stratejik ittifak, güvenlik işbirliği ve dostluk (…) İsrail ve Amerika Birleşik Devletleri arasındaki bu derin dostluk her ne olursa olsun devam edecek.”