Son Dakika

Okunan haber:

Gerilim filmi "İkinci Bir Şans" sinemalarda


sinema

Gerilim filmi "İkinci Bir Şans" sinemalarda

Oscar ödüllü yönetmen Susanne Bier’in yönetmen koltuğunda oturduğu özgün adı “A Second Chance” olan “İkinci Bir Şans” Danimarka gerilim filmi olarak karşımızda. Filmin başrolünde ise Nikolaj Coster-Waldau ve Ulrich Thomsen var.

Game Of Thrones’un yıldızı Nikolaj Coster-Waldau filmde eşi ve yeni dünyaya gelmiş erkek bebeği ile mutlu bir hayat süren Andreas isimli genç detektifi canlandırıyor.

Ortağı ve yakın arkadaşı Simon ile beraber bir gün aile içi şiddet suçuna müdahaleye gider. Burada karşılaştığı ihmal edilmiş bir bebeği kurtarmaya çalışır ancak kanunların bu duruma karşı yapabileceği pek bir şey yoktur.

Nikolaj Coster-Waldau filmden etkilendiği noktaları şöyle dile getirdi: “Kendimize sorular sordurtan bu hikayenin içeriği beni gerçekten çok etkiledi. ‘Ne kadar uzağa gidebilirsiniz?’, ‘Adalet her zaman yerini bulur mu?’, ‘Bir şey yapıyorsanız sadece niyetinizin iyi olması yeterli mi?’, ‘Böylece her yaptığınız onaylanır mı?’ gibi temel sorularla karşılaştım.”

Nikolaj Coster-Waldau filmde oynamayı kabul etmesinin ana nedeninin Oscar ödüllü yönetmen Susanne Bier’le çalışması olduğunu söylüyor.

Danimarkalı yönetmen 2011 yılında “Daha İyi Bir Dünya” filmiyle Altın Ayı ve bir de Oscar ödülü kazanmıştı.

Nikolaj Coster-Waldau Susanne Bier’i anlatıyor: “Susanne, çalıştığım en iyi yönetmenlerden birisi. Çünkü karakterlere odaklanmasını çok iyi biliyor. Önemli anları yakalamak filmde en önem verdiği şeylerden birisi. İstediği kareyi yakalayana kadar her zaman iki operatör ve el kamerasıyla durmadan çekime devam eder. Tam arzusuna göre çekim yaptığındaysa özgürlüğe kavuşmak gibi oluyor. Sizinde oyuncu olarak kendisine güvenmeniz lazım.”

“İkinci Bir Şans” ilk olarak 2014 Toronto Uluslararası Film Festivali’nde gösterilmişti.

20 Mart 2015 tarihinde Türkiye’de vizyona giren film, halen gösterimde.

Editörün Seçtikleri

Bir sonraki konu
Görülmemiş bir casusuluk öyküsü: Citizenfour

sinema

Görülmemiş bir casusuluk öyküsü: Citizenfour