Son Dakika

Sitem dolu şarkılardan biridir “Ölmem mi lazım?”. Kayahan belki bunu çok sevdiği bir güzel için yazmıştı fakat maalesef yeniden hatırlatan bir spor kulübünün otobüsüne yapılan silahlı saldırı oldu.

Türk futbolunda büyük sarsıntıya yol açan 3 Temmuz şike davası sonuçlanmış olsa da etkilerinin devam ettiği görülüyor. Yargılama süreci ve sonunda verilen karar adil miydi ve gereken yaptırımlar uygulandı mı, bunların başka bir yazıda cevaplanması gerekiyor. Ancak verilen cevap her ne olursa olsun gelinen noktanın, davanın hiçbir tarafını tatmin etmediği de ortada. Türk futbolunun her kesiminde haksızlığa uğramışlık ve adaletsizlik kanaati hakim.

3 Temmuz’dan bugüne sürekli yükseltilen gerilim önce Süper Final sonrası Kadıköy’de yaşanan patlamayı ve sonrasında da bugünleri getirdi. Belli ki birileri “cezayı siz kesmediniz ben kesiyorum, şikenin cezası ölüm dür” demiş.

Sürmene’de Fenerbahçe otobüsüne yapılan saldırı kamuoyunun geneli tarafından lanetlendi. Fakat bu tel’in cümlelerinin çok büyük bölümünü “ama Aziz, ama Emre, Volkan da..” diye başlayan cümleler izledi. Onlar da böyle yapmasalardı gibi. Yani bir ifadeyle denmek istenen “şampiyonluğumu alırsan, seni öldürürüm!”

Şoförün ölmesi için tüm şartlar tamamlanmıştı. Pusu kuruldu, ateş açıldı, başına isabet sağlandı fakat Allah, şoför Ufuk Kıran’ı çocuklarına bağışladı ve tabii o otobüsteki tüm Fenerbahçe kafilesini de. Şoförün hedef alınması yarın bir kan davasına bağlanmazsa aslında hedefin otobüsü şarampole yollayarak Fenerbahçe kafilesine toplu kıyım (buna katl-i amm diyoruz) olduğunda mutabıkız.

Türk futbolu ya ya ya şa şa şa tezahüratlarından galiz küfürlere, yanyana oturulan tribünlerden de deplasman yasağı günlerine geldi ve aynı yönde de yoluna devam ediyor. Gidişatta etkin olabilecek insanların söyledikleri ve söylemediklerinden anlaşılan, bu vahim olayın da göstermelik sloganlarla geçiştirilip belki bir haftalık ertelemeden sonra hiç olmamış gibi davranılacağı yönünde.

Böylece dünyanın her ülkesinde depreme yol açabilecek fakat Türkiye’de alıştığımız olaylar arasına takım otobüsü kurşunlamak da girecek. “Daha ilk seferden alışmak ifadesi ağır değil mi” demeyin, hem ilk sefer değil, hem de böyle şeyler zaten bir kez olur ve o olduğunda gösterilen refleks de tekrar edip etmeyeceğini belirler.

Bundan ötesi nedir? Şimdi başlıktaki soruyu tekrar sormak gerekiyor.