Son Dakika

Okunan haber:

İstanbul Film Festivali'nden Lone Scherfig geçti


sinema

İstanbul Film Festivali'nden Lone Scherfig geçti

Tartışmalarla geçen İstanbul Film Festivali bu yıl Avrupa’nın en bilinen kadın yönetmenlerinden Danimarkalı Lone Scherfig’i ağıladı.

Lars Von Trier’in Dogma 95 akımı içinde yer alan ve Oscar’a aday gösterilen “Aşk Dersi” filmi gibi yapımlara imza atan Scherfig, sinemanın en riskli, beğenilmesi en güç olan uyarlamalarda başarısıyla ön plana çıkıyor.

Scherfig, Aşk Dersi filminde dünyanın en iyi üniversitelerinden biri olarak gösterilen Oxford’a hazırlanan 16 yaşındaki bir genç kızın kendinden yaşça büyük bir adamla tanışması ve devamındaki gelişmeleri beyaz perdeye aktarmıştı.

Ünlü yönetmen İstanbul’da euronews’a başarısının unsurlarından oyuncularla ilişkilerini anlattı:

“Benim tiyatro yönetmeni bir kız kardeşim var. O bana bazı hileleri anlattı. Yönetmenlik onların ne olduğunu ne bildiklerini bilmektir. Bazen onları yalnız bırakmaktır. Çünkü onlar sorumluluk sahibi insanlar ve onlarda çok iyi yorumda bulunmak istiyorlar. Yani ben yüzlercecesiyle ve yüzlerce aktörle çalıştım.
Onların zanaatına ve cesaretlerine saygı duydum. Bu iyi bir başlangıçtır.”

Kariyerinin başında farklı akımlar içinde yer alan ancak zaman içinde değişik bir tarza doğru sürüklenen Scherfig, herkesin cep telefonuyla bile film yaptığı bir dönemde kendi yapımlarını nasıl bir yere oturtuyor?

“Eğer daha genç bir jenerasyonda dünyaya gelseydim bende bunu yapardım. Sadece cep telefonu ile filmler çeker, izleyicilerle mizah ve endişeler gibi şeyleri paylaşırdım. Fakat ben çalışmak için büyük bir kameraya ve ekibe ihtiyaç duyulan daha klasik bir gelenekten geliyorum. Fakat bir şekilde yıllar içinde bu daha hafifledi ve hızlandı. Yani eğer klasik mirasınızı hatırlarsanız ve bunu farklı bir teknik dil için kullanırsanız, problem yok. Film dilimiz büyük ölçüde değişiyor ve herkesin film çekebildiği bu günlerde, sanat formu olarak koruduğunuzdan emin olmalısınız.”

Scherfig’in son çektiği film “Taşkınlar Kulübü” Avrupa’da çok iyi eleştiriler aldı. Yine Oxford çevresinde geçen konuda artık şehir efsanesi olan üniversitedeki hayali bir seçkinler kulübü ele alınıyor.

Danimarkalı yönetmen çoğu zaman yeni oyuncularla çalışmayı tercih ediyor. Ama ona göre en büyük zorluk filmlerin sonuna karar verebilmek:

“Aslında en büyük zorluk filmin güçlü bir siyasi mesajı olup olmamasına veya daha ana akım olup sonucu seyirciye bırakıp bırakmamakta. Bu bizim karşılaştığımız en büyük zorluk. Filmin sonunu beklenmedik, daha siyasi bitirmek veya izleyiciyi iyi hissettirmek.

Taşkınlar Kulübü Amerika Birleşik Devletleri ve Kanada’da gösterime girerken, ünlü yönetmen şimdi 2. Dünya Savaşı’nda geçen yeni bir romantik komedi filmi üzerinde çalışıyor. Filmin vizyon tarihi ise henüz bilinmiyor.

Editörün Seçtikleri

Bir sonraki konu
Aşk üçgeninde bir hikaye: Caprice

sinema

Aşk üçgeninde bir hikaye: Caprice