Son Dakika

Okunan haber:

Nazilere direnen Jean Nallit : "Tüm montaj hattını sabote ettik"


Fransa

Nazilere direnen Jean Nallit : "Tüm montaj hattını sabote ettik"

Fransa’daki Yahudiler 8 Mayıs 2015 tarihinde Nazi zulmünden kurtuluşu hala ilk günkü canlılığı gibi hatırlıyor.

70 yıl önceydi. İkinci Dünya Savaşı’nda, Lyon kenti, Direniş hareketinin başkenti haline geldi.

1940 ve 1942 yılları arasında serbest bölge olan kent direniş hareketinin kavşağı olmuştu. 1942’de Lyon ve çevre bölgeler yeniden işgal edildi. Gestapo, Yahudi ve direnişçileri toplamak için buradaydı. Askeri okul Berthelot sorgulama binasına dönüştürüldü. Jean Nallit kamplardan geri dönenlerden. 18 yaşında Charette ağına katılmıştı:

“Ağ içerisinde istihbarat önemliydi, saklanma teknikleri, sahte evraklar… 25 bin ila 30 bin arasında sahte evrak yapıldı. Her an taranabiliriz diye bekliyorduk. 31 Mart 1944 tarihinde yakalandım, buraya gönderildim. İşkenceye maruz bırakıldım. Suda boğmaya çalıştılar sonra tekmelerle uyandırdılar. Kalçalarıma o kadar çok vurdular ki 6 ay boyunca oturamadım…

… 8 Mayıs’ta hayvanların taşındığı vagonlara doldurulduk. Her vagonda 120 kişi vardı. Geldiğimizde 10 kişi ölmüştü. Aralarında bir çoğu susuzluktan kafayı sıyırmıştı. Diğer bir kısmı da asfiksiliydi çünkü havasızdı ve çok sıkışıktık. Ben şanslıydım, vagonun kapısına doğru sıkıştırıldım. Kapının arasından nefes almaya çalışıyordum. Tren bizi Buchenwald’a getirdi. Geldiğimizde bize bir numara verdiler. Artık isimsizdik. 49839 rakamını Almanca söylemiz gerekiyordu…

… Bu numara artık ölüme kadar kazılıydı…

… Orada ilk olarak çadırlara yerleştirilerek karantinaya alınıyorsunuz. Uyumak için yere oturmak zorundasınız. Bacaklarınızı açarak arkadaşınızın sırtına başınızı koyuyorsunuz, o da sizin bacaklarınızın arasına oturuyor ve başkasının sırtına başını yaslıyor. 40 gün boyunca bu şekilde uyuduk…

… Ben taş ocağına atandım. 12 saat boyunca taş kırıyordum. Kalkmak ve etraftaki arkadaşlarla konuşmak yasaktı. Her şey bizi yok etmek için tasarlanmıştı…

… Daha sonra uçak parçalarının kontrollerinin yapıldığı yere atandım. Direnişte tutuklanan adamların silah fabrikalarında neden çalıştırıldıklarını da anlamış değilim doğrusu…

Çalışmak istemiyordum.

Gittim ve bir Belçikalı tutuklu daha vardı. Bana “Çalışmak için mi geldin” dedi. “Hayır” dedim. “Ya sen?” Ben de “Hayır” dedi. “O zaman iyi anlaşacağız” dedim. İyi ve kötü parçaların hepsini geçirdik. Tüm montaj hattını sabote ettik.

… Hepsi katledilmeliydi: Yahudiler ve kamplardaki herkes. Ama Rus saldırıları başladı. Rusların ya da Amerikalıların esiri olmamak için SS muhafızları bizi Almanya’ya doğru çekmeye çalıştı. Galiba akıllarında bizi Baltık Denizinde boğmak vardı. 900 km yürüdük…

… 8 Mayıs 1945’te serbest bırakıldım. Zorla götürüldüğümüzde 5 bin kişiydik ama geri döndüğümüzde 500 kişi kalmıştık. Geri döndüğümde 38 kiloydum 3 yıl sonra 50 kiloya çıktım…”