Son Dakika

Okunan haber:

Amansız Nazi avcıları


DÜNYA

Amansız Nazi avcıları

Serge ve karısı Beate Klarsfeld sıradan yaşlılar gibi görünebilirler ancak onlar bir zamanlar, dünyanın gördüğü en amansız Nazi avcılarıydı. Yahudi olmayan bir Alman kadın ve bir Fransız Yahudi adam 1960’da Paris’te metroda karşılaştı. Sonrasında hayatlarını Nazi kurbanları için adadılar.

Yaşadıkları sıra dışı hayatlarını yeni yayınlanan “Hatıralar” isimli kitaplarında da anlatan bu iki insanla euronews olarak görüştük.

euronews: “Serge ve Beate Klarsfeld röportajımızı kabul ettiğiniz için teşekkürler. İlk sorum, Paris’te 1960 yılında metroda karşılaştınız. Bu bir ilk görüşte aşk mıydı?”

Serge Klarsfeld: “İlk görüşte birbirimize aşık olduğumuzu söyleyemem. Ama karşılıklı bir çekim tabii ki oldu.”

euronews: “Ancak bu buluşmanın kişisel ve profesyonel başarılı bir ortaklığın başlangıcı olduğu kesin. İlk buluştuğunuz günün anlamlı olduğunu düşünüyorum.”

Serge Klarsfeld: “Biz Eichmann’ın İsrail Gizli servisi Mossad tarafından yakalandığı ve yargılanmak üzere İsrail’e götürüldüğü gün tanıştık. Hayatımızın bu iz üzerine şekilleneceğini bilmiyorduk.”

euronews: “Geçmişleriniz birbirinizden çok farklı. Beate, babanız Hitler için Wehrmacht Ordusu’nda savaştı. Serge, sizin babanız ise Romanyalı bir Yahudi’ydi. Hatta babanız, Eylül 1943’te bir gece Nice’teki evinizde Gestapo tarafından tutuklandı ve sonra Auschwitz’de öldü.
Siz, anneniz ve kız kardeşiniz yakalanmaktan kıl payı kurtuldunuz. Bu nasıl oldu?”

Serge Klarsfeld: Babam soğuk kanlı biriydi. Durumu hemen anladı. Elbise dolabının arkasında duvarın içinde derin ve gizli bir bölüm vardı. Bizi buranın içine sakladı. Bir Alman bu dolabı açtı ve elbiseleri dağıttı ama arkada saklanan Yahudiler olduğunu anlayamadı.”

euronews: “Beate, çocukken soykırım hakkında neler biliyordunuz?”

Beate Klarsfeld: “Çok fazla şey bilmezdik. O zamanlar okulda Yahudilerin başına gelen şeylerden konuşulmazdı. 1960 yılında Paris’e geldikten ve Serge ile tanıştıktan sonra neler olduğunu öğrendim. Bir alman olarak dedim ki böyle kalamayız. Kendi halkının tarihini öğrenmelisin dedim. Böylece bu konu üzerinde çalışmaya başladım.”

euronews: “Anladığım kadarıyla eski üst düzey Nazilerin ve işbirlikçilerinin savaştan sonra ceza almadan yaşamaları sizi çileden çıkardı. Beate, sizin 1960’larda Alman Şansölyesi Kiesinger’e attığınız ünlü tokat hala hatıralarda.”

Beate Klarsfeld: “Nazi propagandacısı Kurt Georg Kiesinger Alman Şansölyesi seçildiğinde, bir Alman olarak cevabım bu eylem oldu. Ben ayrıca makalelerimde de bu kişiye karşı çıkarak tarihi ve ahlaki bir misyonu yerine getirmeye çalıştım. Bu eylemin karşılığını anında gördüm ve Fransız-Alman Gençlik Ofisi üyeliğinden atıldım. Mücadeleye başlamak gerekiyordu. Yani o kişinin Nazizm’deki rolünü ispat edecek ve Şansölye görevini bıraktıracak bir kampanya yürütmeye başladık.”

euronews: “Yakalanan Naziler arasında Fransız işbirlikçisi Maurice Papon, bir diğer adı ‘Lyon kasabı’ olan bölgesel Gestapo şefi Klaus Barbie de var. Hatta onu Bolivya’da buldunuz. Neden savaştan yıllar sonra bu yaşlı ve zayıf adamların peşine düşüp onları yakalamak için uzak yerlere gittiniz?”

Serge Klarsfeld: “Zayıf mı? Kesinlikle zayıf değiller. Onlar anne babalarımızı ve binlerce aileyi sürgüne yollayıp yok etmiş katillerdir.
Biz bu enerjiyi Fransa’da konuşlandırdık. Çünkü Yahudi sorununun ‘Nihai Çözümü“nü Fransa’dan yürüten Alman suçlular Almanya’da yargılanamıyordu. Dokunulmazlık zırhına sığınacaklarından Fransa’ya da iade edilemiyorlardı.
Biz herhangi bir suçlunun peşine düşmedik. Fransa ve Almanya arasında büyük bir adli sorunu düzelttik. Fransa, Almanya’ya suçluların yargılanması için karşılıklı anlaşma yapma çağrısında bulundu. Ama Almanya 17 yıl boyunca bu anlaşmayı imzalamayı kabul etmedi. Willy Brandt şansölye olduktan sonra biraz da Beate’in sayesinde anlaşma imzalandı.”

euronews: “Peki, 93 yaşındaki eski Nazi bekçisi ve ‘Auschwitz muhasebecisi’ adı verilen Oskar Groening hakkında açılan davayı onaylıyor musunuz?”

Serge Klarsfeld: “Hayır onaylamıyoruz. Bugün suçluluk kavramı çok genişletildi. Muhasebeci veya aşçı, bir suç örgütünde hangi görev alırsanız alın suçlu sayılıyorsunuz. Bana göre böyle gereğinden fazla genişletilmiş bir suçluluk kavramı doğru değil.”

euronews: “Serge, mücadeleniz Fransa’nın, Mareşal Petain başkanlığındaki Vichy Hükümeti’nin Nazilerle yaptığı işbirliğini tanımasında önemli rol oynadı. Ayrıca Fransa savaştan sonra bu dönemi tarihinden silip attı demiştiniz.”

Serge Klarsfeld: “Fransa veya daha çok Fransızların, Vichy tarihinden haberleri yok. Yahudilerin, Fransız polisi tarafından tutuklandığını bilmezler. Ayrıca bu zulme tepki gösteren Kilisenin ve cesur Fransızların, Fransa’daki Yahudilerin dörtte üçünü kurtardıklarından da bihaberler.”

euronews: “Bugün uluslararası yönden Yahudi karşıtlığının arttığını görüyoruz. Ve Fransa örneğini ele alırsak, çocukların sadece Yahudi oldukları için öldürüldüğünü gördük. Yahudi okulları silahlı güvenlik kuvvetlerince korunuyor. 2015 yılında böyle bir ortamda yaşamanın size ne gibi etkileri oluyor?”

Serge Klarsfeld: “Hatta vakfımızın bir üyesi Brüksel’de Yahudi Müzesi’nde öldürüldü. Çocukların öldürüldüğünü görmek korkunç. Ayrıca iktidarı ele geçirmek için cumhurbaşkanlığı seçimlerine aşırı bir sağ partinin katılacak olması da endişe verici. Tüm bunlar son derece üzücü.”

euronews: “Doğu Avrupa Sovyet döneminde, gizli bölümlerinde önemli kağıtların saklı olduğu bir valizle trende seyahat yapar gibi gerilim yüklü bir kitabınız var. Avınıza yaklaşabilmek için gazeteci veya çevirmen taklidi yaptığınız hileler, tutuklu olarak hücrede geçirdiğiniz geceler, ve tabii ki size karşı yapılan bombalı saldırılardan kaçışınız. Tüm bunlar ödemek zorunda kaldığınız yüksek bedeller mi?”

Beate Klarsfeld: “Her şeye rağmen kendinizi yasa dışı işlerin ortaya çıkmasına adarsanız bazı riskler alırsınız. Bizler sıradan eylemlerle yetinmediğimizden bu gayet doğal. Kiesinger kampanyasında sadece broşür dağıtmadım. Attığım tokat eylem çağrısı oldu.”

Serge Klarsfeld: “Hayır, yüksek bedeller ödemedik. Biz hiç bir bedel ödemedik. Yaptıklarımız karşılığında sadece ödüllendirildik. Bizim her zaman iki köpeğimiz ve iki kedimiz oldu. Fransız Danıştay üyesi bir oğlumuz var.”

euronews: “Size ait bir sözle bitirmek istiyorum. Demiştiniz ki “Birlikte kenetlendik, güçlüyüz ve mutluyuz. Beraber olmasaydık muhtemelen başaramazdık.”

Serge Klarsfeld: “İşte bu sinerji dediğimiz şey. Bir bir daha 10 eder.”

ALL VIEWS

Görmek için tıklayın