Son Dakika

Okunan haber:

Türkiye'den Avrupa'ya geçmeye çalışan göçmenlerin son durağı Sisam adası


Insight

Türkiye'den Avrupa'ya geçmeye çalışan göçmenlerin son durağı Sisam adası

Ülkelerindeki savaştan kaçıp hayatlarını tehlikeye atarak Avrupa’ya ulaşmaya çalışan mültecilerin sayısı gün geçtikçe artıyor.

Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (BMMYK), “Akdeniz’de meydana gelen en büyük katliam ile karşı karşıyayız” ifadelerini kullandı. Öte yandan Avrupa Birliği de göçmen krizine yönelik tedbir önlemleri almak için harekete geçti.

Önlem tedbirleri kapsamında; AB liderleri konuya ilişkin acil bir zirve düzenleyerek, Triton Devriye Hizmeti’ni güçlendirme ve insan kaçakçılarının teknelerini imha etmek için de askeri yetki istedi.

Göçmen krizi ağırlaşıyor…

2000 yılından bu yana Akdeniz’den geçerek Avrupa’ya ulaşmaya çalışan 22 bin göçmen hayatını mavi sularda kaybetti. Bunların arasında 3 bin 500 kişi de 2014’te yaşama veda etti.

2014’te toplam 280 bin kişi Yunanistan ve İtalya’ya sığınmak için hayatlarını riske attı. Avrupa Birliği’nde görülmemiş derece artan göç sene başından bu yana üçe katlandı.

Yunanistan’ı mercek altına aldığımızdaysa sadece Mart ayında 6 bin 500 göçmen ülkenin farklı adalarına, özellikle de Türkiye kıyılarına yakın doğu adalarına sığındı. Şimdiyse burada zorlu şartlara hayatlarına devam ediyorlar.

Buradaki göçmenler yorgunlar… Tehlikeli bir yolculuk atlattılar… Yorgun fakat oldukça sakinler… Türkiye’den Yunanistan’a geçen bu göçmenlerin bir çoğu Avrupa’ya ayak bastıklarını biliyorlar ancak bulundukları ülke hakkında hiçbir fikirleri yok.

Sayıları 2 milyonu bulan mülteciler şimdilerde Türkiye’den Yunanistan’dan geçerek diğer Avrupa ülkelerine sığınmaya çalışıyor. Her gün yüzlerce mülteci hayatlarını tehlikeye atma pahasına Türkiye’den ayrılarak komşu adalara sığınıyor. Tıpkı burada Sisam adasında olduğu gibi.

Euronews muhabiri Nikoleta Drougka Sisam’dan aktarıyor: “Yeni mülteciler buraya, Sideras plajına geliyor. Bu durum her gün devam ediyor. Bu bölgeyi tercih ediyorlar çünkü burası ıssız ve Türkiye sınırlarına çok yakın. Bu mesafe yüzerek de katedilebiliyor.”

Umut yolcularının çoğu yüzmeye bile ihtiyaç duymadan, buradan geçen gemilere düşük bir ücret ödeyerek karşıya varabiliyor. Pnömatik tekneleri kullanıyorlar. Özensiz şekilde yüklenmiş gemiler gece yelken açarken adanın doğu kıyısında çeşitli yerlere demirliyorlar. Onlarca kilometre uzaklıkta bulunan Vathi limanına ulaşmak isteyen göçmenler ise şafak saatlerini bekliyorlar.

Ada sakinlerine göre göçmenler, çoğu zaman sorgulamadan insan tacirlerinin talimatlarını takip ediyor. Bu talimatlarsa çoğu zaman ölüme itiyor:

“Sideras bölgesinde balık tutuyoruz. Göçmen gemileri sürekli bu bölgeye geliyor. Geldiklerinde ilk yaptıkları şey oradaki tekneleri kırarak batmalarına neden olmak. Dolayısıyla çoğu zaman ölüm riskini kendileri alıyorlar. Çünkü kurtarma ekipleri çok geç olay yerine ulaşıyor.”

Sisam güvenlik güçleri, mültecilerin çok tehlikeli bir süreç takip ettiklerinin altını çiziyor:

“Kazaların bir çoğu denizde meydana geliyor. Devriye atan şişme botlarla karşılaşan göçmenler kendi teknelerini yok ederek yaşamlarını riske atıyor. Hedefimiz onları bir araya getirerek hayatta kalmalarını sağlamak. Önce onları karaya getiriyor, sonrada sahil güvenliğe teslim ediyoruz. Buradan da gözaltı merkezlerine nakledilerek polis gözetimine alınıyorlar.”

Tehlikeli yolculuklarla hayatlarını tehlikeye atan göçmenler yolu parmaklıklar arkasında tamamlıyor. Kendilerine vaat edilenler ve ödedikleri ücretse mavi sularda yok olup gidiyor. Geçici olarak tutuldukları gözaltı merkezlerinde seyahat belgesi elde edebilmek için saatlerce beklemek zorundalar.

Personel eksikliğinin olduğu bu tesislerde hijyen koşullarıysa içler acısı. Fakat bu iki genç göçmene göre bu şartlar bile arkalarında bıraktıkları savaş cehenneminden çok daha iyi:

“Esad rejimi orduya hizmet vermem için beni göreve çağırdı. Ben de kaçtım. Kendi halkımı öldürmem.”

“Belki de Yunanistan’da kalacağım, veya Avrupa’nın diğer ülkelerine gideceğim. Hollanda veya Danimarka. Sonrasında üniversiteye yazılmak istiyorum. Çünkü doktor olmak istiyorum.”

Sisam adası sakinleri göçmelerin içinde bulundukları durumu anlayışla karşılıyor. Ancak ada sakinleri umut tacirlerinin ölümden kaçanlar üzerinden para kazanmak için faaliyetlerine devam etmelerine göz yummak istemiyor:

“Geldiklerinde tam olarak nereye gideceklerini çok iyi biliyorlar. Hiç bir zaman kaybolmuyorlar. Bizi selamlıyor ve bizlerden işaret dilini kullanarak kurtarma ekiplerini çağırmamızı istiyorlar. Adaya indiklerinde ısınmak için ateş yakıyor ve geri dönmeden önce kıyafetlerini kurutuyorlar. Bu durum bizi endişelendiriyor çünkü ormanlar alev alabilir ve bu yangın adanın diğer kısımlarına hızla yayılabilir.”

“Hastalık taşımalarından korkuyoruz. Nasıl insanlar olduklarını da bilmiyoruz. Turistik bir adada yırtık şişme teknelerin, çorap, kıyafet ve her türlü çevreyi kirleten çöp atıklarının bulunması hiç hoş bir durum değil.”

Bu yılın son dört ayı içerisinde bölgeye gelen göçmen sayısı geçen senenin aynı dönemine göre üç kat arttı. Bu sayının önümüzdeki haftalarda rekor seviyeye ulaşması söz konusu.
Günden güne artan bu rakamlar insan tacirlerinin artık İtalya kadar Yunanistan’ı da Avrupa’ya açılan bir kapı olarak gördüğünü gözler önüne seriyor.