Son Dakika

Okunan haber:

Cannes'da Türkiye'yi temsil eden Ziya Demirel'in hayali büyük


Fransa

Cannes'da Türkiye'yi temsil eden Ziya Demirel'in hayali büyük

Cannes Film Festivali’nde ‘Kısa Film Kategorisi’nde yarışarak Turkiye’yi temsil eden genç yönetmen ve senarist Ziya Demirel ile festivale katılma hikayesini ve bundan sonraki planlarını konustuk. 1988 doğumlu Demirel, daha önce aralarında ‘Evicko’ ve ‘Pişmaniye’nin de bulunduğu, ödüllu kısa filmler yönetti.

Nezahat Sevim, euronews: Kariyerinizi sinema yönünde şekillendirmeye nasıl karar verdiniz? İlk üniversite eğitiminiz sinema üzerine degil ancak ailenizde tiyatro ve sinemacıların olduğunu biliyoruz.

Ziya Demirel: Küçük yaşlardan itibaren filmleri severdim. Kuzenim Deniz Tan ile birlikte çok özel bir film paylaşımımız vardı. Birlikte filmler izlerdik, korku filmleri ağırlıkta. Sonrasında bu film sevgim ile bu işi yapmak istediğime karar verdim. Öncelikle tiyatroda oyunculukla bu işe başladım. O beni çok besledi. Bir yerden sonra da sinemaya yöneldim. Bu sayede kuçükken normal bir seyirci olarak sadece eğlenmek için izlediğim filmleri farklı bir gözden görmeye başladım.

Nezahat Sevim: Başlarken aklınızda bir plan veya hayal var mıydı? Ben Cannes’a giderim veya uluslararası bir festivalde yarışırım gibi?

Ziya Demirel: Herkesin hem vardır hem yoktur herhalde. İlla şu festival olacak diye bir hayalim yoktu ama filmlerimi büyük kitleler izlesin diye hayal ediyordum. Bu festivaller de o konuda çok yardımcı oluyor.

Nezahat Sevim: Bundan sonraki planlarınız nelerdir? Uzun metrajlı bir film olabilir mi mesela?

Ziya Demirel: Olabilir tabi. Şu an iki proje üzerinde çalışıyorum, senarist olarak. Bir tane de geliştirdiğim orta-uzun metrajlı film projesi var. İşlerin nasıl gelişeceğine bakacağız.

Nezahat Sevim: Cannes Film Festivali’ne başvuru süreciniz nasıl oldu? Dünyanın birçok yerinden 4500’den fazla film başvurdu ve yarışmaya alınan filmlerden birisi de sizin filminiz. Bunu bekliyor muydunuz? Haberi alınca neler hissettiniz?

Ziya Demirel: Filmimizi büyük kitlelerle, izleyiciyle buluşturmak için festivallere katılmak gerektiğini biliyorduk, özellikle de büyük festivaller. Bunun için başvurumuzu yaptik. Bize Cannes’dan e-mail gelirse red, telefon gelirse evet anlamını taşıdığını söylemişlerdi. O yüzden her e-maili heyecanla açıyorduk. Bir gün Fransa’dan bir telefon geldi, temkinli açtık telefonu. Belki Fransa’dan arkadaşlarımızdır diye. Kabul edildigimizi öğrendik, mutlu olduk.

Nezahat Sevim: Bu festivali kariyerinizde bir atlama taşı olarak görüyor musunuz?

Ziya Demirel: İlgi açısından tabi ki de avantajları olacak ama yine de iyi film çekmek, iyi film yazmak zor birşey. O yüzden bu yolda yürümek, iyi bir film yapma süreci yine zorlu olacak. Benim için atlama taşı olacak mı şu an bilmiyorum. Bunu birkaç film çektikten sonra söyleyebilirim, “benim için atlama taşı olmuş” diye.

Nezahat Sevim: Filminiz ‘Salı’ nın hikayesi nedir? Ne anlatmak istediniz bu filmle?

Ziya Demirel: İstanbul’da genç bir kadının yaşadığı üç fiziksel teması anlatıyor, farklı boyutlarda. Ve bunlara karşı verdiği tepkiler… Şehirle bireyin temasını işledik ki bu temastaki çatışma bir kadın oldu mu sokağa çıktığı anda başlıyor. Güçlü bir kadın bireyin yaptığı seçimleri anlatıyoruz.

Nezahat Sevim: Filmi yaparken Türkiye’nin kadınla ilgili gündeminden de etkilendiniz mi? Bu filmle vermek istediğiniz bir mesaj var mıydı?

Ziya Demirel: Bu bizim için gündemden bağımsız, ayrı bir kurgusal hikayeydi. Bu konu aslında sadece şimdilik değil Türkiye için bitmeyen bir gündem, sadece bazı vakalar diğerlerinden daha çok duyuluyor. Herhangi bir şekilde bir gundem endişesiyle yapmadık bu filmi. Ortak senaristimiz Buket Coşkuner’in bir anısından yola çıkarak yazdık bu filmi. O anı da on beş sene öncesinden sayılır, demek ki bu gündem hep var Türkiye’de, değişmiyor.

Nezahat Sevim: Bu festivalden beklediğinizi alıp da mı gitmiş olacaksınız?

Ziya Demirel: Burada güzel insanlarla tanıştım, birkaç güzel film seyrettim bu kafi. Ödül de olsa da fena olmaz tabi.