Son Dakika

Okunan haber:

Fransızlar Cannes'da yıldızlaştı


sinema

Fransızlar Cannes'da yıldızlaştı

Bu yıl 68.‘si düzenlenen Cannes Film Festivali’nin ilgi odağı hiç kuşkusuz Fransızlar oldu. Ethan ve Joel Coen kardeşlerin başkanlığını yaptığı jüri heyeti bu sene Fransız sinemasını taçlandırdı.

Geçtiğimiz yıl Türk yönetmen Nuri Bilge Ceylan’ın kazandığı en büyük ödül olan Altın Palmiye bu sene, Fransız yönetmen Jacques Audiard’ın “Dheepan” isimli filmine verildi. Aşk ve şiddet dolu film, Sri Lankalı üç mültecinin Fransa’da yaşadıklarını konu alıyor.

Bundan önce yine Cannes’da “Peygamber” isimli filmiyle En İyi Senaryo ve Büyük Jüri Ödülü’nü kazanan Jacques Audiard filmle ilgili şunları belirtti: “Bu filmi yapmak benim için tehlikeli ve risklerle doluydu. Ancak hikaye oluştukça özünde farklı bir şeyler olduğunu hissettim. Filmin beğenilmesi beni çok şaşırttı. Bu ödül büyük bir sürpriz oldu. Birde ödülü Coen kardeşlerin elinden almak ona ayrı bir anlam katıyor. Sahneye doğru yürürken bana sinema yapma aşkını veren insanları görmek de çok etkileyiciydi.”

Dheepan, Sri Lanka’daki iç savaştan kaçan eski bir asker, genç bir kadın ve küçük bir kızın Fransa’ya iltica edip bir hayat kurmaya çalışırken başlarından geçenleri anlatıyor.

46 yıllık aradan sonra Altın Palmiye adayları arasına girebilen tek Macar, hatta Orta Avrupa filmi olan yönetmen Laszlo Nemes’in “Saul’un oğlu” isimli filmi ise Altın Palmiye’den sonra gelen Jüri Büyük Ödülü’ne layık görüldü. Film, II. Dünya Savaşında bir Macar Yahudi’sinin öyküsünü anlatıyor.

Yönetmen Laszlo Nemes: “Soykırımın kıta üzerinde hala korkular saldığını düşünüyorum. Orada kapanmamış açık bir yara olduğunu hissediyorum. Sanki uyuyan canavar tekrardan uyanacak. Yeni nesillere neler olduğunu anlatmak ve açıklıkla tartışmak gerek. Filmi bu yüzden yaptık.”

Filmin kahramanı auschwitz ölüm kampında Naziler tarafından kurulan ve Yahudilerden oluşan özel bir komando kolluk biriminde çalışıyor. Birimdekiler Nazilerin kamp kurallarını diğer Yahudilere uygulatmakla görevli.

Festival’de En İyi Kadın Oyuncu Ödülü iki oyuncuya birden, “Mon Roi” filmindeki rolüyle Fransız oyuncu Emmanuel Bercot ve “Carol” filmindeki rolüyle Amerikalı oyuncu Mara Rooney’e verildi.

Emmanuelle Bercot, “Mon roi” filmindeki rolü hakkında konuştu: “Evet buradayım. Maïwenn, önceki filmi “Polis“te aldığım rolden sonra bana bu filmde ana karakteri oynamayı teklif etti. Ben tanınmış bir oyuncu değilim, genç değilim. Ancak onun normların dışına çıkma gibi çılgınlıkları var. Her şeyin zıddına doğru sonuna kadar gitme huyu var. Bu inanılmaz rolü bana oynama şansı verdiği için ona çok şey borçluyum.”

Tony, ciddi bir kayak kazasından sonra rehabilitasyon merkezinde tedavi görmektedir. Sağlık personeline ve ağrı kesicilere bağımlı bir hayatı vardır. Ayrıca Georgio ile yaşadığı fırtınalı anılarını hatırlamak için zamanı da vardır.

Vincent Lindon, “La Loi du Marche / Pazar yasası” isimli filmle “En İyi Erkek Oyuncu Ödülü“nü kazandı. Sinema kariyerinin ilk ödülünü kazanan oyuncu yönetmenine övgüler yağdırdı: “Bir oyuncu kendisini seven, kendisinin iyiliğini isteyen ve sürekli yardımcı olan bir yönetmenle çalışmazsa hiçbir şey yapamaz. Bu yüzden Stéphane Brizé ödülü benle birlikte aldı. En İyi Erkek Oyuncu mu? Bu benim sürekli kamera karşısında olduğum bir filmdi. Bu yüzden neredeyse En İyi Yönetmen Ödülü gibi bir şey. Yani hayatında ilk kez oyuncusunu bu seviyeye getirmeyi başardığı için çok mutluyum.”

“La Loi du Marche / Pazar yasası”, işsizlik koşullarında onur mücadelesi veren bir orta yaşlı erkeğin hayatını konu alıyor.

Editörün Seçtikleri

Bir sonraki konu
"İnsanları Seyreden Güvercin": Roy Andersson imzalı saçma masallar

sinema

"İnsanları Seyreden Güvercin": Roy Andersson imzalı saçma masallar