Son Dakika

Okunan haber:

Pekşen: Dink cinayetinde, şikede faturayı hep Trabzonlu ödedi, inşallah Adalet Bakanı olacağım"


DÜNYA

Pekşen: Dink cinayetinde, şikede faturayı hep Trabzonlu ödedi, inşallah Adalet Bakanı olacağım"

Cumhuriyet Halk Partisi’nin 7 Haziran genel seçimleri için adaylarını ön seçimle belirlediği 56 ilden biri de Trabzon’du. Kontenjanlı eğilim yoklamasına karşı partili gençlerin il binasını işgal etmesinin ardından genel merkez, kontenjan uygulamasını kaldırdı. Avukat Haluk Pekşen, 17 milletvekili aday adayının oylandığı eğilim yoklamasında, oyların yarısından fazlasını alarak birinci oldu. Pekşen’in adaylığı Trabzon’da, partililerin değişim talebinin hayata geçmesi olarak yorumlandı.

1987 yılında avukatlığa başlayan Haluk Pekşen, Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu’nun yeniden yetki kazanmasında avukat olarak görev yaptı. Halen yürürlükte olan çok sayıda yasa çalışmasında yer aldı. Yerel, ulusal ve uluslararası basın yayın kuruluşlarında, küresel ekonomiler ve ülke ekonomilerine etkisi konulu çok sayıda makale ve söyleşisi yayınlandı. Avukat olarak görev aldığı Balyoz Davası’nda yaptığı savunmayı “Balyoz Savunma” adıyla kitaplaştırdı. 15 yıldır üzerinde çalıştığı “Bir Ülke Geleceğini Arıyor” isimli kitabını geçtiğimiz ay yayınladı.


120’nin üzerinde sivil toplum kuruluşuna üyeyim, devletle işim olmadı

Haluk Pekşen: İlin tarihinde ilk defa bir avukat Türkiye İhracatçılar Meclisi Başkan Vekilliği’ne seçildi. Türkiye’nin bu dönemde ihracatı yüzde 456 kat arttı bunda çok büyük emeği olan bir avukatım. Türkiye’nin tarihinde ilk defa bir avukat bugün uluslararası bir proje olan İpekyolu Demiryolu projesi , bu özellikle Türki cumhuriyetlerin büyük rezervlerini dünya pazarlarına açma projesidir, o projeyi yaptı ve dünya ekonomisine sundu. Bugün Türkiye’de havacılık diye bir sektör var. Binlerce insana iş ve aş verdi. O sektörü kuran avukat da benim. Bir başka şey daha söyleyeyim. 2000 yılında Beş Yıllık Kalkınma Plan Komisyonu’na, Avrupa Birliği ile İlİşkiler Özel İhtisas Komisyon Başkanı olarak seçilen ilk avukatım. Türkiye’nin 2001 ekonomik krizini 1998 yılında rapor etmiş olan ilk avukatım. 2001 ekonomik krizinden çıkışında çıkış politikalarının üretilmesine katkı sağlayan ilk avukatım. 100’ün üzerinde kanun yapmışım, 3 uluslararası dünya çapında sözleşme yapmışım. Türkiye’nin turizm de dahil çok büyük yatırımlarının altında yatırım planlamacısı ve destekçisi olarak görev almış bir avukatım. 120’nin üzerinde sivil tolum kuruluşuna üyeyim hiç devlette işim olmadı. Hiç devletle işim olmadı. Devlete her zaman destek oldum.

Tarlada iziniz varsa harmanda sözünüz olur, Türkiye’nin her ilinde başarılı olurdum

Parlamentoda alt komisyonlarda her dönemde çalıştım. Yaklaşık 20 yıldır parlamentoya destek veren bir hukukçuyum. Bu kolay yakalanacak bir başarı değildir. Sokaktaki insanların bana teceveccühlerinin gerekçesi bu. Tarlada iziniz varsa harmanda sözünüz olur. Ben bu tarlada çok emek vermiş bir hukukçuyum. Türkiye’nin hangi iline gitseydim orada da aynı desteği, aynı sempatitiyi, aynı sevgiyi görecektim, buna eminim. Antalya’ya gittiğimde orada turizmciler beni yolda karşılıyorlar. Senin desteklerinle biz bu günlere geldik diyorlar. Tekstilciler Denizli’de benzer şeyler söylüyorlar. Denizli’nin en büyük 25 firmasının avukatlığını yaptım ben.

Aslında milletvekili olma defterini kapatmıştım. Geçen dönem aday oldum, büyük bir talihsizlik yaşadık Trabzon’da. Bir daha politika yapmamaya kararlıydım ama Türkiye’nin girdiği kulvara bakınca, Türkiye’nin özellikle Ortadoğu’da büyük bir bataklığa saplanması, Kuzey Afrika’da Türkiye’nin siyasi ve ekonomik haklarını kaybetmiş olması, Türkiye’de herkesin yeniden ceketini sıyırıp bu işe girişmesini gerekli kıldı. Sırf bu sebeple siyasetin içine girdim. Çok farklı bir ülke konumuna Türkiye’yi taşıyacağız. Parlamentoya giderken bana bugün Trabzon’da herkes söylüyor, ‘Trabzon’un milletvekili olacaksın’ diyorlar, Ak Partili de Saadet Partili de MHP’li de, herkes söylüyor bunu.

İnşallah Adalet Bakanı olacağım

Trabzon siyasi iktidara inanılmaz destek vermiş bir il. Burası kadar, Trabzon kadar AK Parti’ye destek vermiş başka bir il var mı bilmiyorum. Ama müthiş destek vermiş. Fakat öylesine bir durum var ki şimdi. Bu kez AK Parti’den inanılmaz büyük diyet ödemiş. Burada rahip Santoro öldürüldü, Trabzonlunun hiçbir günahı yok. Bir devlet projesi, inanılmaz bir çirkinlik içerisinde oldu. Ama fatura Trabzon’a kaldı. Hrant Dink öldürüldü, bir tek, gazeteye ilan verilmemiş öldürüleceği, ama faturayı yine Trabzonlu ödedi. Ligde çatır çatır şike yapıldı. Devlet şike yapılırken telefonları dinlemiş, izlemiş, herşeye vakıf ama Trabzonlu faturayı ödedi. Devlet İran’la kavga etti, Trabzon’un limanı gitti transit taşımacılığı, nakliyesi gitti. Şimdi Of’ta, Rize’de çay üretiliyor, devlet kaçak çaya göz yumuyor. Kaçak çay, PKK’yı finanse ediyor. Doğu Beyazıt’ta, Van’dan Türkiye’ye inanılmaz bir kaçak çay girişi var. Ama faturayı yine Rizeli, Trabzonlu ödüyor. Trabzon’da bir stad yıllardır yapılamıyor. Akyazı’ya stad yapıyorlar ama Trabzon’un en kıymetli gayrimenkullerine el koyarak yaptılar. Kayseri’de stad yaptılar bedava, Konya’da stad yaptılar bedava ama Trabzon’a gelince büyük bir maliyet koydular önümüze.

Bakın Karadeniz’de orman kadastrosu diye bir kadastro yaptılar. İnsanların ata, dede topraklarına orman diye el koydular. Haluk Pekşen gitti, İnsan Hakları Mahkemesi’nde dava açtı. O davayı kazandım. Orada kazanılmış olan ilamı bu hükümet uygulamadı. Ben Adalet Bakanı olacağım inşallah. Bu kararı uygulayacağım, bu toprakları sahiplerine iade edceğim. Daha çok var Trabzon’un sorunu ama özetleyerek söylemek istiyorum. Trabzonlu artık AKP iktidarından büyük bir mağduriyete uğradığının farkında.

Trabzon Osmanlı’yı imparatorluk yapan kenttir

Trabzon insanlık tarihini yazan kentlerden birisidir. İpek Yolu’nun ilk limanıdır Trabzon. Osmanlı’yı imparatorluk yapan kenttir. Fatih Sultan Mehmet Trabzon’u aldığında o zaman Pontus’un lideri David, diyor ki, “Benim şehrime, benim insanlarıma zarar vermezsen, kavgasız dövüşsüz vereceğim şehri.” Fatih söz veriyor, o da şehrin anahtarlarını teslim ediyor. Fatih, Trabzon’da bir yıl yaşıyor, bir yıl sonra Trabzon’dan istanbul’a dönerken, buradan 8 bin Trabzonluyu alıyor, İstanbul’a götürüyor. Ve Osmanlı İmaratorluğu’nu onlara teslim ediyor. Osmanlı ondan sonra imparatorluk oluyor, biliyorsunuz. Aynı şeyi Mustafa Kemal Atatürk yapıyor. Trabzona gelince diyor ki, “Cumhuriyeti kurarken, Kurtuluş Savaşı’nı yaparken yanıbaşımda Trabzonlular vardı.” Futbolda da devrimi Trabzon yaptı. Dünyanın en önemli 20 kentinden biridir. Trabzon’un bir müziği var mı, var. Sanatı, folklorü var mı, var. Mutfağı var mı, var. Trabzonun kendine has meyvaları var mı, var. Zanaatkarı var mı, var. Kuyumculuk bize hastır. Bıçak üretimimiz, tekstilimiz kendimize ait. Şarkılarımız, müziğimiz var. Böylesi büyük bir kültür birikimi çok önemli bir vizon kentidir. Bu vizyon, entelektüel bir vizyon haline dönüşürse, Türkiye’ye dayatılmak istenen bu karanlık, yoz ve yobaz zihniyet kendine yol bulamaz. O yüzden Trabzon baskılanıyor. Haftasonu Şalpazarı’ndaydım. Yayla şenliklerine katılan insanlara baktım. Kadınlar, gençler, el ele, kol kola. Kadını erkeği ile orada horon oynuyorlar. Rengarenk kıyafetleri ile müthiş bir harmoni. Bambaşka mesajlar veriyorlar dünyaya. Türkiye bunu görürse, bambaşka bir kent olduğunu Trabzon Türkiye’ye anlatırsa, burası yeniden dünyaya söz söylemeye başlayan bir dünya kenti olur diye düşünüyorum.

3 Temmuz’dan ligde şike yapıldığına dair suç duyurusu yaptım

Futbolda şikeyi ortaya çıkaran avukat benim. Suç duyurusunu yapan avukat benim. 17 Nisan 2011 tarihinde, Vakfıkebirli bir arkadaşım bana geldi, “Bu ligde şike olduğnu görüyorum, buna müdahale etmemiz gerekiyor.” dedi.

Çok fazla futboldan anlamam, herkes gibi izleyiciyim. Beni ikna etmesini istedim, bir hukukçu olarak başvuruyu yapmam için. Ben önemli bir hukukçuyum, her başvurunun altına imzamı atmam. Beni ikna etti ve bana birtakım hikayeler anlattı ve çok inandırıcıydı. Onun üzerine şuç duyurusu dilekçesini yazdım, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na teslim ettim. Beni 3 Temmuz’da Cumhuriyet Başsavcılığı aradı, dediler ki sizin başvurunuz üzerine şikeyi soruşturmaya dönüştürdük. Ama ne zaman yaptılar bunu, kupa elden gittikten, şampiyonluk elden gittikten sonra.


Şimdi, şikeyi ortaya çıkarmış bir Trabzonluyum ve bir avukatım. Bu bir, iki, orada durmadım, Trabzonspor Kulübü benden destek istedi, yardım istedi, ben de o yardım talebi üzerine hiç bir kuruş para almadan, en ufak bir talebim de olmadan Futbol Federasyonu’na, UEFA’ya bütün başvuruları yaptım. Trabzonspor’un Şampiyonlar Ligi’ne gitmesi için gerekli başvuruları yaptım. Fenerbahçe’nin oradan çıkarılması, Şampiyonlar Ligi’ne alınmaması için başvuruları yaptım. O başvurular üzerine de Trabzonspor Şampiyonlar Ligi’ne ve hak ettiği şekliyle Türkiye’yi orada layıkıyla temsil etti. Trabzonspor’un hukukunun korunmasında da ben yine cephedeydim. Benim geçmişime baklıdığında da Türkiyede nerede bir mağduriyet varsa, kim bu ülkede eziliyorsa, kim adaletsizliğe, haksızlığa uğramışsa, yanında Haluk Pekşen’i bulmuştur.

Avni Aker Stadı’nın yıkılıp bir rant merkezi yapılmasına asla izin vermeyeceğim

Bunu ilk defa gündeme getiren benim. İngiltere’nin Wembley’i neyse Trabzon’un da Avni Aker’‘i odur. Ama bu haliyle değil. Biliyorsunuz, Avrupa’da son derece butik stadlar var. 20 bin kişilik stadlar var. Üzeri kapanıyor, kültür merkezi haline geliyor. Avni Aker’in etrafı bu şekilde çok iyi planlanmalı. Mimarlarımız, çevre mühendislerimiz, kent halkı bir araya gelmeli. Avni Aker orada olmalı, ama bu haliyle bu çirkin haliyle değil. Aynı zamanda Trabzon’u yaşayan kenti haline getiren bir alan olarak planlanmalı. Bunu tabii ki mimarlarımız yapmalı ama biz de o mimarlarımızın yürütecekleri projeyi desteklemeliyiz.

Avni Aker’in yıkılıp oranın bir rant merkezi haline getirilmesine asla izin vermeyeceğim. Buna hiçkimsenin gücü yetmeyecek. Ne TOKİ’nin, ne bir başkasının. O şehrin ortasını bir beton yığını, bir rant merkezi yapmaya hiç kimsenin gücü yetmeyecek. Bunun altını çizerek söylüyorum. Bugüne kadar da sözümü de hiç yere düşürmedim