Son Dakika

Nicola Sturgeon: "İskoçya AB'nin tam üyesi olmalı"

İskoçya Ulusal Partisi’nin (SNP) lideri 44 yaşındaki Nicola Sturgeon geçtiğimiz ay partisinin seçimlerde yüksek ses getirmesiyle İngiliz siyasetinin

Okunan haber:

Nicola Sturgeon: "İskoçya AB'nin tam üyesi olmalı"

Metin boyutu Aa Aa

İskoçya Ulusal Partisi’nin (SNP) lideri 44 yaşındaki Nicola Sturgeon geçtiğimiz ay partisinin seçimlerde yüksek ses getirmesiyle İngiliz siyasetinin gündemine oturdu. Siyasi lider Edinbourg’un Westminster’da daha fazla ağırlığı olmasını istiyor.

Euronews muhabiri James Franey Nicola Sturgeon ile görüştü.

James Franey, euronews : “ İskoçya bölgesel hükümetinin Başbakanı Sayın Nicola Sturgeon, öncelikle programımıza katıldığınız için teşekkürler. “

Nicola Sturgeon : “Rica ederim”

euronews : “İngiltere Başbakanı David Cameron da Avrupa’da resmi ziyarette. Sizi de Brüksel’de görüyoruz. Sizi buraya getiren nedir? Neyi hedefliyorsunuz?”

Nicola Sturgeon : “Bu sabah European Policy Center düşünce kuruluşunda, Birleşik Krallık’ın İskoçya ile birlikte Avrupa Birliği’nde kalması gerektiğini savundum. AB üyeliği referandumuna kadar insanların İngiltere’nin AB’de kalması gerektiğini savunan yüksek seslerin olduğunu da bilmesini istedim. Mükemmel olduğu için değil. Çarpıcı bulduğum reformların ana hatlarını çizdim. Fakat ekonomik, sosyal ve kültürel çıkarlarımızı göz önünde bulundurunca Avrupa Birliği içerisinde daha iyi olduğumuzun farkına vardım. Ama AB içerisinde bir reform yapılması gerektiğini düşünüyorum.”

euronews : “Gerçekleşme ihtimali yüksek olan ne tür beklentileriniz var. Çünkü Avrupa Bilriği ile ilişkiler Westminster’in elinde.”

Sturgeon: “Değişim istiyorum, bu bir sır değil. Geçtiğimiz yıl İskoçya’nın bağımsızlık için oy vermesini istiyordum ama olmadı. Dolayısıyla şimdi de İskoçya’nın Westminster’da ve hatta AB’de daha fazla söz hakkı sahibi olması için uğraşıyorum. Westminster’de konuşulan ademi merkeziyetçilikle ilgili teklifler Avrupa karar mekanizması içerisinde, İskoç hükümetinin etkisine bağlı. Özellikle de İngiliz karar mercilerini ardından da Brüksel’i etkiliyor. Birleşik Krallık’ın tanımı hakkında ve AB tarafından ele alınan konularda daha fazla rol almamız gerekli. Bir İngiliz Bakan konseyde başkanlık yapamadığında onun yerine – eğer yetki transferi yapılmışsa- İskoç hükümetinden bir bakan bu görevi devralabilmeli. Geçmişte bu tür örnekler oldu. İngiliz bakan olmadığında İskoç bakanların bulunduğu konseyde başkanlığı sıradan bir memur yaptı. Bu artık böyle olmamalı.”

euronews : “Evet ama sonuç olarak AB üyesi olan İngiltere, İskoçya değil”

Sturgeon: İsteğim pozisyonda olmasak da bunu kabul ediyorum. Ama ademi merkeziyetçiliğin İskoçya’ya ve diğer Büyük Krallık milletlerine getirisi daha fazla etki ve ağırlık olmalıdır. İskoçya’nın bu şansı AB ve İngiltere’de sezmesini istiyorum. AB’de karşılaştığım kişiler İskoçya’nın sesini daha fazla duyma konusuna olumlu bakıyor.”

euronews : “Göçmen konusuna dönelim. David Cameron çoğu zaman belirsiz olmakla suçlanıyor. Aslında çok açık konuştu. Sizce Avrupalı göçmenler İngiltere’de en az dört yıl geçirmeden işsizlik maaşı talep edebilirler mi? “

Sturgeon: “Bence mantıklı, ve bugün kuralların değişmesi gerektiği konusunu ele aldım. İşsizlik ödeneklerinin suistimal edilmemesi için yönetmelikleri yeniden gözden geçirmek gerek. Fakat ileri gitmeye çalışırsanız da hareket özgürlüğünü kısıtlamış olursunuz…”

euronews: “ Yani buna karşısınız ?”

Sturgeon: “Evet ama beni buna ikna etmek gerek. İkamet kuralları, oturma izni ve süreç hakkında kanunlar zaten var. Suistimal edilmemesi için kuralların sertleştirilmesi gerek ve birçok ülkenin de buna destek vereceğini düşünüyorum. Ama hareket özgürlüğü Avrupa Birliği’nin temel ilkelerinden ve bizde faydalanıyoruz. Çünkü birçok İskoçyalı ve İngiliz diğer Avrupa ülkelerine taşınıp orada yaşıyor. “

euronews: “Sizce Avrupa antlaşmalarından “daha sıkı ve dar bir birlik” maddeleri çıkartılmalı mı?”

Sturgeon: “Bence bu meselenin esasına inmek yerine şekilde odaklı kalmaktır”

euronews: “Sayın Cameron da bunu istiyor”

Sturgeon: “Sayın Cameron’un her isteğini onaylamak zorunda değilim. Bence öncelikle neden önemli olduğunu belirlemeliyiz. İngiltere Euro Bölgesi’nde değil. Olmamasını da destekliyorum zaten. İskoçya’nın Euro’ya geçmesini istemem. Yani bir anlamda anlaşmaların yazıldığı sırada öngörülen dar bir birlik içerisine girme niyetimiz yok. Neden bunu ortaya çıkarmak için anlaşmalar değiştirilsin ki? Bence David Cameron’un içinde bulunduğu tehlike çözemeyeceği ilkesel soruların içerisine girmesi. Kendini böyle bir duruma sokması Avrupa Birliği’nde kalma savunmasında onu güçsüz kılıyor.”

euronews: “Euro Bölgesi’ne üye olmayan ülkelerin Bölgeyi ilgilendiren konularda söz hakkı sahibi olmasına ne dersiniz?

Sturgeon: “Evet mantıklı. Euro Bölgesi ülkeleri tarafından kaçınılmaz olan daha aşırı bir yönetime doğru gidiyoruz. Öte yandan İngilizlerin bulunduğu pozisyon bunu gerektiriyor. İngiltere bazen hiç bir bedel ödemeden her şeye sahip olmak istiyor. Euro Bölgesi’ne girmek istemiyor ama bölgeyi ilgilendiren konularda karar sahibi olmak istiyor. Bunlar karmaşık tartışmalar. Ülkeler bu konularda milli çıkarlarını yeniden gözden geçirmeli ve değerlendirmeli. Sorunlardan birinin de halkın David Cameron’un ne istediğini bildiği olduğunu söylediniz. Belki genel anlamda doğru. Ama mevcut tartışmayı açıklığa kavuşturmak için detayların ortaya konması gerekli.”

euronews: Göçmenlerin Avrupa’da yaşayan çocukları için çocuk yardımı ödeneği talebinde bulunmasına karşı mı çıkılmalı?

Sturgeon: Evet tekrar olarak bu, hassas değişikliklerin istismar edilebileceği durumlara örnek olabilir. Bazı konularda değişiklik yapılması için tartışma açılması gerektiğini düşünüyorum. Fakat burada David Cameron’la felsefi farkımız ortaya çıkıyor. Bence bu meseleye en uygun yaklaşım şekli, hükümetin aksine işbirliği pozisyonu ile konsensüs aramak olmalı. İngiltere hükümeti, istediğini yapıyor ve açıkçası sadece ayak diriyor, istediği olmazsa da bir çocuk gibi oyuncaklarını alıp gitmekle tehdit ediyor.

euronews: AB referandumu için teklif ettiğiniz çifte çoğunluğu açıklar mısınız?

Sturgeon: Bu çok basit. Birleşik Krallık ünite bir devlet değil. Çok uluslu bir devlet var. İskoçya’nın bağımsızlığı tartışıldığı sırada ülkedeki her ulusun eşit söz hakkı olduğu ve dinlenmesi gerektiği söylendi. Şimdi eğer bu doğruysa ve umarım söyleyenler bunu kastetmiştir. Böyle olursa İngiltere kalabalık olduğu için birlikten ayrılmak istemesi durumunda, kalmak isteseler bile İskoçya, Galler ve Kuzey İrlanda’nın AB’den ayrılması yanlışına neden olur. Bu nedenle çifte çoğunluk düzenlemesi diyoruz.

euronews: Bu demokratik mi? Tam olarak ne olduğunu açıklamama izin verin daha sonra neden demokratik olduğunu anlatacağım. Çifte çoğunluk düzenlemesi federal sistemlerde çok yaygın. Bunun anlamı İngiltere, Galler, Kuzey İrlanda ve İskoçya gibi bütün bileşenlerin evet demesi durumunda birlikten ayrılabilir. Şimdi bence bu bir ülkenin iradesine rağmen birlikten ayrılmasından daha demokratik.

bu Britanya’nın AB’ye üyelik referandumu, tek tek ülkeler ele alınmıyor.

Sturgeon: Fakat Britanya üniter bir devlet değil. Birleşik Krallık üniter değil. Bunu kim tartışmak isterse, eğer biz kalmak istesek bile veya Galler ile Kuzey İrlanda da kalmalı buna bakmadan bu bileşenler Avrupa Birliği’nin dışında kalırsa, iş, yatırım ve kim olduğumuz hakkında bazı sonuçlar ortaya çıkar. Ben karşı cephenin antidemokratik bir durumu savunduğunu düşünüyorum.

euronews: Fakat siz veto edecek gibisiniz. Ya ülkenin geri kalanı ayrılma yönünde oy kullanırsa?

Sturgeon: Geçen yıl İskoçya bağımsızlık referandumu yapılırken bu ülkenin Avrupa Birliği üyesi olmasının hakkı olduğunu açıkça ortaya koydum. Şimdi olan bu değil. Birleşik Krallık’ın doğasını anlamak durumundayız. Üniter değil, çok uluslu bir yapı var. Eğer gerçekten ülkedeki bütün ulusların sesinin duyulduğu çok milletli bir devlet istiyorsanız, bazı tavizler verilmesi gerektiğini kabul etmelisiniz. Eğer İskoçya Avrupa Birliği’nde kalmak yönünde oy kullandıktan sonra kendisini çıkış kapısının önünde bulursa bu çok antidemokratik olur