Son Dakika

Okunan haber:

Türkiye seçimleri: Kim kazandı? Kim kaybetti?


Insight

Türkiye seçimleri: Kim kazandı? Kim kaybetti?

Türkiye 7 Haziran’da tarihi bir genel seçim yaşadı. Oylar 2015-2019 döneminde mecliste olacak 550 milletvekili için kullanıldı, ancak seçimin ana soruları bununla sınırlı kalmadı.

Bütün kamuoyu yoklamaları Adalet ve Kalkınma Partisi’ni birinci parti olarak gösteriyordu. 13 yıldır iktidarda olan ve ülkenin çehresine damgasını vuran parti yeni dönem için seçim kampanyasını yeni anayasa ve başkanlık sistemi üzerine şekillendirdi. Muhtemel başkanlığın tartışmasız adayı da partinin doğal lideri Recep Tayyip Erdoğan olacaktı.

Bunun bilincinde olan Erdoğan anayasal düzenlemeyi beklemeden seçim öncesinde meydanlardaki yerini aldı ve seçmenden 400 milletvekili istedi. Bu hedef AKP kurmaylarınca çok geçmeden referandum için gereken 330 sayısı olarak dillendirildi.

Erdoğan’ın seçim döneminde bu kadar aktif olması muhalefet ve uluslararası camia tarafından seçimin kaybedeni olarak gösterilmesini kolaylaştırdı.

AK Parti 2011 seçimiyle karşılaştırıldığında 3 milyon oy ve 69 milletvekilliği kaybetti

2002 yılında AKP hükümetiyle tanışan ve bu tarihten itibaren güçlü halk desteğine sahip hükümetle yönetilen Türkiye’de koalisyon hesapları 13 yıl sonra yeniden yapılmaya başlandı.

Ahmet Davutoğlu parti lideri olarak girdiği ilk genel seçimden açık farkla 1. parti olarak çıktı ancak koalisyona mecbur bırakan oy oranı bu galibiyeti gölgeledi.

Seçimin en büyük soru işareti ise ilk kez parti olarak meclise girmeyi hedefleyen ve seçim kampanyasını bölgesellik yerine Türkiyelileşme üzerine bina eden HDP’nin oy oranıydı. Daha önce yüzde 10’luk barajı bağımsız adaylarla aşan bu akım bu kez hem söylemini hem de adaylarını çeşitlendirdi ve tüm Türkiye’den oy istedi. HDP’nin bu çağrısı tüm ülkeye yayılan bir oy artışıyla karşılık buldu ve parti Türk milliyetçisi partiye (MHP) denk olarak 80 milletvekiliyle meclise girmeyi başardı.

Seçimlerin en çok tartışma konusu olan partinin bu oy oranı bazı yorumlara göre çözüm sürecini birlikte yürüttüğü AKP ile köprüleri atarken, kimilerine göre ise Kürt sorununda şahinlerin değil siyasi çözüm arayanların elinin güçlenmesini sağladı

Seçimin ertesinde Türkiye, bir süredir unuttuğu koalisyon hesaplarını yeniden yapmaya başladı. Demokrasinin esaslarından serbest seçimler yapıldı, şimdi gözler demokratik kültürün yönetime yansımasında.

Bundan sonra ne olacak

Seçim sonrasında oluşan tabloyu euronews muhabiri Melis Özoğlu
Andy-Ar araştırma kuruluşu Yönetim Kurulu Başkanı Faruk Acar’a sordu.

Melis Özoğlu euronews:

“Sayin Acar AK Parti her ne kadar seçimlerden ilk sırada çıkmış da olsa oy kaybetti. Sizce bunun nedeni nedir?”

Andy-Ar Yönetim Kurulu Başkanı Faruk Acar:

“Aslına bakarsanız 13 yıllık bir iktidarın son hafta itibarıyla oylarının düşmesi gibi bir durumla karşı karşıya değiliz. Özellikle bunun bir kırılma noktası olan Gezi olaylarıyla başladığını, daha sonra yerel seçimler öncesinde yaşanan 17-25 Aralık operasyonları ve bakanların Yüce Divan’da yargılanmamasına yönelik toplumun değişik kesimleri tarafından Erdoğan karşıtlığı üzerine oturmuş olan Erdoğan karşıtı bir denklemden söz edebiliriz. Bundan sonraki süreç için belki bize çok büyük mesajlar verdi bu sonuçlar; Merkez Bankası ile ilgili olan Erdoğan’ın söylemleri ve toplumun cebine yansıyan ekonomik verilerin bir bütünlük olarak AK Parti oylarına yansıdığını söyleyebiliriz.”

euronews:

“Gelelim koalisyon meselesine, AK Parti hangi partiyle koalisyona gitmeye sıcak bakar?”

Faruk Acar:

“AK Parti’nin aslına bakarsanız tüm partilere aynı mesafede olduğunu söyleyebiliriz. Fakat burada AK Parti’nin nasıl yaklaştığı önemli değil, partilerin AK Parti’ye nasıl yaklaştığı önemli. Çünkü AK Parti iktidar partisi, 1. parti ve anayasaya göre güvenoyu çoğunluğu olan 276 sayısını yakalayamıyor. Dolayısıyla ihtiyaç duyduğu bu isimleri, bu sayıyı bir şekilde diğer partilerle oluşturmak isteyecektir. Fakat diğer partilere olan mesafesi ve kampanyadaki o söylemi, artık geri adım atarak, bugüne kadar edindiğimiz tecrübeler dolayısıyla, diğer partiler CHP dışında kapılarını kapattı, AK Parti’nin ihtiyacı var. Diğer muhalefet partilerinin üçünün birden biraraya gelmesinin mümkün olmadığını bildiğimiz için AK Partili bir koalisyon hükümeti söz konusu. Farklı bir bakış açısı olarak, Türkiye’de şu an çok konuştuğumuz bir mesele, dün akşamki sonuçlar itibarıyla AK Parti’nin seçim hükümeti kurularak erken seçime gidileceği kanaatinin çok yaygın olduğunu söyleyebilirim.”

euronews:

HDP’nin başarısını nasıl degerlendiriyorsunuz?”

Acar:

“Konunun geneline bakıldığında, kampanya başlamadan önce de Erdoğan ile Demirtaş‘ın karşı karşıya gelmiş olmaları ve Demirtaş‘ın bir popülarite ve emanet oyları yakalamış olması bu anlamda önemli bir artıydı. Süreç böyle başladı. Yine kampanya döneminde özellikle AK Parti iktidarına karşıt bir pozisyon üstlenmiş olan Cumhuriyet Halk Partisi yerine hedefinin tam ortasına, tümünü belki de buna ayıran bir HDP negatif söylemiyle, bu anlamda HDP’nin karşıt kesimi üstlenebildiği bir sosyal demokrat algıya sebep oldu diyebiliriz. HDP, sosyal demokratların Erdoğan karşısında kurgulanmasını istedikleri bir söyleme geldi. Dolayısıyla Türkiyelileşme partisi, emanet oylar, stratejik oylar, özgürlükçü demokrasi ve partinin Türkiyelileşme konusundaki iddiası, parti propagandası, seçim bildirgesindeki hedefleri ve değişik adaylar, çok renkli adayları da içinde barındırması dolayısıyla açıkçası CHP’nin de işini zorlaştıracak bir sosyal demokrat partinin yükselişinden söz edebiliriz.”

Seçim sonuçları Türkiye-AB ilişkilerini nasıl etkileyecek ?

Insight

Seçim sonuçları Türkiye-AB ilişkilerini nasıl etkileyecek ?