Son Dakika

Son Dakika

Nedur ha bu Yeşil Yol?

Okunan haber:

Nedur ha bu Yeşil Yol?

Metin boyutu Aa Aa

Trabzon’un kalbi ve Karadeniz’in mavisinin en güzel tonlarıyla seyredildiği yerlerden Boztepe’de semaverler masaların baş köşesinde. Sırtlar dağa verilmiş, gözler şehri ve denizi süzerken muhabbetler de çok geçmeden ince belli bardaklardaki çay gibi koyulaşıyor.

Biri son dönemde şehirde artan Arap turizminden dem vuruyor: “Nedur ha bu kadar Arap celmiş habureye? Diğeri fındığın bolluğuna seviniyor: “Bu sene dallar eylemii finduği” Havalar sular derken bütün muhabbetler aynı yola çıkıyor. Son zamanlarda bütün Karadeniz’i saran ‘Yeşil Yol’a. Samsun’dan Artvin’e dağların, yaylaların boynuna dolanacak yollara.

Doğa ve iklim şartlarından dolayı Karadeniz’de yol çilesi hiç bitmez. Yapılan yolların yağmurda, karda, heyelanda tekrar eski köstebek yuvası haline döndüğü ve çalışmaların da yıllarca sürdüğü bilinir. Peki bölge bu kadar yola ihtiyaç duyarken ‘Yeşil Yol’ projesine niçin karşı çıkılıyor?

Son projenin ayrıntılarından çok kimsenin haberi yoktu. Taki Rize’de Havva ninenin bir buldozerin önüne geçip isyan bayrağını çekene kadar. O, “Ölümü çiğnemeden bu yayladan geçemezsiniz’ diyor.

Yeşil Yol, özetle Samsun Havaalanı’ndan başlayıp Sarp Sınır Kapısı’na kadar Ordu, Giresun, Gümüşhane, Bayburt, Trabzon, Rize, Artvin’in yaylaları ve turizm merkezlerini birbirine bağlayan, yaklaşık 2 bin 600 kilometre uzunluğunda iyileştirme ve gerekli bölgelerde yeni yol yapımıyla yolcu ve araç güvenliğinin sağlanarak bölgenin turizme kazandırılması projesi.

İlk başta kulağa hoş gelen bu planın detaylarında ne var? Kafalarda bir soru: “Yeşil Yol ile doğa, çevre ve otantik doku katledilecek mi, yoksa bölge Avrupa standartlarında yol ve turizm merkezlerine mi kavuşacak?”

Soruyu Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde Trabzon merkez turizm ofisinde danışman olan; onlarca yıldır bütün bölgenin dağını taşını gezmiş; tarihini, kültürünü, derinliğini şehre ilk adım atan yerli yabancı turistlere anlatan Karadeniz sevdalısı Yahya Saka’ya yöneltiyoruz: “Nedur ha bu Yeşil Yol”


Bölgeyle ilgili haber yapmak ya da belgesel çekmek isteyenlerin adresi Saka, Fransız Le Monde gazetesi muhabiriyle de Karadeniz’i baştan sona gezdiğini anlatıyor

“Bu proje, bu kadar yaylayı katledip, bu kadar ağacı yeşili mahvedip, yaylaların birbirine bağlanması demek, burada betonlaşmanın artması anlamına gelir. Daha önce yaylaya yapılan beton binaların ruhsatsız olmayacağı ve yapılanların cezalandırılacağı kararı alındı. Bununla ilgili kanunumuz, resmi altyapımız yok. Vatandaş gidip yaylaya üç kat betonu dikiyor. Maksat bu anlamda yaylaları öldürmekse buna çok fazla taraf değilim.”

“Yola değil yapılaşmaya karşıyız”

Saka, bölge halkını asıl kaygılandıran durumun betonlaşma olduğunu vurguluyor:

“Ama yaylaların altyapısını düzenleyip, yol, içme suyu, konaklamayı yaylaya uygun şekilde doğayı bozmadan, bungalov tarzında veya kamping anlamında düzenledikten sonra ki bu Avrupa’da da en fazla tercih edilen konaklama şeklidir, bu şekilde düzenleme olduktan sonra yaylada yeşil yolun olmasına elbette tarafız. Yola değil yapılaşmaya karşıyız.”

Karadeniz’in batısından doğusuna doğru Yeşil Yol projesine eleştirel yaklaşanların oranının da arttığına dikkat çeken Saka, dağlık ve ormanlık alanların yeni yol ve yapılardan daha olumsuz etkileneceğini söylüyor. Bu, Havva ninenin isyan bayrağını Rize’de çekmesini ve protestoların Çamlıhemşin, Yukarı Kavrun ve Samistal yaylalarında başladığını da açıklıyor aynı zamanda:

“Samsun yüzde 70 ova. Trabzon yüzde 70 ormanlık, dağlık. Rize yüzde 90, Artvin yüzde 99. Dolayısıyla yeşil yola nasıl bakılıyor. Bununla doğru orantılı. Artvin ve Rize bu işi daha çok önemsiyor.”

Yeşil Yol’dan en fazla olumsuz etkilenebilecek yerlerin Sis Dağı, Kadırga, Karadağ ve Zigana olacağının altını çizen Saka’yı en çok kaygılandıran yaylaların Uzungöl’ün kaderini paylaşma ihtimalinin artması. Bu, bölgede halkının da ortak endişesi:

“Uzungöl bunun örneği. Uzungöl mahvoldu. Betonlaşmayla birlikte doğal havuz haline geldi. Eski doğallığını kaybetti. En fazla yapılaşmanın görüldüğü yer Uzungöl vadisi. Sis Dağı, Kadırga, Karadağ, Zigana en fazla etkilenenler. Birçok beton bina var orada.”

Peki Yeşil Yol dahilinde veya haricinde ne yapılabilir? Saka’ya göre çözüm bölgenin otantik dokusuna çok fazla dokunmadan adım atmak:

“Daha eskiden kullanılan toprak yollarının biraz daha ıslahıyla birlikte, bazı yerlerde parke taşlar döşeyerek asfalt bile değil, ilan edilen yayla merkezlerini daha kullanılabilir hale getirmek suretiyle bu yeşil yoldan daha cazip, doğayı tahrip etmeden daha güzel projeler oluşturulabilir.”

Doğu Karadeniz Projesi ve Yeşil Yol

1990’lı yıllardan itibaren Karadeniz’de turizmi arttırma adına projeler üretiliyor. Maddi imkansızlıklardan dolayı hayata geçemeyen planların gerçekleşmeye en yakın olanı Doğu Karadeniz Projesi (DOKAP)

Bu kapsamda aralarında Yeşil Yol’un da olduğu geliştirilmesi planlanan 52 proje ortaya konuldu. 2000’li yılların başından itibaren düşünülen proje son halini “DOKAP Eylem Planı 2014-2018” şeklinde aldı.


DOKAP Bölgesi Anayol Ağı

2018’e kadar bitirilmesi planlanan, bölgenin ticaret ve turizm merkezi haline getirilmesi ve ekonomik kalkınma vizyonunu benimseyen DOKAP, şu şekilde tanımlanıyor:

“Doğu Karadeniz Bölgesi’nin sahip olduğu kaynakları değerlendirerek, bu yörede yaşayan insanlarımızın gelir düzeyini ve yaşam kalitesini yükseltmeyi, bölgeler arası ve bölge içi farklılıkları gidermeyi, ulusal düzeyde ekonomik gelişme ve sosyal istikrar hedeflerine katkıda bulunmayı amaçlayan bir bölgesel kalkınma projesidir.”

Yol haricinde ne yapılacak?

DOKAP ile bölgede turizm, eğitim, sağlık, kültür, spor, tarım, ulaşım, kentsel gelişme, ormancılık gibi birçok alanda projeler geliştirerek turizmin arttırılması ve ekonomik refahın arttırılması amaçlanıyor. Bu planın içinde yer alan Yeşil Yol ile yaylalarda turizm potansiyeli bulunan 14 noktada Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgeleri ilan edilecek. Buralarda oteller, restoranlar, dinlenme alanları, kültür ve spor tesisleri inşa edilecek.

Endişeler, iddialar

Yeşil Yol ile ilgili endişe kaynaklarından biri yolun güzergahındaki turizm bölgelerinin özel sektör yatırımlarına açılacak olması. Halk bu yatırımlar kapsamında çevreye duyarlı olmayan binaların yaylalara dikilebileceğinden endişeli.

Bölge halkı Karadeniz Sahil yolu ve sonrasında deniz kenarındaki hızla gelişen ve kasabaların, köylerin dokusunu bozan betonlaşmayı örnek gösteriyor; ikinci defa aynı hataların tekrarlanmasını istemiyor.

Endişelerin ve iddiaların bazıları şöyle:

-Yaban hayatı ve biyolojik çeşitlilik, flora, fauna zarar görecek
-Lüks otel ve kaçak yapılar yaylalarda artacak
-Ağaçların kesilmesiyle ekolojik sistem zarar görecek
-Yolun planlanması ve güzergahı aşamalarında çevresel etki değerlendirmesi sağlıklı yapılmadı
-Asıl amaç bölgede açılacak yeni maden ocaklarına yol götürmek


Çevrecilerin dile getirdiği en büyük endişelerden biri yüzlerce çeşit çiçeğe ev sahipliği yapan Karadeniz yaylalarındaki floranın geri dönülmez şekilde hasar görecek olması. (Yılantaş Yaylası)

DOKAP ise bu noktada doğa ve yaylalardaki dokunun bozulmayacağı şeklinde net hedef ortaya koyuyor:

“Bölgenin sahip olduğu yaylaların doğal dokusu bozulmadan, yaylalarda yapılacak evlerin, turistik tesislerin ve hizmet amaçlı yapıların yöre şartlarına en uygun mimari proje tiplerinin belirlenmesi, uygulanması ve kaçak yapılaşmanın önlenebilmesi için gerekli tedbirlerin alınması sağlanacaktır.”


Boğalı Yaylası

Avrupa Birliği boyutu

Bu proje Avrupa Birliği müktesebatına uyum çerçevesinde Türkiye’nin bölgesel politikasını AB düzeyine çıkarması kapsamında değerlendiriliyor. Zira “Bölgesel Politika ve Yapısal Araçların Koordinasyonu” başlıklı 22. fasıl Kasım 2013’te müzakereye açıldı. Bu noktada AB’den gelecek fonların da bu projede etkin olarak kullanılması hedefleniyor.