Son Dakika

Okunan haber:

Seçmen faturayı kime kesecek


Türkiye

Seçmen faturayı kime kesecek

7 Haziran’da sandık başına giden Türk seçmen Ak Parti’nin 13 yıllık tek parti iktidarına son vermiş, yeni bir siyasi tablo ortaya koymuştu. Bu tablonun en önemli unsuru ağırlıklı olarak Kürt hareketi ve sosyalistlerin oluşturduğu bir koalisyon olan Halkların Demokratik Partisi HDP’nin yüzde 10’luk barajı aşması ve parlamentoya girmesiydi. Böylece Meclis’te 4 parti temsil hakkı kazandı ve Ak Parti’nin sandalye sayısı hükümeti kurması için gereken 276’nın altında kaldı. Ancak seçimin üzerinden 2,5 ay geçmesine rağmen Türkiye’de bu yeni siyasi tabloyu yansıtan bir hükümet kurulamadı. Bu siyasi krizin faturası giderek ağırlaşıyor.

Türk Lirası dolar karşısında rekor değer kaybederek dolar karşısında bir hafta içinde 2,79’dan 3,00’e geriledi. Kürtlerle Türkiye arasındaki barış süreci çıkmaza girdi ve sadece Çarşamba günü 12 Türk askeri şehit edildi. Türk savaş uçakları Kuzey Irak’taki PKK hedeflerini bombalıyor ve resmi kaynaklara göre şu ana kadar 400 PKK’lı etkisiz hale getirilmiş durumda. Sıradan insanlar gelişmeleri endişeyle izliyor. Ankara’da ise herkes seçmenin bu oluşan tablodan sorumlu tutacağı siyasi partilere ceza keseceğini biliyor. Bu nedenle önümüzdeki seçimde partiler kampanyalarını hükümet kurulamamasından dolayı birbirlerini suçlayarak geçecek.

Ak Parti bu suçlamalardan kurtulmak için yaklaşık 40 gün boyunca rakipleri CHP ve MHP ile koalisyon görüşmeleri yürüttü. Ama sonuçta hükümet kurulamadı. Karşılıklı suçlamalar da bundan sonra başladı. Ak Parti’ye göre diğer iki partinin cumhurbaşkanının anayasal sınırlara çekilmesi, yolsuzluk dosyalarının açılması taleplerini içeren kırmızı çizgileri görüşmeleri zora soktu. Başbakan Davutoğlu’nun bu noktada, hükümetin kurulamamasından dolayı suçlamaları muhalefete yükleyebilmek için güçlü argümanlar bulması gerekiyor. Hükümetin en önemli kozu ise koalisyon ihtimaliyle dengelerin bozulması ve 13 yıllık tek parti hükümetinin getirdiği siyasi ve ekonomik istikrar söylemi.

Cumhuriyet Halk Partisi ise Ak Parti’nin görüşmelerde kendilerine sadece 3 aylık bir seçim hükümeti önermesini öne çıkartacak gibi görünüyor. Genel Başkan Kılıçdaroğlu ve arkadaşları 4 yıllık bir hükümet için kolları sıvasa da hükümetten gelen öneri yetersiz kalmışa benziyor. Seçim kampanyasına hükümet kurmak için gösterdiği çabadan dolayı en rahat girecek parti CHP gibi görünüyor.

MHP’nin durumu diğer partilerden farklı. Daha seçim gecesi erken seçim çağrısında bulunan Devlet Bahçeli’nin “hükümet kurmak için elinden geldiğini yaptığını” söylemesi seçmen için inandırıcı olmayacak. Bu nedenle MHP’nin seçim kampanyasını artan terör üzerine kurması olası.

HDP’nin pozisyonu ise başından beri aynı kaldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı hedef alan ve “seni başkan yaptırmayacağız” diyen HDP’liler koalisyon konusunda da Ak Parti’ye yanaşmadı. Ancak onların durumu artan terör ve terör örgütü PKK ile var olduğu öne sürülen bağları yüzünden sıkıntıya girebilir. HDP’nin özellikle Batı’daki seçmeni yanında tutması, silahsız çözümden yana olduğuna ikna etmesine bağlı.

Bütün bunların arkasında bir başka önemli aktör Cumhurbaşkanı Erdoğan. Başkanlık sistemine geçerek yürütme gücünü eline almak isteyen cumhurbaşkanının bu idealine ulaşması için parlamentonun üçte iki çoğunluğunu alması gerekiyor. Bunun için HDP’nin barajın altında kalması ve

Ak Parti’nin ciddi bir çıkış yapması gerekiyor. Pek çokları Erdoğan’ın bu yüzden koalisyon hükümeti kurulmasını engellediğini ileri sürüyor.

Türk halkı ise tüm bu olumsuz gelişmelerden endişeli. Şiddet tırmanıyor ve ekonomi sarsılıyor. Seçmen için bu yüzden ana konu “bu siyasi ve ekonomik krizin sormlusu kim?” olacak. Bu nedenle de hiçbir muhalefet partisi erken seçime götürecek parlamento kararını desteklemek istemiyor. Ak Parti’yi sıkıştırıyor. Seçim kararını verenin cumhurbaşkanı olması için bastırıyor. Bu da seçim kampanyalarına Ak Parti’nin sıkıntılı bir noktadan başlayacağı anlamına geliyor.