Son Dakika

Okunan haber:

Atilla Sandıklı: "PKK barış sürecini şehirlerde teşkilatlanmak için kullandı"


Insight

Atilla Sandıklı: "PKK barış sürecini şehirlerde teşkilatlanmak için kullandı"

Türkiye’de Kürt sorununa çözüm bulmak için ortaya konulan ‘barış süreci’, son zamanların en önemli siyasi projelerinden biriydi. Ateşkesle birlikte şiddet olayları durma noktasına gelmişti. Ancak bir anda her şey değişti ve eskinin çatışma ortamına dönüldü. Türkiye’deki son gelişmeleri değerlendirmek üzere Bilge Adamlar Stratejik Araştırma Merkezi (BİLGESAM) Başkanı Atilla Sandıklı’yla birlikteyiz.

Bahtiyar Küçük, Euronews:

7 Haziran’daki genel seçimlerin ardından başlayan ve tırmanan şiddet, barış sürecinin askıya alındığını gösteriyor. Bu kadar kısa sürede ne değişti de bugüne gelindi?”

Prof. Dr. Atilla Sandıklı, BİLGESAM Başkanı:

“Çözüm süreci kapsamında yapılan faaliyetlerde belirli dengesizlikler vardı. Devlet bu çözüm süreci kapsamında demokratik açılım, sosyo-kültürel, sosyo-ekonomik açılımları gerçekleştirmişti. Ancak daha çözüm sürecinin başlangıcında PKK terör örgütü dağdaki silahlı gücünü yurt dışına çekmesi gerekirken bunu yapmadı ve Türkiye’de silahlarıyla birlikte kaldı.

İlk risk çözüm sürecinin başlangıcında ortaya çıkmıştı. Müteakiben terör örgütü bir yandan çözüm sürecini devam ettiriyorum derken diğer yandan özellikle kıra dayalı şehir savaşı stratejisine doğrultusunda yeni baştan teşkilatlandı. Dağdaki silahlı gücüyle şehirdeki yapılanmasını entegre etti. Şehirde mahalle mahalle köy köy ilçe ilçe teşkilatlandı. Öz savunma adı altında silahlı unsurlar teşkil etti. Yurt dışından Türkiye’ye silah ve patlayıcılar getirtti. Bütün bu çözüm sürecindeki barış ortamını tamamen barış sürecinin sonunda bu akamete uğratıldığında dağdaki silahlı gücüne dayalı bu oluşturduğu şehir yapılanmasıyla kitlesel halk hareketiyle sonuca gitmeyi planlamıştı.

Bu çözüm süreci doğrultusunda siyasi görüşmelerle elde ettiği hakların daha fazlasını bu siyasi yapılanmayla elde edemeyeceğini anladı. İkincisi bu bölgedeki silahlı yapılanması teşkilatlanması noktasında ona moral üstünlüğü verdi. Üçüncüsü Suriye ve Irak’taki gelişmeler, burada PKK uzantılı PYD unsurlarının meşrulaşması ve uluslararası sistemde yakınlaşma bir noktada PKK terör örgütünün artık bu ortamı KCK hedeflerinde belirtildiği şekilde özerk bir devlet anlayışını silah zoruyla elde etmesi için çok uygun bir fırsat oluşturduğunu değerlendirdi. Bu nedenle 7 Haziran seçimlerinin hemen ardından bu silahlı çatışmalarını yoğunlaştırdı.”

Euronews:

“İlk defa Kürtlerin büyük kesiminin desteğini alan bir parti, yüzde 10 barajını geçerek meclise girdi; MHP kadar sandalye kazandı. Türklerden de önemli oranda oy aldı. Peki neden PKK, böyle bir ortamda tekrar saldırılara başladı.”

Atilla Sandıklı:

PKK terör örgütü artık bu siyasi alanda tartışmalarla o KCK hedefinde belirttiği hususları elde edemeyeceğini anladı. Türkiye, Avrupa yerel yönetim şartına uygun olarak yerel yönetimlerin güçlendirilmesi kapsamında bir çözümü öngörüyordu. Ama PKK’nın KCK hedeflerine baktığımızda, kendi güvenlik güçleri olan, kendi özerk bir devlet yapısı olan hatta diğer bölgedeki Kürt yapılanmalarıyla konfederal bir şekilde birbirinle etkileşime giren bir yapıyı öngörüyordu. Bunu da siyasi görüşmelerle elde edemeyeceğini biliyordu. Türk halkının bunu kabul etmeyeceğini biliyordu. Bunu daha önce de denemişti. Bunu silah zoruyla, çatışmalarla bu özerk bölgeyi çatışarak elde etmek için şu anda bu çatışmaları derinleştirdi.”

Euronews:

“Türkiye, PKK ile aynı anda DAEŞ’e karşı mücadele veriyor. Bölge, son dönemde istikrarsızlaştı. Türk ordusu ve PKK arasında tırmanan bu tansiyonu, bölgede yaşanan kriz çerçevesinde nasıl değerlendirmeliyiz?”

Atilla Sandıklı:

“Bölgede DAEŞ ile sadece Türkiye çatışmıyor. PYD unsurları da DAEŞ ile gerilim yaşıyor. Bir noktada Suriye’de ve Irak’taki DAEŞ‘ın gelişmesi özellikle PKK’ya uluslararası alanda meşruiyet kazandırdığını zannetti. Bunun yanında PYD unsurlarının Suriye’nin kuzeyinde özerk devlet yapılanması için gerekli koşulları da sağladığını gördü. Geriye KCK hedeflerinde Türkiye kalmıştı. Bu nedenle Türkiye’deki çatışmaları derinleştirdi. Ama şu anda sadece PKK dağda silahlı unsurlarıyla Türk silahlı kuvvetlerine karşı bir eylem yapmıyor bir çatışma içinde değil, aynı zamanda şehirde sivil halkın içinde sivil halkın da zarar görmesini sağlayacak şekilde eylemlerini yapıyor. Buradan da amaç sivil halka zarar verilmesini sağlamak ve sivil halkı da bu başkaldırıya yönlendirmek için provokatif eylemler yapmaktı amaç.

Ancak süreç içinde özellikle çözüm süreci kapsamında yapılan demokratik gelişmeler demokratik açılım aynı zamanda sosyo kültürel ve sosyo ekonomik tedbirlerin arttırılmış olması bölge halkı tarafından PKK’nın şehirde kitlesel başkaldırı hareketine uymadığını görüyoruz. PKK’yı desteklemediğini görüyoruz. Bu nedenle PKK özellikle sivil halkın zarar göreceği provokatif eylemlere ve çatışmalara zemin hazırlamak için büyük çaba sarf ediyor. Ama gerek polisler gerekse jandarma ve Türk silahlı kuvvetleri özellikle sivil halkın zarar görmemesi için çok büyük önlemler alıyor. Bu nedenler PKK’nın stratejisi gerçekleşemiyor ve her geçen gün zaiyat veriyor.”

Euronews:

“İngiltere’de İRA ve İspanya’da ETA’nın silahları bıraktığını biliyoruz. Türkiye’de bu sorun siyasi yoldan çözülemez mi?”

Atilla Sandıklı:

“Herkes umut bağlamıştı. 2013’ten itibaren çözüm süreci kapsamında Türkiye de bu soruna siyasal bir çözüm bulunacağını değerlendirdi. Bu kapsamda demokratik açılımlar, sosyo kültürel ve sosyo ekonomik açılımlar yapılmasına rağmen PKK terör örgütü bu süreci istismar etti. Tamamen yeni bir çatışmanın belirlenen yeni strateji doğrultusunda dağdaki silahlı güce dayalı şehirleri organize etmenin, buraları silahlandırmanın, patlayıcılarla döşetmenin, sivil halk üzerinde yarattığı baskı ve şiddet ortamı ve provokasyonlarla kitlesel halk hareketine gitme hedefini gösterdi. Bunun sadece siyasi tedbirlerle sosyo kültürel veya sosyo ekonomik tedbirlerle çözülemeyeceğini bir kere daha gördük.

Aslında BİLGESAM’ın yapmış olduğu çalışmada beş boyutlu bir strateji öngörülmüştü. Evet demokratik açılım olacaktı, sosyo kültürel ve sosyo ekonomik açılımlar da olacaktı. Bunun uluslararası ilişkiler boyutunun da etkin olarak yürütülmesi gerekiyordu. Ama güvenliğin sağlanması gerekiyordu. Ama barış süreci kapsamında yürütülen ortamda PKK büyün bu hazırlıklarını yaparken silahlı unsurlarını şehirlere indirirken, şehirlerde silahlı yapılanmalar oluştururken, yol keserken, adam kaçırırken bir operasyon yapılmadı sebebi de çözüm sürecinin akamete uğratılmaması içindi.

Ancak PKK bugün de net olarak anlaşıldığı gibi bu durumu istismar etti ve yeni çatışmanın hazırlıklarını bu dönemde yaptı. Bir kere daha görüldü ki sadece siyasi tedbirlerle, sosyo kültürel ve sosyo ekonomik tedbirlerle sorun çözülmez, aynı anda bu beş boyutlu stratejinin uluslararası ilişkiler boyutu ve güvenlik boyutunun da yürütülmesiyle bu sorunun çözülmesi gerektiği bir kez daha anlaşıldı.”

Euronews:
“Yaşanan gerilim ve şiddet olayları nereye gider, Kasım ayında yapılacak erken seçimi nasıl etkiler?”

“Bu süreç içerisinde Türk silahlı kuvvetleri, jandarma ve polis teşkilatıyla PKK’ya karşı operasyon yapmadı. Dolayısıyla bölgede bütün hazırlıklarını yapan PKK terör örgütü bölgede bir noktada üstünlük sağlamış oldu, eylem üstünlüğü sağlamış oldu. Bugün yaşadığımız olay bu eylem üstünlüğü çerçevesinde yapmış olduğu operasyonlar ve bu operasyonlar sonucunda meydana gelen şehit ve yarlıların sivil halkın ölümleriyle ortaya çıkan durumları yaşıyoruz.

Ancak şu an arttırılan güvenlik tedbirleri, bölgeye ilave güvenlik gücünün bölgeye intikal ettirilmesiyle önümüzdeki dönemde yapılan operasyonlar sonucu her geçen gün PKK’nın zaiyat vereceğini, lojistik imkanlarının sınırlanacağını, şehirlerdeki yapılanmasının yavaş yavaş çökeceğini ve bir müddet sonra da eylem inisiyatifini kaybedeceğini görebiliriz. Ben bunu 1996-97 yıllarında bölgede yaşadım. O eylem inisiyatifini kaybettikten sonra bölgedeki şartlar süratle değişecek ve artık PKK’ya sadece güvenlik güçleri dur demeyecek, bölge halkı da dur deyip PKK’yı bölgede silahlı eylem yapmasına karşı gerekli direnişi göstereceklerdir diye düşünüyorum. Çünkü 96-97’de bunlar yaşanmıştı. 1998’den itibaren de PKK marjinal duruma geldi ve sonunda da Abdullah Öcalan’ın Türkiye’ye teslimiyle durum sonuçlandı. 1999-2004 arasında PKK’nın doğru dürüst bir eylem yapmadığını da görüyoruz.”

Cizre’de gergin saatler

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş‘ın da aralarında bulunduğu heyetinin sokağa çıkma yasağının devam ettiği Cizre’ye girişine bugün de izin verilmedi.

Diyarbakır’dan yol çıkan grubun güvenlik güçleri tarafından önü kesilince heyet İdil’e geçti ve burada kriz merkezi kurdu.

CHP de hükumete sokağa çıkma yasağının kaldırılması ve bakanların Cizre’ye girişine girişine izin verilmesi çağrısında bulundu.

Cizre’deki yasağı en kısa sürede kaldırmak istediklerini belirten İçişleri Bakanı Selami Altınok şu ana kadarki operasyonlarda 32 PKK terör örgütü üyesinin etkisiz hale getirildiğini açıkladı.

PKK’nın saldırılarına karşı yurt genelinde teröre tepki yürüyüşleri düzenlendi. Hatay’da toplanan bir grup gösterici hükumetten terörle mücadeleye kararlılıkla devam etmesi talebinde bulundu.

HDP Eş Genel Başkanı Demirtaş genel seçimlerin ardından başlayan çatışmaların devam etmesi halinde Kasım ayındaki seçimlerin sağlıklı bir şekilde yapılamayacağı mesajını vermişti.