Son Dakika

HDP Eş Başkanı Demirtaş:"PKK'nın siyasi uzantısı, siyasi kolu değiliz"

Türkiye’de 1 Kasım’da yapılacak genel seçimler öncesinde Halkların Demokratik Partisi Eş Başkanı Selahattin Demirtaş euronews’a konuk oldu, Zeki

Okunan haber:

HDP Eş Başkanı Demirtaş:"PKK'nın siyasi uzantısı, siyasi kolu değiliz"

Metin boyutu Aa Aa

Türkiye’de 1 Kasım’da yapılacak genel seçimler öncesinde Halkların Demokratik Partisi Eş Başkanı Selahattin Demirtaş euronews’a konuk oldu, Zeki Saatçi’nin sorularını yanıtladı.

- euronews:
“Uluslararası toplumda cevabı çok merak edilen bir soruyla başlamak istiyorum. 7 Haziran seçimlerine gelinceye kadar Türkiye’de Kürt meselesiyle ilgili bir ‘Çözüm Süreci’ yürütülüyordu. İki buçuk seneyi aşkın bir zaman da çatışmasızlık ortamı korundu. Fakat seçimlerin hemen ardından ‘Çözüm Süreci’ rafa kalktı ve yeniden şiddet ortamına dönüldü. Neden efendim?”

- Demirtaş:
“Maalesef, 7 Haziran sonrasında hükümet artık çözüm sürecini tümden rafa kaldırdığını ilan etti ve çözüm masasının artık olmayacağını, görüşmelerin bittiğini ilan etti, askeri operasyon seçeneğine yeniden yöneldi. Türkiye açısından gerçekten bir talihsizlik, çünkü çözüm sürecinde2 buçuk yıl gerçekten çok büyük çabalar sarfedildi ve müzakere noktasına, müzakere aşamasına gelindi. 28 Şubat tarihinde İstanbul’da ortak bir mutabakat metni açıklandı kamuoyuna. Biz ve hükümet bunu birlikte yaptık. Ve o metin çok iyi bir metindi aslında. Hem 10 maddelik bir demokratikleşme perspektifi ve ilkesi sunuyordu. Hem de PKK’nın silahlarını bırakacağına dair bir çağrı ve taahhütü içeriyordu. Bu, hem hükümetin Sayın Başbakan’ın, Sayın Cumhurbaşkanı’nın hem Sayın Öcalan’ın birlikte destekledikleri; bizim de parti olarak katkı sunduğumuz bir deklarasyondu. PKK yetkilileri de bu deklarasyona uyacaklarını kabul ettiler. Ama sonuçta şöyle bir noktaya gelindi; son 2 buçuk yıldır hükümete sürekli oy kazandıran, destek kazandıran çözüm süreci bir anda hükümetin arzu ettiği düzeyde oy patlamasına yol açmadı. Daha çok partimizi siyasi olarak güçlendiren bir deklarasyona dönüştüğünü gördü hükümet ve bunu kendi siyasi geleceği açısından bir tehdit olarak algılamaya başladı.”

- euronews:
“Peki diğer tarafta siz geçen seçimlerde yüzde 10 barajını aştınız. 80 milletvekiliyle Kürt meselesini güçlü bir şekilde meclise taşıma fırsatı buldunuz. Böyle bir başarı yakalamışken PKK neden silaha başvurdu, bunun sebebi nedir? Sizi siyaseten zor durumda bırakmıyor mu bu?”

- Demirtaş:
“Tabii ki bu sorunun cevabını vermesi gereken PKK’nin yönetimi veya yetkilileridir. Biz nihayetinde her iki tarafa da her zaman silahların susması ve bir an önce ateşkes koşullarına dönülmesi çağrısı yaptık. Fakat ateşkesin seçim döneminden başlayarak hükümet tarafından ihlal edildiğini ve bozulmak istendiğini gördük.”

- euronews:
“Peki 1 Kasım sonrasında HDP Kürt meselesiyle ilgili nasıl bir yol haritası izleyecek? Yeni bir süreç başlatılacaksa bunun konuşlları, muhatapları ve yöntemi ne olacaktır?”

- Demirtaş:
“Bir defa parlamento geçen dönemde çok işlevsiz kaldı. Parlamentoyu daha aktif hale getirmek ve sürecin bir ana unsuru, merkezi haline getirmek lazım. Eğer 1 Kasım’dan sonra hükümette olursak, tabii ki biz Türkiye’nin genel özgürlük ve demokrasi meselesi çerçevesinde Kürtlerin bir halk olarak kabul edilmesi ve bir halkın ne hakkı varsa; dil, kültür, eğitim, yönetime katılma hakkı varsa onların tanınması konusunda elimizden gelen gayreti gösteririz. Bununla eş zamanlı olarak da PKK’nın Türkiye’de silahlı faaliyetlerine son verebileceği bir görüşme trafiği, bir yasal düzenleme yapılması için uğraşırız. Hükümette olmazsak 1 Kasım’dan sonra, hükümetin bu konularda adım atması için biz demokratik muhalefet ve demokratik gayretlerimizi sürdüreceğiz. “

- euronews:
HDP aynı zamanda tüm Türkiye’nin partisi olma iddiasında. Fakat çoğu kez PKK’nın siyasi uzantısı olarak ifade ediliyor. Yakın zamanda Milliyetçi Hareket Partisi, seçim bildirgesini açıklarken aynı ifadeyi kullandı: “PKK’nın uzantıları olarak”. Peki uluslararası toplumun da bir terör örgütü olarak kabul ettiği PKK ile nasıl bir ilişkiniz var?

- Demirtaş:
PKK’nın siyasi uzantısı, siyasi kolu değiliz. Türkiye’de bu konuda kafa karışıklığı var. Partilerden biri çıkmış bizim PKK’nın uzantısı olduğumuzu söylüyor. Bir diğeri çıkmış PKK, HDP’yi baraj altında bırakmaya çalışıyor silahlı eylemleriyle diyor. Dolayısıyla Türkiye’de partiler arasında bu konuda kafa karışıklığı var.”

- euronews:
“1 Kasım seçimlerinde, 7 Haziran’dan farklı bir sonuç bekliyor musunuz? Barajı aşamama gibi bir kaygınız var mı?”

- Demirtaş:
“Partimiz açısından daha iyi bir sonuç bekliyorum. Bizim barajımız şu an yüzde 13’tür. Biz yüzde 13’ü kesinlikle geçeceğiz. Herkes şunun farkında Türkiye’de bakın; Saray’daki Cumhurbaşkanı kendi başkanlığı, kendi iktidarı ve hırsı uğruna bir savaş çıkardı. Türkiye toplumu bunu yüreğinde hissediyor. Bakın şehid cenazelerine, şehid ailelerinin feryadına figanına bakın herkes farkında. Dolayısıyla bu savaşı çıkaran HDP değil, savaşın talimatını, emrini veren HDP değil. Silahın kontrolü HDP’de değil. Bir taraf PKK, bir taraf Saray ve Başbakandır. Dolayısıyla burada barış için en çok uğraşan HDP’nin politik çizgisidir ve Türkiye toplumu bunu çok iyi görüyor.”

- euronews:
“Son sorularıma geliyorum. Kürt siyasi hareketi ülke yönetimine ortak olursa diyelim. Dış politikaya baktığımızda, örneğin Suriye’de… Amerika ve Batı bloğu mu yoksa Rusya-Çin-İran eksinindeki politikaları mı benimser? Suriye örneğini verdik; Esadlı mı Esadsız mı geçiş sürecini desteklersiniz?”

- Demirtaş:
“Bakın Türkiye iki blok arasında bir tercihte bulunmak zorunda değildir, kendi özgün politikasını oluşturabilir ve oluşturmalıdır. Türkiye, Suriye’nin en büyük sınır komşusudur. Tarihsel, kültürel, ekonomik ilişkileri çok güçlüdür Suriye toplumuyla. Dolayısıyla illa bloklar arasında bir tercih yapmak zorunda değil. Asıl Türkiye’nin Suriye’deki halklar, inançlar ve kimliklerin tamamıyla ilişki kurması lazım. Şu ana kadar ne yapıldı? Mezhepçilik yapıldı. Sünnicilik üzerinden radikal gruplarla sadece ilişki kuruldu. Onlar desteklendi Türkiye tarafından. Bu da hem Suriye’nin daha çok içinden çıkılmaz sorunlara yuvarlanmasına neden oldu hem de Türkiye’nin itibar kaybına neden oldu. Oysa biz şunu yapabilmeliydik; yani Suriye’deki Şiilerle Türkiye iyi ilişkiler kurmalıydı, Kürtlerle, oradaki Hristiyan, Ermeni gruplar var onlarla, Türkmenlerle iyi ilişkiler kurmalıydı. Meseleyi getirip Esad’a bağlayarak; Esad kalmalı mı gitmeli mi tartışması üzerinden bir dış politika vizyonu körlüktür. Maalesef Türkiye bu körlüğe düştü. Biz Suriye’de öncelikle IŞİD, el-Kaide ve benzeri gruplara desteğin kesilmesi için güçlü tedbirler alırız. Sınır güvenliğini artırırız. Suriye’ye eleman geçişini kesinlikle engelleriz.”

- euronews:
“Peki, tam da bu noktada şunu sorayım. Terör örgütü IŞİD orada, Suriye’nin kuzeyinde hemen bizim sınırımızın ötesinde önemli bir sorun. Bu konuyla mücadele kapsamında meclise bir tezkere gelmiş olsa, oraya askeri müdahaleye geçit veren. Bu konuda tavrınız nasıl olur?”

- Demirtaş:
“Hayır bir kara operasyonu ya da karadan müdahaleyi doğru görmeyiz. Bu, işleri içinden çıkılmaz hale getirir. Türkiye tabii ki uluslararası koalisyonun IŞİD’le mücadelesine daha aktif destek vermelidir ama Türkiye’nin yapması gereken şey oraya karadan asker göndermek değildir. Lojistiğini kesmek, istihbaratını kesmek, ekonomik kaynaklarını kesmek, eleman temin etme kaynaklarını kesmek. Türkiye açısından bunları yapmak çok kolaydır ve çok etkili olacaktır. Çünkü bunlar maalesef daha çok Türkiye üzerinden sağlanıyor. Silah sevkiyatının yakın zamana kadar Türkiye üzerinden sağlandığını belgeleriyle gördük. Oraya giden tırların, silah yardımlarının çoğunun Türkmenlere gidiyor adı altında, radikal gruplara ulaştığını gördük. Hatta Avrupa’dan giden yardımların çoğu, maalesef ki radikal grupların, özellikle IŞİD, el-Nusra benzeri örgütlerin eline geçti.”

- euronews:
“Avrupa’dan giden yardımlar derken neyi kastediyorsunuz?”

- Demirtaş:
“Avrupa’dan giden insani yardımlar da oldu biliyorsunuz. Suriye’ye insani yardım vs. tırları gönderildi. Onlar bile IŞİD’in eline geçti orada, radikal grupların eline geçti. Kastettiğim bu. Dolayısıyla biz Türkiye’nin politikasının Suriye’deki herkesle görüşmek, herkesle ortak bir çözüm masasında oturmayı kabul etmek olarak değişmesi gerektiği kanaatindeyiz. Ve bir de doğu, batı bloku arasında bir tercihte bulunmak yerine, dediğim gibi özgün bir Türkiye politikası oluşturmak, Türkiye açısından çok daha yararlı olur.”