Son Dakika

Son Dakika

Geleceğe 'ışık' tutan teknolojiler

Okunan haber:

Geleceğe 'ışık' tutan teknolojiler

Metin boyutu Aa Aa

Nerede olursak olalım güneş ve gökyüzüne bağımlıyız. Bu bizim doğamızda var. Penceresiz odalarda daralırız. Fakat Milan’daki bu radyocerrahi

Nerede olursak olalım güneş ve gökyüzüne bağımlıyız. Bu bizim doğamızda var. Penceresiz odalarda daralırız.

Fakat Milan’daki bu radyocerrahi bölümünde pencere yok. Dışarıda yağmur var. Ancak içeride gerçeğini aratmayacak özellikle güneş ışığı var. Peki bu nasıl oluyor?

Piero Picozzi, Humanitas Araştırma Hastanesi:
“Burası radyasyondan dolayı korunan ve kapalı tutulan bir yer. Hastalarımızın klostrofobik hissetmelerine yol açabilir. Bu pencere onların gerçeğe çok benzeyen güneş ışığını hissetmelerini sağlıyor. Gerçek bir pencere gibi. Bu, odaya girdiğinizde sizi daha iyi hissettiriyor ve rahatlatıyor.”

Pencerenin arkasında bir optik sistem gizli. Bu cihaz oldukça büyük ve ortalama bir otomobil kadar maliyeti var. Birçok sanayi ödülünün sahibi bu Avrupa araştırma projesinin bu ürünü 300 watt enerji tüketiyor.

Paolo Di Trapani, Insubria Üniversitesi, DEEPLITE Proje Koordinatörü:
“Nasıl sanal bir pencere yapabiliriz? LED projektör temelli bu cihaz güneşin bazı özelliklerini taşıyor. Gerçekçi gölgeleri olan dar bir ışın üretiyor. Cihazın içindeki optik sistem gökyüzündeki imajları algılamayı sağlıyor. Biz projemizle dayanıklı kompakt bir cihaz üretmek istiyoruz. Bunu sadece evde ya da hastanede değil, asansörde, otomobilde, gemi kabininde, trende, uçakta, yani her yerde kullanmak amacımız.”

Üretilen ışığın doğal olması için ne yapılıyor peki? Gerçek renge nasıl ulaşılıyor. Prof. Dr. Trapani, gökyüzünü mavi yapan sürecin benzerini kendi yöntemleriyle tekrar üretmeye çalışıyor: “Atmosfer hareket eden moleküller içeriyor. Oldukça küçük ölçekteki, milimetrenin milyonda biri kadar olan bu parçalar bir dalgalanma oluşturuyor. Bu dalgalanmaları nanopartiküller kullanarak tekrar düzenliyoruz. Şimdi bunu suyun içine dökelim.”

Spektrumun mavi bölümü dağılıyor ve suyu gökyüzü mavisine dönüştürüyor. Kırmızımsı sarı renk oluyor. İşte bu yüzden biz de atmosfere baktığımızda beyaz olan güneşin rengini sarı görüyoruz.

Aynı prensip camdan yapılan cihaz için de geçerli. Nanopartiküller su yerine şeffaf plastiklere yerleştiriliyor.

Mucitler bunu iç mekan aydınlatılması alanında yeni bir felsefe olarak kabul ediyor. Bu pencereler dışarıdaki dünyanın ışınlarını karanlık odalara taşıyor.

OLED’in kullanım alanları genişliyor

Denis Loctier, euronews
“İnorganik LED’lerin birçok avantajı var. Onlar parlak ve etkili. Fakat organik ışık yayan diyotlar (OLED) oldukça iyi bir kalitede ve tamamen yeni olanaklar sunuyor.”

Hollanda’nın Eindhoven kentinde bilim adamları ve tasarımcılar elektronik parçaların nasıl daha esnek şekilde kullanılabileceği üzerinde çalışıyor. OLED de onlardan biri.

Erik Tempelman, Tasarım Mühendisi, Delft Teknoloji Üniversitesi:
“Probleme iki taraftan yaklaşabilirsiniz. Bilim adamları aşağıdan yukarı doğru çalışır, fizikten mekaniğe geçiş diyebiliriz. Tasarımcılar ise daha çok dışarıdan içe doğru çalışma eğilimindedir. İnsanların bundan nasıl hoşlanacakları üzerinde düşünür.”

Çocuk sağlığı akıllı esnek elektronik cihazların kullanıldığı alanlardan biri. Hastane yemekleri bu ürünle daha çekici hale gelebiliyor.

Hanne-Louise Johannesen, Tasarımcı:
“Doktorlara soruyoruz, hastaneye yatırılan bir çocuğun karşılaştığı en büyük sorun nedir diye. Örneğin, kanser bölümüyle konuşuyoruz. Onlar, çocukların yemek yemede sıkıntı yaşadığını söylüyor. Bu gerçekten önemli. İyileşmek için iyi beslenmelisiniz. Biz de bu konu üzerinde çalıştık. Bu alanda çocukların dikkatini çekebilecek bir çeşit büyü yapmaya çalıştık.”

Bu bileklik de tedavi olurken zorluk çıkaran çocukların ilgisini dağıtmaya yardımcı oluyor.

László Herczeg, Tasarımcı:
“Çocuk ışığı gördüğü zaman onunla çok kolay bir etkileşim içine girebiliyor. Ona dokunduğunuzda bir titreşim hissediyorsunuz ve ışık da yanıyor. Bu çok güçlü bir davranış. Bunu anlamak da çok kolay.”

Bu prototip eldiven elin tedavisinde yetişkinlere yardımcı olabiliyor. Işıkları sayesinde egzersizi nasıl yapacağınızı daha iyi anlıyorsunuz.

Dario Presti, Elektrik Mühendisi:
“Bu ışık size yaptığınız egzersizin doğru olup olmadığını gösteriyor. Parmaklarınızı büktüğünüzde ışık da yanıyor.”

Organik ışık yayan diyotlar daha geniş yüzeylerde kullanılabiliyor.

OLED’in bu şekilde kullanımı oldukça masraflı. Avrupalı araştırmacılar OLED’i yazdırıcı olarak kullanılabileceği yeni teknoloji üzerinde çalışıyor. Bu şekilde ışık kaynağı duvar kağıdı kadar esnek ve büyük olacak şekilde kullanılabiliyor.

Pim Groen, Malzeme Bilimci, Delft Üniversitesi:
“Bu gerçekten esnek. Gelecek yıllarda bunu eğebileceğimizi göreceksiniz. Bizim düşüncemiz bunu katlanabilir yapmak. Bir havlu gibi düşünebiliriz. Onu katlayabilir, cebinize koyabilir ve tekrar eski haline getirebilirsiniz. Burada kullandığınız kaynak ışık. Bunu karmaşık bir süreçte yapmak yerine bir çeşit baskı türü olarak düşünüyoruz. Yani OLED’i gazete basımındaki gibi kullanmaya çalışıyoruz.”

Bu prototip hat şeffaf polimer üzerine baskı yapmak için gümüş renkli boya kullanır. Bu sürecin hızlandırılması için bu cihaz ıslak boyayı yanıp sönen ışıklarla kurutur.

Robert Abbel, Malzeme Bilimcisi, Holst Merkezi:
“Buraya dokunduğumda leke oluyor. Buradaki makineyi kullanıyoruz. Bu, ışık titreşimleriyle çok kısa sürede yüksek derecede gümüşü ısıtıyor. Şimdi dokunduğumda onun kuru olduğunu görüyorum.”

Işık üretmek için çeşitli kimyasalların çok daha fazla katmanlarına ihtiyaç var. O yüzden de bu araştırma devam ediyor.

Ürünleri sağlıklı paketlemenin en temiz yolu

Denis Loctier, euronews:
“Yeni ışık teknolojileri tüketicilere daha fazla konfor sağlıyor ve yeni olanaklar sunuyor. Perspektif oldukça geniş. Geleneksel alanlarda bile böyle. Örneğin tarımsal ürünlerimizi nasıl koruruz? Bu konuda geliştirilen yeni cihaz soruna ışık tutuyor.”

İtalya’nın Veneto bölgesinin önemli ürünlerinden biri peynir. Bu yerel şirket de 19. yüzyıldan beri mozzarella ve diğer süt ürünlerini üretiyor. Buradaki peynirler özel karışım gazlarla paketleniyor. Böylece ürünün bozulma riski de azalıyor.

Lorenzo Brugnera, Latteria di Soligo:
“Uymamız gereken belli parametreler var. Onlardan biri de oksijen seviyesini yüzde 5’in altında tutmalıyız. Bugün bunu elimizle kontrol ediyoruz. Yani labaratuarda bazı paketleri kontrol ediyoruz.”

Ürüne iğne batırılarak içindeki oksijen seviyesi ölçülüyor ancak onun tekrar paketlenmesi gerekecek. Peki bunun başka bir yolu var mı?

Paolo Tondello, Elektrik Mühendisi:
“Taşıyıcı bant üzerinde gelen poşet ölçüm cihazı içine giriyor. Lazer sayesinde paketin içindeki oksijen miktarı ölçülebiliyor. Işık paketin içinden geçiyor, onun içindeki oksijen moleküllerine karışıyor ve bize oksijen seviyesini veriyor. Bu, tahribatsız, temassız ve tamamen optik bir yöntem.”

Bu çalışma herhangi bir metalik olmayan kap içermiyor. Düşük düzeyli lazer pakete zarar vermiyor. Ürüne de kesinlikle el sürülmemiş oluyor. Böylece bu yöntem bütün ürünlere uygulanabiliyor.

Luca Poletto, SAFETYPACK Proje Koordinatörü:
“Bir gazı diğerinden ayırmak için lazer ışığı kullanıyoruz. Işığın gaz içerisinde ne oranda absorbe olduğunu ölçüyoruz. Kabın çerisindeki özel tip gazın baskı ve yoğunluğunu bu şekilde bulabiliyoruz.”

Bu lazerler iki fabrikada denendi. Araştırmacılar büyük imalatçıların bu ürüne ilgi duyduklarını söylüyor.

Paolo Tondello, Elektrik Mühendisi:
“Sektörün bu teknolojiden memnun kalacağından eminim. Ürün üzerinde yüzde 100 kontrol sağlayan bu yöntemle gıda güvenliği çok daha sağlıklı.”

Işık üzerine yapılan çalışmalarla insanlığa daha sağlıklı ve güvenli bir ortam sunmanın yolu aranıyor.