Son Dakika

Okunan haber:

Terör tehdidiyle yüzleşen Belçika'nın çelişkileri


Belçika

Terör tehdidiyle yüzleşen Belçika'nın çelişkileri

Belçika’da ‘Brabant katilleri’ korkusu

Belçika’da terör tehdidi seviyesinin en üst seviyeye çıkarılması kimilerine 1980’li yıllarda yaşanan kanlı olayları hatırlattı. 1982, 1983 ve 1985 yıllarında Belçika ve Fransa’da süpermarketlerde kanlı soygunlar düzenlendi. Aralarında çocukların da bulunduğu müşterilere sebepsiz yere ateş açıldı. 28 kişi hayatını kaybetti. Büyük para ödülü vadedilmesine rağmen Belçika hükümeti olayın faillerini hiçbir zaman bulamadı. Faillerin yakalanmamak için istihbarat bilgilerinden faydalandıkları dahi öne sürüldü. Belçikalılar, ‘Brabant katilleri’ olarak hafızlara kazınan bu olayları hiç unutamadı.

13 Kasım 2015 tarihinde Paris kana bulandığında, Belçika ‘Brabant katilleri’ döneminde alınan yoğun önlemleri hatırladı. Paris saldırganlarının Belçika ile bağlantısı ortaya çıktı. Şimdi gözler çoğunlukla Faslıların yaşadığı ve kötü bir imaja sahip olan Brüksel’in Molenbeek belediyesine çevrildi. Evlere operasyon düzenlendi. Asker, polis sokağa indi.

Molenbeek sanılanın aksine bir banliyö değil. Kentin merkezinde bulunuyor ve Brüksel’in en turistik bölgesine yürüme mesafesinde. Brüksel’in arka yüzü. Yıllardır unutulmuş bir bölge. ‘Beyazların’ belli saatlerde bölgeye girmeye çekindiği bir semt.

Belçikalı yetkililer entegrasyon için üzerine düşeni yaptı mı?

Göçün 50. yılı kutlanırken Belçika hala imam ve kurban meselesine çözüm bulabilmiş değil. 11 milyonluk Belçika’da en az 1 milyon Müslüman var. Toplumda Müslümanlar sorun yaratan kesim olarak görülmeye devam ediyor. Kendi içinde bölünmüş olan Belçika hükümeti ise göçmenlerin topluma entegre olabilmeleri için hiçbir zaman uyum politikası geliştirilmedi ve hala bunun üzerinde durulmuyor. Brüksel’de entegrasyon denilince, belediye başkanlarının aklına gençler için ‘spor sahası’ inşa etmek geliyor genelde. Bugün bakıldığında çok bariz bir şekilde entegrasyon politikalarının yetersizliği ortaya çıkıyor.

Belçika Avrupa ülkeleri arasında farklı bir konuma sahip. NATO ve AB kurumlarının Brüksel’de bulunmasının ana sebebi diğer ülkelere kolay geçiş noktası olmasıdır. Açık görüşlü ve sade bir yaşam biçimine sahip olan Belçikalılarla diyalog kurmak oldukça kolay. Bu yüzden ırkçılık seviyesi bazı Avrupa ülkelerine göre çok daha düşük oranda görülüyor.

Terör korkusunun körüklediği nefret Belçika’ya da ulaştı

Terör korkusu Belçikalıların birkaç gün evden çıkmamalarına sebep oldu. Metrolar, AVM ve konser salonları kapılarına kilit vurdu. Hatta taksi ve otobüs şoförlerinin bir kısmı işe gitmek istemedi. Bazı taksiler saatler öncesinden çağrılmasına rağmen ya geç geldi ya hiç gelmedi. Otobüs şoförlerinin yeniden görev başına dönmeleri için prim verildi. AB’nin başkenti Brüksel tam hayalet şehre döndü.

Sokakta yürüyen insan eskisi kadar vurdum duymaz değil. Kin ve nefret ise katlanarak arttı. Aşırı sağ partilerde oy patlaması görülüyor. Belçika’daki Türk ve Arap camilerine ‘Hıristiyan Devleti’ imzalı tehdit mektupları bırakılıyor. Anne ve babalar terör tehdidi seviyesi düşürülmeden çocuklarını okula göndermek istemiyor. Her halükarda insanlar eskisi kadar rahat hareket edemiyor. Avrupa genelinde Müslümanlara yönelik saldırılarda ise gözle görülür bir artış yaşanıyor.

Irkçılık ekonomik krizle birleşince

Avrupa’da yaşanan ekonomik kriz işten çıkarmaların önünü büyük ölçüde açtı. Şimdi ise kanlı saldırılar ile birlikte bu süreç hızlanıyor. Paris havalimanında 60 kişiye yakın kişi “risk teşkil” ettiklerinden dolayı işten çıkarıldı. Brüksel toplu taşıma şirketi STİB de “sessiz bir şekilde” onlarca çalışanın işine son verdi. Radikalleşme riski olduğu söyleniyor. Olayın abartılma riski var. Kurunun yanında yaş da yanabilir. Özellikle vasıfsız insanlar kurban edilebilir.

Şiddet karşıtı Müslümanların sesi kısık çıkıyor

Avrupa’da olduğu gibi Belçika’da da Müslümanlar yaşanan kanlı saldırılardan oldukça rahatsız. Televizyon ve radyo programlarında özellikle Fas asıllı gençler İslam’ı savunmaya çalışıyor. Kendilerine ayrılan birkaç saniyelik süre zarfında İslam’ın barış dini olduğunu anlatmaya çalışıyorlar. Avrupa, terörle mücadelenin sadece güvenlik politikalarıyla mümkün olmadığını anlamalı; kin ve nefretin daha da artmaması için İslamın barışçıl yorumlarının desteklenmesi gerektiğinin farkına varmalı. Müslümanlara radyo ve Televizyon kanallarında daha fazla söz hakkı tanınmalı.

Brüksel’de yabancı asıllı Müslümanların eğitim seviyesi oldukça düşük. Toplumda yer edinemeyen gençlerin radikalleşme ve terör eylemlerine katılma ihtimali yüksek. Avrupa ülkeleri yabancı asıllı insanların yük değil ülkeye artı değer kattığını dillendirmeli. Zira topluma karışamayan yabancı asıllı bazı Müslümanlar şirket açarak ekonomiye büyük katkı sağlıyor.

Göçmenlere bakış değişmedikçe, sorun büyümeye devam edecek
Belçika’nın kalkınmasını sağlayan önce Demokratik Kongo Cumhuriyeti’ydi daha sonra ise ülkeye ağır işlerde çalıştırılmak üzere çağrılan göçmenler bu görevi üstlendi.

Avrupa yabancı asıllı gençleri ‘formatlamaya’ çalıştıkça radikalleşme devam edecek. Eşitsizlik ve adaletsizlik giderilmedikçe terörün önüne geçilemeyecek. Avrupa barış kıtası olmaktan çıktığının farkına varmalı ve bir an önce etkili önlemler almalı.

Müslümanların topluma kazandırılmasıyla radikalleşmenin önüne geçilebilir. Ancak bunu yapmak için insanların kimliklerine, kim olduklarına saygı gösterilmeli. Birinci sınıf, ikinci sınıf insan kategorisi oluşturmamalı. Sınıf farkı ve psikolojik baskı ortadan kaldırılmalı. Belçika, restoran kapılarında asılan ‘İtalyanlar ile köpeklere girmek yasak’ yazılı tabelaları unutmadı.

Brüksel’in göbeğinde bulunan Molenbeek yıllardır saatli bombaydı. Gözle görülür birçok olay yaşanıyordu. Tıpkı Paris banliyöleri gibi. Gözardı edildi. Ve sonunda patladı.