Son Dakika

Okunan haber:

Atilla Sandıklı: "Türkiye'nin karşı karşıya olduğu dördüncü nesil savaştır"


Türkiye

Atilla Sandıklı: "Türkiye'nin karşı karşıya olduğu dördüncü nesil savaştır"

İstanbul’un turistik kalbi Sultanahmet Meydanı’na yapılan kanlı saldırı, Türkiye’nin yüzleştiği terör tehdidinin ne derece korkutucu olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi.

10 Alman turistin öldüğü IŞİD’n kanlı saldırısı, hükümete yöneltilen “örgüte göz yumuluyor” eleştirisinin sonunu getirmeye yetmedi. Türkiye içinden ve dışından birçok kişi, Suriye’nin kuzeyinde PKK’nın kolu YPG ile çatışan IŞİD’in hükümet tarafından tolere edildiğini öne sürdü.

Ancak IŞİD Türkiye’yi kana boğan birçok saldırı düzenledi.

Bunlardan biri 7 Haziran seçimleri için HDP’nin miting düzenlediği Diyarbakır’da meydana geldi. Miting alanına bomba yerleştiren örgüt, 4 kişinin ölmesine 100’den fazla kişinin de yaralanmasına neden oldu.

IŞİD 20 Temmuz’da da Kobani’de yaşanan duruma dikkat çekmek isteyen üniversite öğrencilerini hedef aldı. Grup içerisinde bomba patlatan örgüt, 33 kişiyi öldürdü, 104 kişiyi de yaraladı.

Geçen yıl 10 Ekim’de Ankara’da ise ülke tarihinin en ölümlü saldırısı yapıldı. Kürt sorununa çözüm isteyen sendikacı grubun içerisinde çifte bomba patlatıldı, 100 kişi öldü.

Diyarbakır ve Suruç saldırılarının ardından Türk hükümeti IŞİD’e karşı sert önlemler almaya başladı. Geçen temmuzda Amerika’ya İncirlik üssünü kullanması için izin verildi.

Atılan bu adımlarla beraber uluslararası koalisyonla Suriye’de IŞİD’e karşı mücadele edildi. Ancak bazı gözlemciler Türkiye’yi sadece PKK’yı hedef almakla suçladı.

Türkiye’de iki yıl süren barış sürecinin temmuz ayında çökmesinin ardından PKK saldırılarını artırdı. Terör örgütü savaşı sivillerin arasına taşırken geçen hafta ağır kayıp verdi. En az 32 terörist öldürüldü.

IŞİD’in taktiklerini Türkiye’de uygulayan PKK, bu kez bomba yüklü araçla Diyarbakır’ın Çınar ilçesinde emniyet müdürlüğüne saldırdı. Olayda biri çocuk 6 kişi yaşamını yitirdi.

IŞİD taktiği ile Cizre ve Silopi gibi yerlerde öz yönetim ilan eden PKK ile çıkan çatışmalar sivil yaşamı durma noktasına getirdi. Birçok sivil çatışmalardan kaçmak için evlerini terk etti.

Türkiye, IŞİD ve PKK gibi terörist grupların saldırılarına cevap vermeye çalışırken, içeriden ve dışarıdan gelen eleştirilere de cevap veriyor.

Terör örgütlerine karşı alınan önlemler otoriterlik suçlamasına yol açarken Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, terör bitene kadar mücadelenin süreceğini vurguluyor.

İstanbul’da düzenlenen saldırının ardından Türkiye terör örgütü DAEŞ‘e yönelik operasyonlarını yoğunlaştırdı. Emekli asker, terör uzmanı ve Bilge Adamlar Stratejik Araştırma Merkezi (BİLGESAM) Başkanı Prof. Dr. Atilla Sandıklı Türkiye’de ve bölgede yaşanan son gelişmeleri Euronews’e değerlendirdi.

Bora Bayraktar, Euronews: “Türkiye bu noktaya nasıl geldi? Bir yanda IŞİD, öbür tarafta PKK terörüyle mücadele, bu noktaya nasıl gelindi?”

Prof. Dr. Atilla Sandıklı, BİLGESAM Başkanı: “Türkiye’nin bölgedeki yumuşak gücünün ve etkinliğinin hızla artması hem küresel güçleri, hem de bölgesel güçleri rahatsız etti. Dolayısıyla Türkiye’nin hem bölgede yapmak istediği projeleri, planları, stratejileri etkisiz bırakmak, hem de ülke içinde problemler çıkarmak suretiyle onu bu şekilde bölgeye yönelik politikalarında zayıf bırakmak ve bunları düşünemez hala getirmek için bir girişim başlattılar. Bunu dördüncü nesil savaşlar dediğimiz, işte vekalet savaşları veya bulanık savaş kapsamında yaptılar.”

Euronews: “Bu müdahaleleri yapmadan önce Türkiye hangi uluslararası anlaşmalara ya da uluslararası hukukun hangi gerekçesine göre bu operasyonları yapıyor?”

Atilla Sandıklı: “Şu anda bölgeye sınırı olan ve bu durumdan fazla etkilenen Türkiye. Dolayısıyla bunun sorgulanması bir kere abes olabiliyor. Peki bunların hepsi hukuka uygun olarak mı yapılıyor? Zaten Suriye’de Irak’ta devlet yönetimi, uluslararası hukuktan bahsetmek çok zor bir şey değil. Ancak buna rağmen Türkiye uluslararası hukukun temel kavramlarına uygun çalışmalar yapıyor. Onun için oraya kara unsurlarıyla müdahale etmiyor. Şimdiye kadar çoktan müdahale edebilirdi, aslında sorunların birçoğunu da belki çözebilirdi. Ama uluslararası hukuk buna müsaade etmediği için yapmıyor. En azından şunu söyleyebiliriz; diğer ülkeler uluslararası hukuk kurallarına ne kadar uyuyorsa, Türkiye de en az onlar kadar bu hukuk kurallarına uyuyor diyebiliriz.”

Dördüncü nesil savaş: Harp ile siyasetin, asker ile sivilin, barış ile çatışmanın, savaş alanı ile emniyetli bölgenin aralarındaki bulanık hatların olması olarak nitelendirilen savaş türü.