Son Dakika

Okunan haber:

Sert yaptırımlarla solcu geçmişi arasında kalan Fransız bakan istifa etti


Fransa

Sert yaptırımlarla solcu geçmişi arasında kalan Fransız bakan istifa etti

Fransa’da terörle mücadele kapsamında yapılması planlanan tartışmalı anayasal reform hükümetten istifa getirdi. Terör suçlarından hüküm giyen çifte vatandaşların Fransız vatandaşlığının geri alınması tasarısının yasalaşması için parlamentoda yapılacak oylama öncesi Adalet Bakanı Christiane Taubira istifa etti.

İstifasını önce Twitter’dan “Bazen direnmek kalmaktır, bazense gitmektir” diyerek duyuran Taubira, ardından bir basın toplantısı düzenledi. Taubira hükümet ile arasındaki ‘fikir ayrılığına’ işaret etti:

“Ben büyük bir fikir ayrılığı sebebiyle bu hükümeti bırakıyorum. Bizi tehdit eden bu terörist tehlike ciddi boyutta. Bence bu konuda hiçbir askeri, diplomatik, siyasi veya sembolik zaferi kabul etmek zorunda kalmamalıyız.”

Taubira’nın yerine Adalet Bakanlığı görevine hükümetin bu tür anayasal reformlarını destekleyen Jean-Jacques Urvoas’ın getirildi. Başbakan Manuel Valls’a yakınlığıyla bilinen Urvoas, Paris – Place Vendome’daki Adalet Bakanlığı binasında gün içinde düzenlenen bir törenle görevi selefinden devraldı.

Taubira, daha önce birçok kez Cumhurbaşkanı François Hollande’ın önerisi olan bu tasarıyı ‘Fransa’nın cumhuriyetçi değerlerine aykırı’ ve ‘işe yaramaz’ olarak nitelendirerek desteklemediğini belirtmişti. Bu reform gibi birçok noktada hükümet ile görüşlerinin ayrıldığı Taubira’nın adalet bakanı olarak önümüzdeki hafta yapılacak oylamada milletvekillerini bu tasarının yasalaşması yönünde oy vermeleri için ikna etmesi gerekiyordu.

Aşırı sağın hedef tahtasındaki siyahi bakan

Aslında Taubira’nın bugünkü ‘duygusal’ istifası pek de beklenmeyen bir gelişme değildi. “Ben başımda bir patron olmasını kaldıramam, benim patronum vicdanımdır. Bazen bu vicdan bana bazı sert ancak güzel kurallar dikte eder” diyen 63 yaşındaki Taubira kadar kendisi hakkındaki fikirler nedeniyle Fransız siyasetinde kutuplaşma yaratan çok az bakanın olduğu belirtiliyor.

Fransız Guyanası kökenli Taubira, hem siyahi oluşu hem de eşcinsellere evlilik ve evlat edinme hakkı veren yasanın kabulü gibi tartışmalı uygulamaların hayata geçmesinde oynadığı rol sebebiyle başta Ulusal Cephe olmak üzere aşırı sağcı kesimlerin hedefi konumundaydı. Ulusal Cephe Taubira’yı ‘geleneksel ailevi değerlerin zarar görmesine sebep’ olan bu yasayı savunmasıyla olduğu kadar, ülke hapishanelerini ‘boşalttığı’ ve suçla mücadelede ‘zayıf’ davrandığı gerekçesiyle sertçe eleştiriyordu. Partinin lideri Marine Le Pen, Taubira’yı ‘Fransız karşıtlığı’ ve ‘ayrılıkçılıkla’ suçlarken, aşırı sağa hitap eden bir dergi hakkında da eski bakanı ‘maymuna’ benzeten bir makale nedeniyle dava açılmıştı.

Taubira da kökeninin özellikle Paris’in elit siyasi çevresinde işini hiçbir zaman kolaylaştırmadığının farkındaydı. ‘Paris’te siyahi olmak’ hakkında bir yazı yazan eski bakan, ‘bu benim seçimim değil ancak ‘öteki’ olduğum bana asla unutturulmadı’ demişti. Belki de bu ‘ötekileştirilme’ onun kendisi gibi ‘ötekileştirilenlerle’ daha iyi empati yapmasını sağlayarak eşcinsellere evlenme ve evlat edinme haklarının verilmesinin en azılı savunucularından biri haline getirmişti.

Sosyalist Parti’deki çatlak Taubira’nın gidişiyle büyür mü?

‘Merkeze kaymakla’ eleştirilen iktidardaki Sosyalist Parti’nin ‘solda kalmış küskünleri’, ‘cesareti’, ‘yeteneği’ ve ‘onurlu duruşuyla’ takdir ettikleri Taubira’nın istifasını hükümet ve 2017 seçimleri öncesinde Hollande için büyük bir kayıp olarak nitelendiriyor. Siyaset uzmanları hükümette kilit rol oynayan Taubira’nın yokluğunu en çok, eski bakanın desteğini ve deneyimini her zaman arkasında bulan Hollande’ın hissedeceğini söylüyor.

Ancak Taubira’ya sadece sağ kanattan değil, kendi partisi içinden de bilenenler vardı. Sosyalist Parti’nin içinde ‘terörzmle mücadele kapsamında daha sert yaptırımlara onay veren’ Başbakan Manuel Valls ve Taubira destekçileri diye iki ayrı grubun olduğu ve bu istifayla bu çatlağın büyüyeceği de yapılan tahminler arasında. Valls ile Taubira arasındaki gerilimin en ekrana yansıyan anlarından birisi, Taubira’nın ‘terör suçlularının Fransız vatandaşlığının alınması’ tasarısının rafa kalktığını açıklamasının tam bir gün ardından, bu tasarının yasalaşması için meclise sunulacağını açıklayan Valls ile birlikte kameralar karşısına geçmek zorunda kalması olmuştu.

Seçimlere bir yıl kala Taubira ile birlikte iktidar partisinde Hollande’ın görüşlerine ters düştüğü için hükümet içinde görevinden alınanların sayısının artması da endişe yaratan bir başka unsur. Taubira’dan önce tıpkı onun gibi ‘görüş ayrılığı’ nedeniyle Cecile Duflot, Arnaud Montebourg, Aurelie Filippetti ve Benoit Hamon da bakanlık görevlerinden ayrılmıştı. Eski bakanların bu istifanın ardından Taubira’ya ‘yanındayız’ mesajı göndermesi Sosyalist Parti’nin eski ve yeni kadroları içinde de yaşanan çatlağı gözler önüne seriyor.

Taubira olağanüstü halin sert yaptırımlarıyla solcu geçmişi arasında mı kaldı?

Paris saldırganlarının Kuzey Afrika kökenli Belçika veya Fransa vatandaşları olduğunun ortaya çıkmasının ardından terör suçlusu çifte vatandaşların Fransız vatandaşlığının alınması tasarısı gündeme gelmişti. Taubira’nın bu ve bunun gibi karşı çıktığı bazı olağanüstü hal yaptırımları, uluslararası toplumdan da tepki çekmeye başladı.

Uzatılması beklenen olağanüstü hal altında yürürlüğe giren uygulamalardan tepki çekenlerin başında güvenlik güçlerinin hiçbir adli karara gerek duymadan, gece veya gündüz ev baskınları yapabilmesi, şüpheli görülen herhangi bir kişiyi adli karar olmadan ev hapsinde tutmak için güvenlik güçlerine ek yetkiler verilmesi ve toplu eylemlere sınırlandırma getirilmesi geliyor.

Geçtiğimiz hafta Birleşmiş Milletler’den insan hakları uzmanları Fransa’yı ‘olağanüstü hali uzatmamaya’ çağırmış, ‘olağanüstü hal altında uygulamaya geçen bazı hükümlerdeki belirsizliğin özel hayatın, ifade özgürlüğünün ve toplanma hakkının gaspı anlamına’ gelebileceğinden endişe duyduklarını belirtmişti.

Olağanüstü halin uzatılmasına bir başka tepki de Avrupa Konseyi’nden geldi. Konseyden Hollande’a yazılan bir mektupta, bu yasaların uygulanmasının dikkatle takip edilmemesi durumunda ‘temel özgürlüklerin’ kısıtlamaya uğrayabileceği konusunda uyarı yapıldı.

Olağanüstü halin uzatılmasını savunan ve ilgili yasa değişikliklerine yönelik eleştirilere yanıt veren Başbakan Manuel Valls ise “Fransa sonsuza kadar olağanüstü hal durumunda yaşamayacak, ancak terörist tehdit devam ettiği sürece IŞİD yenilene kadar elimizden geleni yapmak zorundayız” demişti.